Tokat’taki hukuk büromuza ait web sitesinde sizler için Sigortasız Çalıştırılmak Nedir? İşçi Hakları Nelerdir? konusunu ele aldık, inceleyin!
Çalışma hayatı, bireylerin ekonomik bağımsızlıklarını kazandıkları, toplumsal refaha katkıda bulundukları ve kendi geleceklerini güvence altına aldıkları en temel yaşam alanlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası başta olmak üzere, ulusal ve uluslararası birçok hukuki metin, çalışmayı bir hak ve ödev olarak tanımlarken, bu hakkın sosyal güvenlik şemsiyesi altında kullanılması gerektiğini kesin bir dille ifade eder. Bu bağlamda, sigortasız çalıştırılmak, sadece bireysel bir hak gaspı değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve devletin ekonomik düzenini zedeleyen ciddi bir yasa ihlalidir.
Günümüzde birçok çalışan, iş bulma kaygısı, ekonomik zorluklar, işverenin baskısı veya hukuki bilgi eksikliği gibi nedenlerle kayıt dışı istihdam koşullarına boyun eğmek zorunda kalmaktadır. Ancak, yasalarımız işçiyi koruyan son derece güçlü mekanizmalara sahiptir. Bir kişinin bir gün dahi olsa sosyal güvenlik sistemine bildirilmeden çalıştırılması, işçi açısından derhal kullanılabilecek haklı nedenle fesih sebebi oluştururken, işveren açısından da ağır idari ve mali yaptırımları beraberinde getirir.
Sigortasız Çalıştırılmak Kavramının Hukuki Boyutu ve Türleri
Sosyal güvenlik hakkı, feragat edilemez ve devredilemez bir temel insan hakkıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu gereğince, bir işverenin emrinde, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan her birey, çalışmaya başladığı andan itibaren (hatta kural olarak çalışmaya başlamadan önce) SGK’ya bildirilmek zorundadır. İşçinin “ben sigorta istemiyorum, paramı elden verin” şeklindeki bir beyanı dahi hukuken geçersizdir; çünkü sosyal güvenlik hakkından vazgeçilemez.
Kayıt dışı istihdam veya halk arasındaki tabiriyle sigortasız çalıştırılmak, uygulamada her zaman işçinin tamamen sistemin dışında tutulması şeklinde gerçekleşmez. Bu yasadışı uygulamanın hukuken farklı görünüm biçimleri vardır ve her biri ayrı bir hak ihlali doğurur:
Tamamen Kayıt Dışı Çalıştırma (Mutlak Sigortasızlık)
İşçinin işe başladığı ilk günden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumu’na hiçbir şekilde bildiriminin yapılmaması durumudur. İşçi, fiilen işyerinde mesai harcamakta, işverenin emir ve talimatlarına uymakta, mal veya hizmet üretimine katkı sağlamaktadır; ancak devletin resmi kayıtlarında o işyerinde çalışıyor olarak görünmemektedir. Bu durum, mutlak kayıt dışı istihdam olarak adlandırılır. İşçi bu durumda sağlık hizmetlerinden ücretsiz faydalanamaz, emeklilik için gerekli prim gün sayısını biriktiremez ve olası bir iş kazasında ciddi mağduriyetler yaşar.
Kısmi Sigortasızlık: Eksik Gün Bildirimi
İşçinin aslında ayda otuz gün tam zamanlı olarak çalışmasına rağmen, işveren tarafından maliyetleri düşürmek amacıyla SGK’ya ayda on gün, on beş gün veya yirmi gün gibi eksik sürelerle bildirilmesi durumudur. Bu da sigortasız çalıştırılmak kavramının bir parçasıdır. İşçi kağıt üzerinde sigortalı görünse de, fiili çalışması ile resmi bildirimi uyuşmamaktadır. Bu durum, işçinin emekli olma süresini doğrudan uzattığı gibi, işsizlik maaşı gibi haklardan yararlanabilmesi için gerekli olan prim gün sayısına ulaşmasını da engeller.
Kısmi Sigortasızlık: Eksik Ücret Bildirimi (Gerçek Ücretin Saklanması)
Türkiye’de en sık karşılaşılan hak gasplarından biridir. İşçi, niteliği, kıdemi ve yaptığı işin zorluğu gereği yüksek bir maaş almakta, ancak SGK primleri yasal sınır olan asgari ücret üzerinden veya gerçek maaşının çok altında bir bedel üzerinden yatırılmaktadır. Aradaki maaş farkı ise işçiye elden, gayri resmi yollarla ödenmektedir. İşçi, prim günü olarak eksiklik yaşamasa da, prim matrahı düşük gösterildiği için gelecekte alacağı emekli maaşı büyük oranda düşmekte; ayrıca işten ayrıldığında hesaplanacak olan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı da bu düşük bedel üzerinden hesaplanarak işçinin maddi zarara uğramasına neden olunmaktadır. Gerçek ücretin kuruma bildirilmemesi de hukuken kısmi sigortasızlık halidir.
Deneme Süresi Bahanesiyle Sigortasız Çalıştırma
İş Kanunu’na göre iş sözleşmelerine deneme süresi konulabilir. Ancak bu durum, işverenler tarafından sıklıkla kötüye kullanılarak “ilk iki ay deneme süresi, bu sürede sigorta yapılmaz, memnun kalırsak sigortanı başlatırız” şeklinde tamamen yasadışı bir uygulamaya dönüştürülmektedir. Hukukumuzda “deneme süresinde sigortasız çalışma” diye bir kavram kesinlikle yoktur. İşçi, işyerine adım attığı ve çalışmaya başladığı ilk saniyeden itibaren sigortalı olmak zorundadır. Deneme süresi, sadece tarafların sözleşmeyi tazminatsız feshedebilme hakkını düzenler; işverene sigortasız işçi çalıştırma hakkı vermez.
Sigortasız Çalışan İşçinin Yasal Hakları Nelerdir?
Toplumdaki genel yanılgılardan biri, sigortasız çalışan bir işçinin İş Kanunu’ndan doğan haklarını talep edemeyeceği düşüncesidir. Oysa ki, İş Kanunu kapsamındaki haklar, SGK kaydına değil, fiili çalışmaya ve iş sözleşmesine (yazılı veya sözlü olması fark etmeksizin) dayanır. Bir kişinin sigortasız olması, onun işçi sıfatını ortadan kaldırmaz. Sadece, haklarını ararken fiili çalışmasını ispat etme yükümlülüğü doğar. Sigortasız çalışan işçinin hakları, sigortalı bir işçinin haklarıyla tamamen aynıdır.
İş Sözleşmesini Haklı Nedenle Fesih Hakkı
İşçinin SGK bildiriminin hiç yapılmaması, eksik günle bildirilmesi veya gerçek ücreti üzerinden bildirilmemesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin II. fıkrası (Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller) kapsamında işçi için tartışmasız bir haklı nedenle fesih sebebidir. İşçi, bu durumu gerekçe göstererek iş sözleşmesini derhal, herhangi bir ihbar süresi beklemeksizin tek taraflı olarak sona erdirebilir. Bu şekilde yapılan bir fesih, işçiye kıdem tazminatı hakkı kazandırır.
Kıdem Tazminatı Hakkı
Bir işyerinde fiilen en az bir tam yıl çalışmış olan işçi, iş sözleşmesinin kanunda belirtilen şartlarla sona ermesi durumunda kıdem tazminatına hak kazanır. İşçi, sigortasız çalıştırıldığı için işten kendi isteğiyle haklı nedenle ayrılırsa veya işveren tarafından haksız yere işten çıkarılırsa, çalıştığı tüm süreler (sigortasız geçen süreler de dahil olmak üzere) hesaplanarak kendisine kıdem tazminatı ödenmesi yasal bir zorunluluktur. Sigortasızlık, kıdem tazminatı hakkını yok etmez; sadece bu hakkı alabilmek için dava yoluyla çalışmanın ispatlanması gerekebilir.
İhbar Tazminatı Hakkı
İşveren, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim sürelerine (ihbar önellerine) uymadan derhal feshederse, işçiye ihbar tazminatı ödemek zorundadır. Sigortasız çalıştırılan bir işçi, işveren tarafından aniden “yarın işe gelme” denilerek işten çıkarıldığında, çalıştığı süreye orantılı olarak yasal ihbar sürelerine ait ücretini tazminat olarak talep edebilir. Ancak, işçi kendi isteğiyle (haklı nedenle de olsa) işten ayrılırsa ihbar tazminatı talep edemez; bu kural sigortalı işçiler için de aynıdır.
Fazla Mesai (Fazla Çalışma) Ücreti Hakkı
Haftalık yasal çalışma süresi kırk beş saattir. Bu süreyi aşan çalışmalar fazla çalışma (fazla mesai) olarak kabul edilir. Sigortasız çalıştırılan işçiler, genellikle uzun saatler boyunca çalıştırılıp mesai ücretlerinden de mahrum bırakılmaktadır. İşçi, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalarının karşılığını, zamlı saat ücreti üzerinden talep etme hakkına sahiptir. İş mahkemesi nezdinde açılacak bir davada, tanık beyanları ve emsal ücret araştırmaları ile fazla mesai yapıldığı ispatlandığında, işveren bu ücretleri ödemekle yükümlü kılınır.
Yıllık Ücretli İzin Hakkı
İşyerinde işe başladığı günden itibaren en az bir yıl çalışan işçiler, yıllık ücretli izne hak kazanırlar. Sigortasız işçiler de bir yılı doldurduklarında bu hakka sahiptirler. Eğer işçi çalışırken bu izinleri kullandırılmamışsa, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi anında, kullanılamayan izin günlerine ait ücretlerin son maaş üzerinden işçiye nakden ödenmesi gerekir. Yıllık izin ücreti alacağı, zaman aşımı süresi içinde her zaman talep edilebilir.
Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücretleri Hakkı (UBGT)
Resmi tatillerde, dini ve milli bayramlarda çalışma zorunluluğu yoktur. Ancak işçi bu günlerde çalıştırılıyorsa, o güne ait ücretinin ilave bir yevmiye olarak ödenmesi yasal bir haktır. Sigortasız çalıştırılması, işçinin UBGT alacaklarını talep etmesine engel teşkil etmez. Özellikle hizmet sektörü, turizm ve yeme-içme sektöründe çalışan sigortasız işçiler, bayramlarda çalıştırılmalarına rağmen bu ücretleri alamamaktadır. Bu durum da dava yoluyla geriye dönük olarak tahsil edilebilir.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Durumunda Doğan Haklar
Sigortasız işçi hakları konusunun en hayati boyutlarından biri iş kazalarıdır. Sigortasız çalışan bir işçi, işyerinde veya işin ifası sırasında bir kaza geçirirse, SGK bu durumu derhal iş kazası olarak kayıt altına alır. İşçinin kaza anında SGK kaydının olmaması, onun sağlık hizmetlerinden yararlanmasını engellemez. SGK, işçinin tüm tedavi masraflarını karşılar, gerekli hallerde iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri bağlar. Ancak SGK, işverenin bildirim yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle, işçi için yaptığı tüm bu harcamaları ve bağladığı gelirleri, kusuru oranında işverenden rücu yoluyla (geri alma hakkı) tahsil eder. Ayrıca işçi veya vefatı halinde yakınları, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sonuna kadar sahiptir.
Sigortasız Çalıştırılma Durumunda Nereye ve Nasıl Şikayet Edilir?
Sigortasız çalıştırılan veya primleri eksik yatırılan bir işçi, yasal haklarını aramak ve durumu devletin yetkili organlarına bildirmek için çeşitli şikayet yollarına başvurabilir. Bu başvurular, sadece işçinin kendi haklarını alması için değil, aynı zamanda kayıt dışı ekonomiyle mücadele için de büyük önem taşır. SGK şikayet mekanizmaları günümüzde oldukça hızlı ve etkin çalışmaktadır.
ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi
Çalışma hayatı ile ilgili her türlü soru, sorun, ihbar ve şikayetin iletilebildiği en doğrudan kanal ALO 170 hattıdır. İşçi, bu hattı arayarak işyerinin unvanını, açık adresini, kaç kişinin sigortasız çalıştırıldığını ve kendi çalışma durumunu detaylı olarak ihbar edebilir. Şikayetler gizlilik prensibine uygun olarak alınır; yani işçi talep ederse kimlik bilgileri işverenle paylaşılmaz. Ancak, ihbarın ciddiye alınması ve denetimin hızlı yapılabilmesi için adres ve çalışma saatleri gibi detayların çok net verilmesi gerekir.
CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) Üzerinden Başvuru
İşçiler, internet üzerinden CİMER sistemine e-Devlet şifreleri ile giriş yaparak, kayıt dışı istihdam durumunu detaylı bir dilekçe formatında yazıp ilgili kurumlara iletebilirler. CİMER üzerinden yapılan sigortasız işçi şikayeti, doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na ve ilgili il müdürlüklerine sevk edilir. CİMER başvuruları yasal süreler içerisinde cevaplanmak zorunda olduğundan, denetim sürecinin başlaması açısından oldukça etkili bir yöntemdir.
SGK İl veya Merkez Müdürlüklerine Yazılı Dilekçe ile Başvuru
İşçi, bizzat bulunduğu il veya ilçedeki Sosyal Güvenlik Merkezine giderek yazılı bir dilekçe ile şikayette bulunabilir. Dilekçede işyerinin unvanı, SGK sicil numarası (biliniyorsa), çalışılan pozisyon, işe başlama tarihi ve şikayetin konusu net bir şekilde ifade edilmelidir. Yazılı başvurular evrak kayda alınır ve işleme konulur.
SGK Denetmenleri ve Müfettiş İncelemeleri
Şikayet kuruma ulaştıktan sonra, SGK Sosyal Güvenlik Denetmenleri veya müfettişleri tarafından ilgili işyerine habersiz bir denetim gerçekleştirilir. Denetim sırasında işyerinde bulunan kişilerin kimlik tespiti yapılır, ifadelerine başvurulur ve işyeri kayıtları (kamera kayıtları, puantaj defterleri, fişler vb.) incelenir. Denetmen, işçinin fiilen o işyerinde çalıştığını tespit ederse, derhal tutanak tutar. Bu tutanak, işçinin mahkemede haklarını ararken kullanabileceği en güçlü resmi belgedir. Denetim sonucunda işverene resen (kendiliğinden) işçinin sigorta girişini yapma zorunluluğu getirilir ve ağır idari para cezaları kesilir.
Hizmet Tespit Davası Nedir ve Nasıl Açılır?
Eğer SGK tarafından yapılan denetimler sonuçsuz kalmışsa, işçi işten ayrılmış ve geriye dönük sigortasız günlerini tespit ettirmek istiyorsa veya kurum denetimine rağmen işveren bildirimi yapmamakta direniyorsa, başvurulacak nihai hukuki yol hizmet tespit davası açmaktır. Bu dava, işçinin fiili çalışmasının mahkeme kararıyla ispatlanarak SGK kayıtlarına geçirilmesini sağlayan özel bir dava türüdür.
Hizmet Tespit Davasının Şartları ve Hak Düşürücü Süre
Hizmet tespit davası, İş Mahkemelerinde (iş mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerinde) açılır. Bu davanın açılabilmesi için temel şart, işçi ile işveren arasında bir hizmet akdinin (iş sözleşmesinin) bulunması ve işçinin bu sözleşmeye dayanarak fiilen iş görmüş olmasıdır.
Hizmet tespit davalarında kanun koyucu, hukuki güvenliği sağlamak adına bir hak düşürücü süre öngörmüştür. 5510 sayılı Kanun uyarınca, işçi, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde bu davayı açmak zorundadır. Örneğin, 2020 yılında sigortasız çalışıp aynı yıl işten ayrılan bir işçi, en geç 2025 yılının sonuna kadar bu davayı açmalıdır. Beş yıllık süre geçirildikten sonra açılan davalar, hak düşürücü süre nedeniyle mahkeme tarafından esasa girilmeden reddedilir. Bu nedenle sürenin kaçırılmaması hayati önem taşır.
Davada İspat Yükü ve Delillerin Önemi
Hizmet tespit davaları, kamu düzenini ilgilendiren davalardır. Bu nedenle mahkeme (hakim), tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmayıp, gerçeği bulmak için kendiliğinden (resen) delil araştırma yetkisine ve yükümlülüğüne sahiptir. Ancak ispat yükü kural olarak davacı işçidedir. İşçi, o işyerinde çalıştığını somut delillerle ispatlamalıdır. Geçerli olan deliller şunlardır:
-
Tanık Beyanları: Hizmet tespit davalarının en önemli delili tanıklardır. Yargıtay içtihatlarına göre, sıradan tanıklar yerine, tercihen o işyerinde aynı dönemde çalışmış ve SGK kaydı bulunan bordrolu çalışanlar (bordro tanıkları) veya aynı binada/komşu işyerlerinde çalışan ve durumu bilebilecek kişilerin şahitliği aranır. Husumetli (işverenle davası olan) tanıkların beyanları tek başına yeterli görülmeyebilir.
-
Yazılı Belgeler: İşçinin o işyerinde çalıştığını gösteren her türlü belge değerlidir. Kendi el yazısıyla doldurduğu izin formları, teslimat fişleri, işyeri adına kesilmiş faturalara attığı imzalar, zimmet tutanakları, işyeri giriş-çıkış kartları, nöbet çizelgeleri ve şirket içi yazışmalar.
-
Banka Kayıtları: İşveren, sigortasız işçinin maaşını elden vermek yerine banka hesabına göndermişse (açıklama kısmına “maaş”, “avans” yazılmış olması şart değildir, düzenli yatırılan tutarlar incelenir), bu banka dekontları fiili çalışmanın en güçlü yazılı delillerinden biridir.
-
Dijital Deliller: İşverenle veya yöneticilerle yapılan iş odaklı WhatsApp yazışmaları, e-posta kayıtları, işyeri gruplarındaki mesajlar, iş kıyafetiyle işyerinde çekilmiş ve tarihi belli olan fotoğraflar da mahkemeye delil olarak sunulabilir.
Arabuluculuk Şartı Var mıdır?
İş Kanunu uyarınca, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, maaş alacağı gibi işçilik alacakları için dava açmadan önce “zorunlu arabuluculuk” sürecine başvurmak şarttır. Ancak, hizmet tespit davası kamu düzenini ilgilendirdiği ve doğrudan SGK kayıtlarını (dolayısıyla devletin prim gelirlerini ve emeklilik sistemini) değiştirdiği için, arabuluculuğa tabi değildir. Taraflar anlaşıp “şu kadar süre çalıştı” diyemezler; bu durumu mutlaka mahkemenin delillerle tespit edip hükme bağlaması gerekir. Bu nedenle hizmet tespit davaları doğrudan mahkemeye açılır. (Ancak işçi hem hizmet tespiti hem de alacak davası açacaksa, alacakları için arabulucuya gitmek zorundadır; uygulamada genellikle hizmet tespit davası sonucunun beklenmesi (bekletici mesele yapılması) söz konusu olur).
İşverenin Sigortasız İşçi Çalıştırma Cezası ve Hukuki Yaptırımları
Devlet, kayıt dışı istihdamı önlemek ve sosyal güvenlik sistemini korumak amacıyla işverenlere yönelik son derece ağır idari ve mali yaptırımlar uygulamaktadır. Bir işverenin bir işçiyi dahi bir gün sigortasız çalıştırdığının tespiti, işletmeyi ekonomik olarak sarsacak düzeyde cezalara yol açar.
İdari Para Cezaları (İPC) ve Geriye Dönük Prim Tahsilatı
SGK denetimi veya mahkeme kararı ile sigortasız çalışma tespit edildiğinde, işverene işe giriş bildirgesinin verilmemesi, aylık prim ve hizmet belgelerinin (muhtasar beyannamelerin) kuruma verilmemesi gibi her bir yasal ihlal için ayrı ayrı idari para cezası kesilir. Bu cezalar, yasal asgari ücretin katları şeklinde hesaplandığı için toplamda devasa boyutlara ulaşır.
Cezaların yanı sıra, sigortasız çalıştırılan döneme ait tüm sigorta primleri, gecikme zammı ve gecikme faizi ile birlikte işverenden geriye dönük olarak tahsil edilir. Devlet, almadığı primi faiziyle birlikte zorla tahsil etme yoluna gider.
Teşvik ve Desteklerden Men Edilme
Türkiye’de işverenlerin istihdam maliyetlerini düşürmek için devlet tarafından sağlanan birçok SGK prim teşviki ve vergi indirimi bulunmaktadır. Kayıt dışı istihdam yaptığı (sigortasız işçi çalıştırdığı veya sahte sigortalılık bildirimi yaptığı) kurumca veya mahkemece tespit edilen bir işveren, kanunlarda belirtilen süreler boyunca (ihlalin ağırlığına göre değişen sürelerle) devletin sunduğu tüm bu prim teşviklerinden, desteklerinden ve hibe programlarından mahrum bırakılır. Bu durum, rekabet piyasasında işletmeler için idari para cezasından çok daha büyük bir gizli maliyet yaratır.
Vergi Mevzuatı Kapsamında Karşılaşılan Yaptırımlar
Sigortasız işçiye ödenen ücretler, doğal olarak resmi muhasebe kayıtlarında gider olarak gösterilemez. Eğer işveren bu ödemeleri kasadan gayri resmi yollarla çıkartıyorsa, Vergi Usul Kanunu kapsamında da suç işlemiş olur. SGK tarafından yapılan tespitler, Gelir İdaresi Başkanlığı (Maliye) ile de paylaşılır. Bunun sonucunda işveren hakkında vergi incelemesi başlatılabilir, gerçeğe aykırı beyanlardan dolayı vergi ziyaı cezaları ve özel usulsüzlük cezaları kesilebilir.
Yabancı Uyruklu İşçilerin Sigortasız Çalıştırılması (Kaçak İşçi)
Türkiye’de yabancı uyruklu bir kişinin yasal olarak çalışabilmesi için Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında öncelikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan “Çalışma İzni” alınması zorunludur. Alınan çalışma izni, aynı zamanda oturma izni (ikamet) yerine de geçer. Çalışma izni onaylandıktan sonra, yabancı işçinin de tıpkı Türk vatandaşları gibi SGK’ya bildirilmesi şarttır.
Yabancı uyruklu bir kişiyi çalışma izni olmaksızın ve dolayısıyla sigortasız çalıştırmak, Türk vatandaşı çalıştırmaya kıyasla çok daha ağır yaptırımlara tabidir. Yapılan denetimlerde kaçak yabancı işçi tespit edilirse:
-
İşverene, çalıştırdığı her bir kaçak yabancı işçi için çok yüksek tutarlarda idari para cezası kesilir. Bu ceza miktarları her yıl ciddi oranda artırılmaktadır.
-
Kaçak çalışan yabancı uyruklu kişiye de ayrı bir idari para cezası uygulanır.
-
Yabancı işçinin Türkiye’den sınır dışı edilmesine (deport) karar verilir. Sınır dışı işlemleri için yapılacak tüm seyahat, konaklama ve sağlık masrafları, işçiyi kaçak olarak çalıştıran işverenden tahsil edilir.
-
Sık tekrarlanan ihlallerde işyerinin kapatılmasına kadar varan idari süreçler işletilebilir.
Emeklilerin Sigortasız Çalıştırılması (SGDP Kesintisi)
Türkiye’de emekli aylığı bağlanan kişiler, emekli olduktan sonra da özel sektörde işçi olarak (4/a statüsünde) çalışmaya devam edebilirler. Ancak toplumda, “zaten emekliyim, benim sigortaya ihtiyacım yok, sigorta masrafını maaşıma ekle elden ver” şeklinde son derece yanlış ve yasadışı bir anlaşma türü yaygındır.
Emekli bir kişi yeniden çalışmaya başladığında, işveren tarafından SGK’ya “Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP)” ödenerek bildirilmesi zorunludur. SGDP ile çalışmak, kişinin emekli maaşının kesilmesine neden olmaz; aksine, yasal ve güvenceli bir şekilde çalışmasını, iş kazası geçirmesi halinde hak sahibi olmasını sağlar.
Emekli bir kişinin kayıt dışı istihdam kapsamında sigortasız çalıştırılması durumunda:
-
Normal bir işçinin sigortasız çalıştırılmasında işverene uygulanan tüm idari para cezaları ve prim tahsilatları aynen uygulanır.
-
Emekli işçi, fiili bir iş kazası geçirdiğinde veya işten ayrılırken kıdem tazminatı gibi haklarını talep etmek istediğinde, yine hizmet tespit davası açarak çalışmasını ispatlamak zorunda kalır.
-
Hukuken, emekli de olsa hiçbir bireyin çalışma hayatında sigorta sisteminin dışında bırakılması kabul edilemez.
Sigortasız Çalıştırılmak İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. İşe gireli üç gün oldu, deneme süresi içindeyim diyerek sigortamı yapmadılar, haklarım nelerdir? Hukukumuzda sigortasız bir deneme süresi uygulaması yoktur. İşe başladığınız ilk gün, hatta fiili çalışmadan önce işe giriş bildirgenizin verilmesi gerekirdi. Üç günlük sürenin tespiti için ALO 170 hattına ihbarda bulunabilir ve haklı nedenle iş sözleşmenizi feshederek o üç günlük çalışmanızın ücretini talep edebilirsiniz.
2. Geçmişte 2 yıl sigortasız çalıştım ve işten ayrıldım. Aradan 3 yıl geçti, hala dava açabilir miyim? Evet, açabilirsiniz. Hizmet tespit davası açmak için kanuni hak düşürücü süre, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıldır. Ayrılışınızın üzerinden 3 yıl geçtiği için dava açma süreniz henüz dolmamıştır. Ancak bu süreyi geçirmemek için bir an önce uzman bir iş hukuku avukatına danışmanız tavsiye edilir.
3. İşveren sigortamı tam yapıyor ama maaşımın bir kısmını bankadan, kalan kısmını elden zarfla veriyor. Bu durum yasal mıdır? Hayır, bu durum tamamen yasadışıdır ve kısmi sigortasızlık olarak değerlendirilir. SGK prim matrahınızın düşük gösterilmesi, gelecekteki emekli maaşınızı ve işten ayrıldığınızda alacağınız kıdem tazminatı hesaplama parametrelerini doğrudan düşürür. Elden aldığınız tutarları mesaj kayıtları, şirket içi defterler veya tanıklarla ispat ederek gerçek ücretinizin tespitini talep edebilir ve bu durumu gerekçe göstererek iş sözleşmenizi haklı nedenle feshedebilirsiniz.
4. Sigortasız çalıştığımı ispatlarsam, alamadığım kıdem tazminatımı alabilir miyim? Kesinlikle evet. Sigortasız çalışmanız, kıdem tazminatı almanıza hukuki bir engel değildir. Sadece öncelikle çalışmanızı mahkeme huzurunda ispatlamanız gerekecektir. İş Mahkemesinde açacağınız davada, tanıklar ve diğer belgelerle bir yılı aşkın süre çalıştığınızı ispatlarsanız, mahkeme işvereni kıdem tazminatınızı faiziyle birlikte ödemeye mahkum edecektir.
5. ALO 170’e şikayette bulunursam ismim işverene verilir mi? Hayır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi (ALO 170) üzerinden yapılan ihbar ve şikayetlerde gizlilik esastır. İhbarı yaparken isim ve iletişim bilgilerinizi verseniz dahi, bu bilgilerin işverenle paylaşılmamasını talep edebilirsiniz. Denetmenler işyerine geldiklerinde, denetimi “rutin bir denetim” veya “kuruma gelen isimsiz bir ihbar” üzerine yaptıklarını belirtirler.
Sigortasız çalıştırılmak, bir işçinin bugünkü emeğinin sömürülmesi olduğu kadar, yarınki emekliliğinin ve sağlık güvencesinin de çalınması anlamına gelir. Türk iş ve sosyal güvenlik mevzuatı, kayıt dışı istihdamla mücadelede işçinin yanındadır ve gerçeğin ortaya çıkarılması için geniş hukuki yollar sunmaktadır. İster bir gün, ister yıllarca sigortasız çalıştırılmış olun, emeğinizin yasal bir karşılığı ve korunma kalkanı mevcuttur.
İşçilerin, yasal haklarını bilmeleri, deneme süresi gibi asılsız bahanelere inanmamaları ve haksızlığa uğradıklarında SGK şikayet kanallarını veya yargı yollarını kullanmaktan çekinmemeleri, sadece bireysel hakların korunması için değil, daha adil bir çalışma hayatının inşa edilmesi için de bir gerekliliktir. Unutulmamalıdır ki, sosyal güvenlik haktır ve bu haktan hiçbir şart altında feragat edilemez. Hak ihlaline uğrayan çalışanların, telafisi güç zararlarla ve hak düşürücü sürelerle karşılaşmamak adına, vakit kaybetmeden hukuki yollara başvurmaları ve mümkünse alanında uzman avukatlardan profesyonel destek almaları en doğru adım olacaktır.
