Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) Emsal Karar detaylarına sitemizden hemen erişebilir ve bilgi sahibi olabilirsiniz.
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1956
KARAR NO: 2024/1997
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/10/2024
NUMARASI: 2022/530 Esas – 2024/1002 Karar
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, davalı…’ın, diğer davalı eşi ile piyasaya olan borçlarından dolayı danışıklı bir biçimde boşandığı, boşanma protokolünde, Bahçelievler, Yenibosna, … parselde kayıtlı, … ve … nolu depolu dükkan ile Büyükçekmece, Güzelce,… ada, … parselde kayıtlı 3 adet dubleks konut ve arsasını eşi davalı…’a boşanma tazminatı olarak verdiği, bu taşınmazlardan Yenibosna’daki 2 ve 3 nolu depolu dükkanın davacının da davalı … ile yarı yarıya hissedar olduğunu, … Otomotiv San.ve Tic. Ltd. Şti adına kayıtlı iken, hissedar ve imza yetkisini bulunduran davalı … tarafından diğer davalıya satış suretiyle devredildiği, devir bedellerinin düşük gösterildiğini, göstermelik bir satış işlemi yapıldığını, herhangi bir para ödemesinin söz konusu olmadığını, bu arada danışıklı boşanan davalıların bir süre sonra gerçek anlamda anlaşmazlığa düşüp ayrıldıklarını ve davalı …’ın bu taşınmazları satışa çıkardığını, kendisinin, diğer davalı … ile birlikte … Oto. …Şti.’nin hissedarı olması sebebiyle şirket malının davalı ortak tarafından danışıklı bir işlemle 3. kişiye devrinden dolayı zarara uğradığını belirtilerek, şirket zararının önlenmesi için muvazaanın tespitini ve bu taşınmazların yeniden şirket adına tescilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı … vekili, … Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin bir aile şirketi olduğunu, davacı ile diğer davalının kardeş olduğunu, önceki hissedarın babaları … olduğunu, dolayısıyla şirket mal varlığında bulunan dava konusu taşınmazların davalı müvekkili adına devir ve tescili tamamen aile kararı ile olduğunu,devrin yapıldığı 02.07.2019 tarihinden,huzurdaki dava tarihine kadar davacının herhangi bir hukuksal işlemde bulunmadığının yapılan işleme onay verdiğini gösterdiğini, dava konusu taşınmazların davalı müvekkiline boşanma tazminatı karşılığında devredildiğini, bu husus İstanbul 7. Aile Mahkemesi’nin 27.06.2019 tarih, 2019/436 esas 2019/440 karar sayılı kesinleşen ilamı ile sabit olduğunu, tapuda gözüken devir bedeli, belediye emsal rayiç bedel üzerinden harca esas olmak üzere beyan edilen değer olduğunu, gerçek bedel ise eski davalı kocanın, 17 yıllık evlilik ve 2 çocuklu eski eşine maddi ve manevi tazminat olarak ödemeyi kabul ettiği değer olduğunu, nitekim aynî tazminat dışında eski eşler arasında parasal bir tazminat söz konusu olmadığını, tapuda gözüken satış bedelinin muvazaaya işaret ettiğine dair davacı beyanlarının haksız olduğunu, ayrıca eski eşlerin boşanmadan sonra Bodrum’da birlikte yaşadıklarının doğru olmadığını, boşanan eşlerin çocukların üstün yararı gereğince müşterek çocuklarının doğum gününde bir araya gelmesi yadırganmaması gerektiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, dava konusu taşınmazlar, davalı… ile davalı …’ın İstanbul 7.Aile Mahkemesi’nin 2019/436 esas sayılı anlaşmalı boşanma davası anlaşma protokolüne konu edilmiş, akabinde satış yoluyla davalı … adına devir ve tescil edildiği, davalıların boşanma kararının kesinleştiği, kesin hükme konu kararın aksinin iddia edilemeyeceği iddia edilmiş ise de, boşanma davasında anlaşma protokolünün taraflarca hazırlandığı, davanın amacının mahkeme kararının değil devrin iptali amacını taşıdığı, anlaşma protokolü çerçevesinde yapılan devirlerin muvazaalı olup olmadığının inceleme konusu yapılabileceği, taşınmazların genel kurul kararı olmadan satışa konu edildiği, davalıların anlaşmalı boşanma davasında verilen karar kesinleştikten sonra da birlikte yaşamaya devam ettikleri, satış bedelinin rayiç değerden düşük olduğu ve satış bedelinin şirket hesaplarına girdiğine ilişkin de bir iddia bulunmadığı, taşınmazların muvazaalı olarak anlaşma protokolü ve akabinde satışa konu edildiği anlaşılmakla davanın kabulü ile İstanbul ili Bahçelievler İlçesi … Mahallesi … parsel … ve … nolu dükkanın davalı … adına olan tapusunun iptali ile dava dışı … Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına tesciline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı … vekili, dava konusu taşınmazların tapuda satış işleminin şirketi temsilen davacı ile diğer davalının babası tarafından vekaleten gerçekleştirildiğini, satış işlemi dahil tüm kararların müştereken alındığını, zarara uğratılmak istenen tarafın iyi niyetli ve muvazaa ile ilgisi olmayan müvekkili olduğunu, davacı ortağın haberi olmadan babasının bir işlem yapmayacağını, baba …’ın tanık sıfatıyla verdiği beyanında, “aile bireyleri olarak şirket adına kayıtlı taşınmazları devir kararı aldık” dediğini, kendisini, davacı ve davalı oğlunu ve eşini kastettiği, davacı şirkete ait malların borçlardan kurtulmak maksadıyla kaçırılmasına ve bu işlemin anlaşmalı boşanma işlemine dayandırılmasını kabul ediyorsa, muvazaalı işlemi yapanlardan birinin davacı olduğunu, davacının kendi muvazaasına dayanarak hak iddia ettiğini, şirkete ait tüm ticari defterlerin ibrazı için “dava dışı şirkete ve yetkilisi temsilcisine ihtaratlı davetiye tebliğine” şeklinde ara kararına karşın hiçbir belge, karar defteri ya da ticari defter ibraz edilmediğini, şirketin envanterinde kayıtlı bir mal varlığı hakkında satış işlemi yapılabilmesi için Karar Defterinde buna ait bir karar olması gerektiğini, her biri %50 hisseye sahip iki ortaklı bir şirkette bu kararın alınabilmesi için davacı ortağın alınan bu kararda imzası bulunması gerektiğini, davacı ile davalı ortak …, defter ibrazından kaçındığından bu hususun açıklığa kavuşturulamadığını, defterlerin ibrazı yönünde yenilenen talepleri değerlendirilmeden davanın karara bağlandığını, yazılan gerekçenin dosya kapsamıyla bir bağı bulunmadığını, tapu işlemlerine ait tedavüllü kayıtlar istenmiş ise de Bahçelievler Tapu Müdürlüğü tarafından yalnızca resmi senet örneğinin gönderildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Eldeki dava, limited şirket ortağı ve yöneticisi olan davalı …’ın anlaşmalı boşanma dava dosyasında boşanma protokolünde boşanma tazminatı olarak verileceğini taahhüt ettiği iki adet davalı eski eşine satış yolu ile devir ettiği taşınmazların muvazaa nedeniyle tapusunun iptali ve taşınmazın şirket adına tescili istemine ilişkindir. Davacı; 6098 sayılı TBK’nun 19. (mülga 818 sayılı BK’nun 18. maddesinde düzenlenen genel muvazaa hukuksal nedenine dayanmaktadır. Davacı, davalı şirketin 1/2 oranında paydaşıdır. TTK 644 maddesi atfı ile 555 maddesi gereğince şirketin zarara uğraması halinde tazminatın şirkete ödenmesini talep etmeleri şartı ile şirket ortaklarının dava açmaya hakları olduğu gibi muvazaalı işlemden dolayı zarar gören şirket ortağının da taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tescilini talep etmeye hakkı bulunduğundan davacının işbu davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. ( Yargıtay 11. HD’nin 2014/1111 Esas – 2014/18464 Karar sayılı emsal ilamı ) TTK’nın 626. maddesi gereğince şirket müdür ve yöneticilerinin şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Dava dışı şirketin 31.12.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı … 50 yıl süre ile münferit yetkili şirket müdürü seçilmiş, taşınmazlar şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletname ile … tarafından gerçekleştirilmiştir. Öte yandan 6102 sayılı TTK’nın 643.maddesinin yollamasıyla aynı yasanın 538/2 maddesi uyarınca limited şirketin fesih ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Şirketin öz varlığının yitirilmesine, başka bir anlatımda fesih ve tasfiyesine sebebiyet verebilecek nitelikteki tasarruflar, genel kurulda TTK’nın 421. maddesinde öngörülen ve ortakların kullanacakları nitelikli oy oranıyla alacakları kararla mümkün olup, aksi yöndeki işlem ve tasarruflar geçersizdir. Somut olayda, şirketin karar defteri istenilmesine rağmen incelenememiş ise de ticaret sicil dosyasında bu yolda alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmamaktadır. Tapu kayıtları tüm dayanaklarıyla dosyaya getirtilmiş olup, tapu devir sırasında satışa ilişkin ortaklar kurulu kararı bulunması gerekmediğinden davalı vekilinin bu yolda ki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davalı vekili davacının iddialarına göre; üçüncü şahıs alacaklıları zararlandırmak şirketi borçlarından kurtarmak için yapıldığını kabul etmemekle birlikte davacının yapılan devre muvafakati olduğunun babaları tanık olarak dinlenen …’ın beyanı ile sabit olduğunu ileri sürse de; dosyaya sunulanlardan davalı eski eşlerin boşandıktan sonra da birlikte yaşadıkları şirketin başkaca bir mal varlığı olduğu ileri sürülmediğinden tüm mal varlığının davalı şirket müdürünün eşine rayiç bedelin çok altında bir bedel ile satılması bir arada düşünüldüğünde muvazaanın varlığının kanıtlandığının kabulü gerekir.Muvazaa davası kural olarak, hukuki menfaati bulunan kişilerin, bir işlemin muvazaalı olduğunun ispat etmeleri ile bu işlemin kesin hükümsüz olduğunun tespit ettirilmesi ve hukuk aleminde doğmuş olan sonuçlarının ortadan kaldırılmasına imkân veren bir dava türüdür. Davacı şirket ortağının temsil yetkisi bulunmadığı, temsil durumunu değiştirecek oyu da olmadığı, aile içinde böyle bir karar alınması, devir işleminin davacının bilgisi dahilinde yapılması da muvazaayı ileri sürmesine engel teşkil etmeyip, davacının dava açma hakkını kullanması hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiği de kabul edilemez.Velev ki alacaklılardan mal kaçırma saiki ile yapılmış olsun, temsil yetkisini haiz ortağın boşandığı eşine kendisine ait olmayan taşınmazları boşanma protokolü ile devir etme hak ve yetkisi bulunmadığından işlemin geçersizliğini akdin tarafı olmayan tüzel kişilikten bağımsız kişiliğe sahip ortağın ileri sürme hakkı mevcuttur. Davalı vekilinin davacının kendi muvazaasından yararlandığına yönelik istinaf nedeni yerinde değildir. İşlemin tarafları dava dışı şirket tüzel kişiliği ve bizzat davalı … bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı … vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 100.415,70-TL istinaf karar harcından yatırılan 25.103,92-TL harcın mahsubu ile kalan 75.041,78-TL harcın davalı …’tan alınarak Hazine’ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 207-TL istinaf yargılama giderinin davalı …’tan alınarak davacıya verilmesine, bu davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK’nin 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2024
