Tokat’taki Gülsün Hukuk web sitesinde Nafakanın Kaldırılması veya Azaltılması(İndirim) Davası ile ilgili bilgilere hemen ulaşın.
Nafakanın Kaldırılması veya Azaltılması (İndirim) Davası
Boşanma sonrasında mahkeme kararıyla veya tarafların anlaşmalı boşanma protokolünde belirlenen nafaka yükümlülüğü, her durumda değişmeden devam etmek zorunda değildir. Nafaka kararının verilmesinden sonra tarafların ekonomik ve sosyal koşullarında önemli değişiklikler meydana gelebilir. Nafaka ödeyen kişinin gelirinde ciddi bir düşüş yaşanabileceği gibi nafaka alan kişinin ekonomik koşullarında önemli bir iyileşme de ortaya çıkabilir. Çocuğun ihtiyaçları değişebilir, nafaka alacaklısı yeniden evlenebilir veya yoksulluk durumunu ortadan kaldıran yeni bir gelir elde edebilir. Bu gibi durumlarda nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası gündeme gelebilir.
Türk aile hukukunda nafakanın amacı taraflardan birine koşulsuz ve değişmez bir ekonomik avantaj sağlamak değildir. Nafakanın türüne göre amaç; boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin geçimine katkıda bulunmak, müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılamak veya dava devam ederken eşlerin ve çocukların geçimini güvence altına almaktır. Bu nedenle nafakanın belirlenmesine esas olan şartların sonradan önemli ölçüde değişmesi hâlinde nafakanın yeniden değerlendirilmesi mümkündür.
Nafaka azaltma davası, nafaka indirim davası, nafakanın kaldırılması davası, yoksulluk nafakasının kaldırılması, iştirak nafakasının azaltılması, nafaka nasıl kaldırılır, nafaka hangi durumlarda düşürülür ve nafaka iptal davası gibi ifadeler uygulamada ve internet aramalarında aynı konu etrafında sıklıkla kullanılmaktadır. Hukuki açıdan ise nafakanın türünün doğru tespit edilmesi son derece önemlidir. Çünkü yoksulluk nafakasının kaldırılma şartları ile çocuk için ödenen iştirak nafakasının azaltılma veya sona erme şartları aynı değildir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde irat şeklinde ödenen yoksulluk nafakasının belirli durumlarda kendiliğinden sona ermesi, belirli durumlarda mahkeme kararıyla kaldırılması ve tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde azaltılması düzenlenmektedir. Çocuk nafakasında ise Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebilir veya nafakayı kaldırabilir.
Bu nedenle nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açılmadan önce mevcut nafakanın hangi hukuki sebebe dayandığı, karar tarihinden sonra hangi koşulların değiştiği ve bu değişikliğin nafaka üzerindeki etkisinin ne olduğu ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.
Nafakanın Kaldırılması veya Azaltılması Davası Nedir?
Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası, daha önce mahkeme tarafından hükmedilmiş veya mahkemece onaylanmış bir anlaşma kapsamında belirlenmiş nafaka yükümlülüğünün, sonradan meydana gelen şartlar nedeniyle tamamen sona erdirilmesi ya da miktarının düşürülmesi amacıyla açılan davadır.
Nafaka miktarı belirlenirken tarafların o tarihteki ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınır. Ancak hayat koşulları sabit değildir. Bir kişi nafaka kararının verildiği tarihte yüksek ve düzenli bir gelire sahipken daha sonra işsiz kalabilir. Uzun süreli sağlık veya çalışma gücü sorunları yaşayabilir. Emekli olabilir veya gelirinde ciddi bir azalma meydana gelebilir.
Diğer taraftan nafaka alan kişi de karar tarihinden sonra düzenli ve yeterli bir gelir elde etmeye başlayabilir. Yeniden evlenebilir, ekonomik durumunda önemli bir iyileşme meydana gelebilir veya yoksulluk nafakasının verilmesine temel oluşturan koşullar ortadan kalkabilir.
Böyle bir durumda nafaka borçlusunun tek taraflı şekilde ödeme miktarını azaltması veya ödemeyi tamamen bırakması kural olarak doğru değildir. Nafakanın hukuken azaltılabilmesi veya kaldırılabilmesi için, kanunen kendiliğinden sona erme hâllerinden biri bulunmadığı sürece mahkeme kararı alınması gerekir.
Bu ayrım özellikle önemlidir. Çünkü nafaka borçlusunun ekonomik durumunun kötüleşmesi nafakanın kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Mahkemece verilen mevcut karar geçerliliğini koruduğu sürece nafaka borcu doğmaya devam edebilir.
Nafaka Türünün Belirlenmesi Neden Önemlidir?
Nafakanın kaldırılması veya azaltılması konusunda değerlendirme yapılmadan önce nafakanın hangi tür nafaka olduğunun belirlenmesi gerekir.
Türk aile hukukunda boşanma ve aile ilişkilerinden kaynaklanan farklı nafaka türleri bulunmaktadır. Bunların başında tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası gelir.
Yoksulluk nafakası boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine gündeme gelir. İştirak nafakası ise müşterek çocuğun bakım, eğitim, sağlık, barınma ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına diğer ebeveynin mali gücü oranında katılmasını amaçlar.
Tedbir nafakası çoğunlukla boşanma veya ayrılık davası devam ederken tarafların ve çocukların geçiminin sağlanması için geçici önlem niteliğinde kararlaştırılır.
Yardım nafakası ise aile hukukundaki farklı bir nafaka türüdür ve belirli hısımlık ilişkileri ile bakım yükümlülükleri çerçevesinde değerlendirilir.
Her nafaka türünün başlangıcı, devam koşulları, değiştirilmesi ve sona ermesi farklı kurallara tabi olabilir.
Bu nedenle “Nafaka ödüyorum, gelirimin düşmesi nedeniyle nafaka tamamen kalkar mı?” şeklindeki bir sorunun cevabı, nafakanın yoksulluk nafakası mı yoksa çocuk için ödenen iştirak nafakası mı olduğuna göre değişebilir.
Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması Davası
Yoksulluk nafakasının kaldırılması davası, boşanma sonrasında eski eş lehine hükmedilmiş bulunan yoksulluk nafakasının devam şartlarının ortadan kalktığı iddiasıyla açılabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi yoksulluk nafakasının sona ermesi bakımından önemli düzenlemeler içermektedir.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi hâlinde kendiliğinden sona ermektedir. Buna karşılık nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya kanundaki ifadeyle haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda nafakanın sona erdirilmesi için mahkeme kararı gerekir. Ayrıca tarafların mali durumlarında meydana gelen değişiklikler veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde nafakanın azaltılması da mümkündür.
Dolayısıyla yoksulluk nafakasının kaldırılması konusunda iki farklı durum bulunmaktadır. Bazı hâllerde nafaka kanun gereğince kendiliğinden sona ererken bazı hâllerde nafakanın kaldırılması için dava açılması gerekir.
Yoksulluk Nafakası Hangi Durumlarda Kendiliğinden Kalkar?
Yoksulluk nafakasının her sona erme sebebinde ayrıca mahkeme kararı alınması zorunlu değildir.
Kanunda açıkça belirtilen bazı durumlarda irat şeklinde ödenen nafaka kendiliğinden sona ermektedir.
Bunlardan ilki nafaka alacaklısının yeniden evlenmesidir.
Yoksulluk nafakası alan eski eş resmi olarak yeniden evlendiğinde, irat biçimindeki yoksulluk nafakası kanundan kaynaklanan şekilde sona erer. Bunun temelinde yoksulluk nafakasının boşanma sonrasında eski eşin geçimine katkıda bulunma amacı bulunmaktadır.
İkinci kendiliğinden sona erme hâli taraflardan birinin ölümüdür.
Nafaka alacaklısının veya nafaka borçlusunun ölümü hâlinde irat biçimindeki yoksulluk nafakası sona ermektedir.
Ancak nafaka alacaklısının başka biriyle aynı evde yaşamaya başlaması ile resmi olarak yeniden evlenmesi birbirinden farklıdır. Bir kişinin başka biriyle evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşadığı ileri sürülüyorsa bu durum nedeniyle nafakanın kaldırılması için mahkemeye başvurulması gerekir.
Nafaka Alan Kişinin Yeniden Evlenmesi Nafakayı Kaldırır mı?
Evet. Yoksulluk nafakası alan kişinin yeniden evlenmesi, irat biçiminde hükmedilmiş yoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdiren hâllerden biridir.
Burada önemli olan resmi evlilik yapılmış olmasıdır.
Nafaka alacaklısı yeniden evlendikten sonra eski eşten yoksulluk nafakası almaya devam edemez. Ancak uygulamada nafakanın icra dosyası üzerinden tahsil edilmesi gibi durumlarda yeniden evlenmenin belgelenmesi ve gerekli hukuki işlemlerin yapılması gerekebilir.
Bunun yanında iştirak nafakasıyla yoksulluk nafakasının birbirine karıştırılmaması gerekir.
Örneğin müşterek çocuğun velayetini kullanan anne yeniden evlendiğinde, annenin eski eşinden aldığı yoksulluk nafakası sona erebilir, fakat çocuk için ödenen iştirak nafakası sırf annenin evlenmesi nedeniyle kendiliğinden sona ermez.
Çünkü iştirak nafakasının alacaklı menfaati esasen müşterek çocuğun bakım ve eğitim ihtiyaçlarıyla bağlantılıdır.
Bu nedenle “eski eşim evlendi, bütün nafakalar otomatik olarak kalktı” şeklinde genel bir değerlendirme hukuken hatalı sonuçlara yol açabilir.
Nafaka Alan Kişinin Başkasıyla Birlikte Yaşaması Nafakayı Kaldırır mı?
Yoksulluk nafakası bakımından en fazla uyuşmazlık yaşanan konulardan biri nafaka alan eski eşin başka biriyle birlikte yaşaması durumudur.
Türk Medeni Kanunu’na göre alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması hâlinde irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür.
Ancak burada her arkadaşlık, duygusal ilişki veya belirli aralıklarla aynı yerde bulunma otomatik olarak fiili evlilik anlamına gelmez.
Mahkeme somut olayın özelliklerini değerlendirir.
İlişkinin sürekliliği, ortak yaşam düzeninin bulunup bulunmadığı, aynı konutta düzenli biçimde yaşanıp yaşanmadığı, tarafların hayatlarını fiilen evli çift benzeri şekilde sürdürüp sürdürmedikleri ve dosyaya sunulan diğer deliller değerlendirme konusu olabilir.
Nafaka borçlusunun yalnızca şüphe veya söylentiye dayanması yeterli olmayabilir.
Fiilen evliymiş gibi yaşama iddiasının hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.
Nafaka Alan Kişinin İşe Girmesi Nafakayı Kaldırır mı?
“Nafaka alan eski eş işe başladı, nafaka kalkar mı?” sorusu nafakanın kaldırılması davalarında en sık sorulan sorular arasındadır.
Bir kişinin işe başlaması yoksulluk nafakasının her durumda otomatik şekilde kaldırılması anlamına gelmez.
Asıl değerlendirilmesi gereken konu, nafaka alacaklısının ekonomik koşullarının nasıl değiştiği ve yoksulluk durumunun ortadan kalkıp kalkmadığıdır.
Düzenli bir işe giren kişinin geliri kendi temel ve makul ihtiyaçlarını karşılayabilecek seviyeye ulaşmış olabilir. Böyle bir durumda yoksulluk nafakasının devam şartlarının ortadan kalktığı ileri sürülebilir.
Buna karşılık nafaka alan kişinin elde ettiği gelir çok sınırlı olabilir. Düzensiz veya geçici bir işte çalışıyor olabilir. Gelir elde etmeye başlamış olmasına rağmen ekonomik koşulları yoksulluktan kurtulmasına yeterli olmayabilir.
Dolayısıyla mahkemenin değerlendirmesi yalnızca “çalışıyor mu, çalışmıyor mu?” sorusuna indirgenemez.
Gelirin sürekliliği, miktarı, yaşam koşulları, zorunlu giderler ve tarafların ekonomik durumları birlikte değerlendirilir.
Nafaka Alan Kişinin Ekonomik Durumunun İyileşmesi
Yoksulluk nafakasının temelinde boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme olgusu bulunmaktadır. Bu nedenle nafaka kararından sonra nafaka alacaklısının mali durumunda önemli iyileşme meydana gelmesi, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebinin temelini oluşturabilir.
Örneğin nafaka alan eski eşin düzenli ve yeterli gelire sahip bir işe başlaması, önemli bir malvarlığı veya düzenli gelir kaynağı edinmesi gibi gelişmeler somut olay kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak her ekonomik kazanım yoksulluğun ortadan kalktığını göstermez.
Bir kişinin adına taşınmaz bulunması bile taşınmazın niteliğine, gelir getirip getirmediğine ve kişinin diğer ekonomik koşullarına göre farklı değerlendirmelere konu olabilir.
Mahkemenin amacı yalnızca tarafların sahip oldukları malvarlığı unsurlarını saymak değildir.
Asıl amaç, nafakanın belirlenmesine temel oluşturan ekonomik dengenin sonradan esaslı biçimde değişip değişmediğini belirlemektir.
Nafaka Borçlusunun Gelirinin Düşmesi
Nafaka ödeyen kişinin gelirinin düşmesi, nafaka indirim davasının önemli sebeplerinden biri olabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat şeklindeki nafakanın artırılması veya azaltılması mümkündür.
Ancak her gelir azalması nafakanın otomatik olarak düşürüleceği anlamına gelmez.
Mahkeme gelirdeki azalmanın gerçek, önemli ve mümkün olduğunca süreklilik gösteren bir değişiklik olup olmadığını araştırabilir.
Örneğin nafaka borçlusunun gelirinin kısa süreli olarak azalması ile mesleğini veya çalışma gücünü etkileyen kalıcı bir gelişme sonucunda gelirinin ciddi ölçüde düşmesi aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Ayrıca nafaka yükümlüsünün kendi iradesiyle gelirini azaltmaya çalışıp çalışmadığı da önem taşıyabilir.
Nafaka borçlusunun sırf nafaka ödeme yükümlülüğünü azaltmak amacıyla gelirini görünürde düşürmesi veya gerçek ekonomik kapasitesini saklaması, mahkeme değerlendirmesinde farklı sonuç doğurabilir.
İşsiz Kalmak Nafaka Azaltma Sebebi midir?
İşsiz kalmak nafakanın azaltılması için gerekçe olabilir, ancak tek başına davanın kesin olarak kabul edileceği anlamına gelmez.
İşsizliğin neden meydana geldiği, ne kadar süredir devam ettiği, kişinin yeniden çalışabilme imkânı, mesleği, yaşı, malvarlığı, diğer gelir kaynakları ve ekonomik kapasitesi araştırılabilir.
Örneğin uzun yıllardır düzenli çalışan bir kişinin işveren tarafından işten çıkarılması sonucunda gelirinde ciddi ve kalıcı bir azalma meydana gelmişse, önceki nafaka miktarını ödemekte önemli ölçüde zorlandığını ileri sürmesi mümkündür.
Ancak yüksek ekonomik gücü veya önemli malvarlığı bulunan bir kişinin sadece bordrolu işinden ayrılmış olması nafakanın mutlaka düşürüleceği anlamına gelmez.
Mahkemeler yalnızca maaş bordrosuyla sınırlı bir inceleme yapmak zorunda değildir.
Tarafların gerçek sosyal ve ekonomik durumlarının ortaya çıkarılması önem taşır.
Emekli Olmak Nafaka İndirim Sebebi Olabilir mi?
Nafaka borçlusunun emekli olması da uygulamada nafakanın azaltılması davası kapsamında ileri sürülebilen sebepler arasındadır.
Çalışma hayatındaki gelir ile emeklilik dönemindeki gelir arasında ciddi fark ortaya çıkabilir.
Ancak yalnızca emekli olunması otomatik nafaka indirimi sonucunu doğurmaz.
Emeklilik sonrasında kişinin elde ettiği aylık gelir, sahip olduğu malvarlığı, ek kazançları, zorunlu giderleri ve nafaka alacaklısının ekonomik şartları birlikte değerlendirilmelidir.
Emeklilik sonucu kişinin mali gücü önemli ölçüde azalmışsa ve önceki nafaka miktarının aynen devam etmesi hakkaniyete aykırı hâle gelmişse nafaka miktarının yeniden belirlenmesi talep edilebilir.
Bununla birlikte mahkeme her dosyada tarafların mevcut ekonomik koşullarını ayrı ayrı değerlendirir.
Nafaka Borçlusunun Yeniden Evlenmesi Nafakayı Azaltır mı?
Nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi, önceki eşe veya müşterek çocuğa karşı mevcut nafaka yükümlülüğünü kendiliğinden sona erdirmez.
Yeni evlilik, nafaka borçlusunun hayatında yeni ekonomik yükümlülüklerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bununla birlikte kişinin kendi tercihiyle yeniden evlenmiş olması, mevcut nafaka borcunun otomatik şekilde ortadan kalkmasına yol açmaz.
Mahkeme yeni aile düzenini ve ortaya çıkan ekonomik koşulları diğer bütün unsurlarla birlikte değerlendirebilir.
Özellikle iştirak nafakasında çocuğun üstün yararı ve bakım hakkı güçlü biçimde korunur.
Bu nedenle nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi veya yeni bir çocuğunun olması, önceki evlilikten olan çocuğun bakım giderlerine katılma yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ancak toplam ekonomik kapasite ve değişen yükümlülükler hakkaniyet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Yeni Çocuk Sahibi Olmak Nafaka Azaltma Nedeni midir?
Nafaka ödeyen kişinin daha sonra başka bir çocuğunun dünyaya gelmesi de nafaka indirim davalarında ileri sürülen sebepler arasındadır.
Anne ve babanın bütün çocuklarına karşı bakım sorumluluğu bulunmaktadır.
Yeni çocuğun doğması nafaka borçlusunun ekonomik yükümlülüklerini artırabilir. Ancak bu durum önceki çocuğa ödenen iştirak nafakasının kendiliğinden azaltılması sonucunu doğurmaz.
Mahkeme nafaka borçlusunun toplam gelirini, bütün bakım yükümlülüklerini, çocukların yaşlarını ve ihtiyaçlarını, diğer ebeveynlerin ekonomik gücünü ve olayın tüm koşullarını değerlendirebilir.
Burada çocuklardan birinin hakkının diğer çocuğun hakkını tamamen ortadan kaldıracak şekilde ele alınması doğru değildir.
İştirak nafakasında temel yaklaşım müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin ebeveynlerin ekonomik güçleri oranında karşılanmasıdır.
İştirak Nafakasının Azaltılması Davası Nedir?
İştirak nafakası, velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmasını sağlayan nafaka türüdür.
