Faydalı Model Belgesinin Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan Emsal Karar içeriğine Gülsün Hukuk Bürosunun kurumsal sitesinden hemen erişebilir ve aklınıza takılan hususlar için bize ulaşabilirsiniz.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1683
KARAR NO: 2022/1697
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 27/09/2022
NUMARASI: 2022/224 E.

DAVANIN KONUSU: Faydalı Model Belgesinin Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/12/2022
Yukarıda yazılı ilk derece Mahkemesi’nin kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1978 yılından bu yana çocuk ve bebek grubu için oyuncak, kırtasiye ve medikal sarf malzemeleri üretimi yaptığını, müvekkili şirketin gerek üçüncü şahısların fikri ve sınaî haklarına gösterdiği saygı, gerekse kendi sınaî haklarını koruma iradesi ile üretim ve satışını gerçekleştirdiği ürünlere ait sınai mülkiyet haklarını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde gerçekleştirdiği muhtelif tescillerle koruma altına aldığını, müvekkilinin davalı şirketle benzer sektörde faaliyet göstermekte olup, dava konusu ürünü uzun süredir ticarileştirmekte olduğunu, davalı şirketin dava konusu faydalı model tesciline dayanarak müvekkili tarafından üretilen dava konusu ürünle ilgili olarak müvekkilinin önemli müşterilerinden ve perakende mağazacılık sektörünün lider kuruluşlarından biri olan dava dışı … Anonim Şirketi’ne bir ihtarname gönderdiğini ve bu ürün sebebi ile dava konusu faydalı model tescillerinin ihlal edildiğini ihtar ettiğini, ihtarname bu ürünün şirket tarafından üretilmiş gibi kaleme alınmış ise de ihtar konusu ürünün müvekkilinin ürettiği bir ürün olduğunu ve ihtarnamenin tek amacının müvekkilinin bahsi geçen şirketle olan ticari ilişkisini akamete uğratarak, müvekkilinin bu ürün bakımından rekabet ortamından uzaklaştırmak olduğunu, davaya konu faydalı model tesciline konu buluşun davalı tarafa aidiyetinin de yargılama gerektirdiğinden uyuşmazlığın etkin bir şekilde çözümü için bu davanın açılmasının gerektiğini, müvekkilinin hem menfi tespit talebi, hem de hükümsüzlük talebi bakımından bu davayı açmak konusunda hukuki menfaati bulunduğunu, davaya dayanak … nolu patentin, 09/11/2004 tarihinde Fransa’da yapılan bir patent başvurusu üzerinden açılan uluslararası patent başvurusu ile Amerika’da tescil edildiğini, bu başvurunun 18/05/2006 tarihinde yayınlanarak toplumun erişimine açıldığını, dava konusu faydalı model tescil başvurusundan 11 yıl önce yayınlanarak toplumun erişimine açılmış olduğundan dava konusu faydalı model tescili karşısında tekniğin bilinen durumuna dahil bir referans olduğunu, bu davada ayrıca … nolu faydalı model tesciline de dayanılmakta olduğunu, bu faydalı model tescilinin 26/08/2015 tarihinde yayınlanarak toplumun erişimine açıldığını, müvekkilinin ürünlerinin davalı tarafın tescilinden farklı kabul edilmesi halinin ise yine müvekkilinin ticari faaliyetinin engellenmeden devam etmesini gerektireceğini, müvekkilinin ticari faaliyetinin mevcut duruma uygun şekilde devam etmesi sonucunun ortaya çıkacağını belirterek, Mahkemece gerek görüldüğü takdirde sundukları deliller üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılarak; delil olarak sundukları patent tescillerinin kamuya sunum tarihleri bakımından dava konusu faydalı model tescili karşısında tekniğin bilinen durumuna dahil referanslar olup olmadığı, dava konusu faydalı model tescilinin bağımsız isteminde açıklanan unsurların sundukları delillerle açıklanıp açıklanmadığı, bu delillerin hükümsüzlük ve menfi tespit davası bakımından iddialarını en azından yaklaşık olarak ispatlayıp ispatlamadığı konusunda rapor alınmasını, delillerin ve müvekkilinin ticari itibarının telafisi imkânsız zararlara uğrama ihtimali birlikte değerlendirilerek ve bu hususta teminat göstermeye hazır oldukları da dikkate alınarak; dava süresince dava konusu … nolu faydalı modelin tescilinden doğan hakların müvekkiline, müvekkilinin haleflerine ve müvekkilinin ürünlerine karşı kullanılmasının ihtiyati tedbir kararı ile engellenmesini, davalı şirkete ait … nolu faydalı model tescilinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, müvekkilinin ekte görselleri verilen ve dosyaya örneği sunulacak ürünlerinin davalı tarafın … nolu faydalı model tescilini ihlal etmediğinin tespitine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; “… Her ne kadar davacı tarafından davalıya ait faydalı modelin yenilik özelliğinin bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmişse de, tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra bu konuda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, incelenmesi istenilen eski tarihli yabancı patent tescillerinin kaybolma ihtimali olmayan deliller oldukları, bu sebeple HMK’nun 400 ve devamı maddelerinde düzenlenen delil tespiti yapılmasının koşullarının bulunmadığı, davacıya ait ürünün davalının tescilli faydalı modelinin koruma kapsamında kalmadığına dair bu aşamada dosyada bir delil bulunmadığı, davalının faydalı modelinin hükümsüzlük koşullarının mevcut olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, davalının tescilli faydalı modelinden kaynaklanan haklarını davacıya karşı kullanmasının yasaklanması halinde mülkiyet hakkının sınırlandırılmış olacağı, bu aşamada HMK’nun 390/son maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği …” gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Müvekkilinin davalı şirket adına tescilli … nolu faydalı model tescilinin hükümsüzlüğü ile buna bağlı olarak müvekkilin faaliyetinin bu faydalı model tescilinden doğan hakka tecavüz teşkil etmediğinin tespitini talep ettiğini, Mahkemenin bilirkişi incelemesi yapmadan tedbir talebi hakkında karar vermeyi tercih ettiğini, sonra da yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği gerekçeyle talebi reddettiğini, bunun da çelişki doğurduğunu, dosya üzerinden patent uzmanı bir bilirkişi incelemesi yapılması ile hükümsüzlük davasının haklılığının ortaya çıkacağını, bu tedbir kararının davalının yenilik vasfı içermeyen faydalı model tescilinden doğan şekli hakkını müvekkilinin ticari ilişki içerisinde bulunduğu şirketlere karşı işlem yaparak suiistimal etmesini engellemeye yönelik olduğunu, müvekkilinin en azından yaklaşık olarak haklılığı ispatlandığından ayrıca davanın sonucunda her halde müvekkilinin ticari faaliyetinin mevcut duruma uygun şekilde devam etmesi sonucu ortaya çıkacağından aksi yönde doğabilecek telafisi imkânsız zararlar da dikkate alınarak dava konusu … nolu faydalı model tescilinden doğan hakların müvekkilinin ticari faaliyetini engelleyecek ya da bozacak şekilde kullanılmasının tedbir kararı ile engellenmesinin gerektiğini beyanla istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin tedbir talebimizin reddine yönelik ara kararının kaldırılmasını, taleplerinin kabulüne karar verilmesini veya gerek görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yapılarak tedbir talebinin değerlendirilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iade edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Faydalı model belgesi alınırken başvurunun birçok bilirkişi ve kurul incelemesinden geçtiğini, tek başına bir bilirkişinin yanlış yorumunun bulunması halinde çok büyük zararlar meydana gelebileceğini, hükümsüzlük davasının konusuna ilişkin direk tedbir istendiğini, tedbirin mülkiyet hakkını ihlal eder mahiyette istendiğini, ihtiyati tedbirin yasal gerekliliklerinden olan yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, bu sebeple tedbir talebinin reddi kararının isabetli olduğunu, davacı …’un sadece bir üretici olduğunu, ürün ile ilgili hiçbir sınai hakka sahip olmadığını beyanla davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep; SMK m.144’ten kaynaklanan, dava süresince dava konusu … numaralı davalı adına tescilli faydalı modelin tescilinden doğan hakların davacıya, davacının haleflerine ve davacının ürünlerine karşı kullanılmasının ihtiyati tedbir kararı ile engellenmesi, davalı şirkete ait … nolu faydalı model tescilinin hükümsüzlüğü, sicilden terkini, davacının ürünlerinin davalı tarafın … numaralı faydalı model tescilini ihlal etmediğinin tespiti istemine ilişkindir. İstinaf konusu uyuşmazlık ise; dava süresince dava konusu … numaralı davalı adına tescilli faydalı modelin tescilinden doğan hakların davacıya, davacının haleflerine ve davacının ürünlerine karşı kullanılmasının ihtiyati tedbir kararı ile engellenmesi talebinin reddi kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Faydalı modele ilişkin fikri ve sınai haklar hukukundan doğan hak, mülkiyet hakkı olup, mülkiyet hakkı Anayasa ile teminat altına alınmış ise de; bu koruma sınırsız değildir.

Mülkiyet hakkı mahkeme kararı ile geçici hukuki koruma türü olan ihtiyati tedbir yolu ile kısıtlanabilir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 Sayılı HMK’nın 389. maddesi ile ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki koruma niteliğindedir. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat şartı gerekmektedir. Ayrıca fikri ve sınai haklar hukukunda tescilli faydalı modeller bakımından 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.159’da özel bir düzenleme yer almakla 6769 Sayılı SMK 159/1 maddesi uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, sınai mülkiyet haklarına tecavüz edecek şekilde kullanımların olduğunu ispat etmek şartıyla ihtiyati tedbir verilmesini isteyebilir. İhtiyati tedbir kararı, talep edildiği tarih itibariyle dosya kapsamında mevcut deliller değerlendirilerek verilmesi gereken geçici hukuki koruma türüdür. Bu sebeple yasa koyucu, mutlak ispatı değil yaklaşık ispatın varlığını yeterli görmüştür. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır.

“Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması sebebiyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. HMK’nın 389/1. maddesinde, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik sebebiyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, bu kapsamda dosyada mevcut iddia, bilgi- belge ve deliller ile yukarıda içeriği açıklanan Mahkeme kararı birlikte dikkate alındığında, eldeki dosyada ihtiyati tedbir koşulları açısından yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, yaklaşık ispata kanaat için bu aşamada tedbir açısından değerlendirme yapılamayacağı, kararın ölçülü olduğu tespit edilmekle, ilk derece Mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararında isabetsizlik bulunmadığı, davacının ihtiyati tedbirin reddine karşı yaklaşık ispata dair istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı belirlenmiştir. İstinaf ile davacı tarafından davalıya ait faydalı modelin yenilik özelliğinin bulunup bulunmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmişse de, tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra bu konuda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, incelenmesi istenilen eski tarihli yabancı patent tescillerinin kaybolma ihtimali olmayan deliller oldukları, bu sebeple HMK’nun 400 ve devamı maddelerinde düzenlenen delil tespiti yapılmasının koşullarının bulunmadığı, davacıya ait ürünün davalının tescilli faydalı modelinin koruma kapsamında kalıp kalmadığına dair bu aşamada dosyada bir delil bulunmadığı, davalının faydalı modelinin hükümsüzlük koşullarının mevcut olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, davalının tescilli faydalı modelinden kaynaklanan haklarını davacıya karşı kullanmasının yasaklanması halinde mülkiyet hakkının sınırlandırılmış olacağı, bu aşamada HMK’nun 390/son maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğine ilişkin ilk derece Mahkemesinin gerekçeli karar değerlendirmesi isabetli bulunmuştur.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, yapılan inceleme sonucunda ilk derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 27/09/2022 tarih ve 2022/224 Esas sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK’nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.01/12/2022