Hayata Kast Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma konusu ile alakalı bu içeriği hemen sitemizden inceleyebilirsiniz.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Evlilik içerisinde eşlerden birinin diğer eşin yaşamına yönelen ciddi bir saldırıda bulunması, eşine ağır biçimde kötü davranması veya insan onurunu ciddi ölçüde zedeleyen davranışlar gerçekleştirmesi hâlinde mağdur eş, şartların bulunması durumunda bu özel sebebe dayanarak boşanma davası açabilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesine göre eşlerden her biri, diğer eş tarafından hayatına kastedilmesi, kendisine pek kötü davranılması veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açma hakkına sahiptir. Kanun ayrıca dava hakkının belirli hak düşürücü sürelere tabi olduğunu ve affeden eşin bu özel boşanma sebebine dayanarak dava açamayacağını düzenlemektedir.

Bu boşanma sebebinin en önemli özelliği, Türk hukukunda özel ve mutlak boşanma sebebi olarak kabul edilmesidir. Bu nedenle kanunun aradığı nitelikte hayata kast, pek kötü davranış veya ağır derecede onur kırıcı davranışın gerçekleştiği ispatlandığında ayrıca evlilik birliğinin çekilmez hâle geldiğinin ispatlanması kural olarak aranmaz. Yargıtay da özel mutlak boşanma sebeplerinde kanunun aradığı olayın gerçekleşmesinin boşanma bakımından yeterli olduğunu belirtmektedir.

Ancak her tartışma, her kırıcı söz, her hakaret veya her eşler arası anlaşmazlık otomatik olarak TMK 162 kapsamında boşanma sebebi oluşturmaz. Davranışın niteliği, ağırlığı, gerçekleşme biçimi, tarafların durumu, deliller ve somut olayın bütün özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle hayata kast nedeniyle boşanma, pek kötü davranış nedeniyle boşanma, onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma, şiddet nedeniyle boşanma, hakaret nedeniyle boşanma, eşini öldürmeye teşebbüs nedeniyle boşanma ve aile içi şiddet boşanma davası gibi konularda doğru hukuki sebebin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut bir boşanma uyuşmazlığında dava sebebi, hak düşürücü süre, deliller, kusur, nafaka ve tazminat talepleri dosya özelinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedir?

Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi esasen üç ayrı davranış biçimini aynı özel boşanma sebebi içerisinde düzenlemektedir:

Hayata kast, eşlerden birinin diğer eşin yaşamına son vermeye yönelik kasıtlı bir davranışta bulunmasını ifade eder.

Pek kötü davranış, eşin beden veya ruh bütünlüğüne ağır biçimde zarar veren, eziyet niteliğine ulaşan veya insanlıkla bağdaşmayacak derecede ağır muameleleri kapsar.

Onur kırıcı davranış ise eşin şeref, haysiyet, saygınlık ve kişilik değerlerine ağır derecede saldırılmasıdır.

Bu üç durum birbirine yakın görünse de hukuki açıdan aynı değildir. Bir olayda birden fazla durumun birlikte gerçekleşmesi de mümkündür. Örneğin eşini öldürmeye teşebbüs eden kişinin eylemi hayata kast oluşturabileceği gibi, olayın gerçekleştirilme şekline göre aynı zamanda pek kötü davranış niteliği de taşıyabilir.

Benzer şekilde ağır fiziksel şiddet, olayın özelliklerine bağlı olarak hem pek kötü davranış hem de kişinin insanlık onurunu zedeleyen onur kırıcı davranış şeklinde değerlendirilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bir kararında eşe yönelik fiziksel şiddet eyleminin onur kırıcı davranış niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.

TMK 162 Kapsamında Hayata Kast Nedir?

Hayata kast, eşlerden birinin diğer eşin hayatını sona erdirmeyi amaçlayan kasıtlı davranışıdır.

Buradaki temel unsur, davranışın eşin yaşamına yönelik olmasıdır. Bir eşin diğer eşe fiziksel zarar vermesi her durumda hayata kast olarak kabul edilmez. Örneğin yaralama amacıyla gerçekleştirilen bir hareket ile öldürme amacı taşıyan hareket arasında hukuki açıdan fark bulunmaktadır.

Hayata kasttan söz edebilmek için somut olayın özelliklerinden, kullanılan araçtan, saldırının yöneldiği vücut bölgesinden, saldırının şiddetinden, olaydan önceki ve sonraki davranışlardan ve diğer delillerden öldürme iradesinin anlaşılması gerekebilir.

Eşe silahla ateş edilmesi, hayati bölgesine bıçakla saldırılması, ölüm meydana getirmeye elverişli biçimde boğazının sıkılması veya başka şekilde yaşamına son vermeye yönelik icra hareketlerine başlanması somut olayın özelliklerine göre hayata kast kapsamında değerlendirilebilir.

Yargıtay kararlarına yansıyan bir uyuşmazlıkta eşe yönelik kasten öldürmeye teşebbüs eyleminin hayata kast ve pek kötü davranış kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olmuştur.

Dolayısıyla “eşim beni öldürmeye çalıştı, boşanma davası açabilir miyim?” sorusunda önemli olan yalnızca olayın nasıl isimlendirildiği değil, davranışın niteliği ve bunu ortaya koyabilecek delillerdir.

Ölüm Tehdidi Hayata Kast Sayılır mı?

Eşin “seni öldüreceğim” şeklinde tehditte bulunması son derece ciddi bir davranıştır. Ancak yalnızca sözlü bir ölüm tehdidi ile hayata kast kavramı her durumda aynı değildir.

Hayata kast bakımından yaşamı sona erdirmeye yönelik kasıtlı bir fiil aranırken, ölüm tehdidi somut olayın özelliklerine göre başka bir boşanma sebebi veya kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir. Tehdidin uygulanmaya başlanması, silah kullanılması, saldırıya teşebbüs edilmesi veya tehdidin başka eylemlerle desteklenmesi olayın hukuki niteliğini değiştirebilir.

Ayrıca ölüm tehdidi ceza hukuku ve 6284 sayılı Kanun kapsamında da sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle gerçek bir yaşam veya güvenlik tehlikesi bulunuyorsa boşanma davasının sonucunun beklenmesi gerekmez. Koruyucu ve önleyici tedbirler ayrıca talep edilebilir.

Pek Kötü Davranış Nedeniyle Boşanma Nedir?

Pek kötü davranış, eşin diğer eşe fiziksel veya ruhsal yönden ağır ıstırap veren, insanlık onuruyla bağdaşmayan veya eziyet niteliğinde kabul edilebilecek davranışlarda bulunmasıdır.

Burada kanun sıradan “kötü davranıştan” değil, pek kötü davranıştan söz etmektedir. Dolayısıyla davranışın belirli bir ağırlığa ulaşması gerekir.

Ağır fiziksel şiddet, sistematik şekilde darp etmek, eşin özgürlüğünü ağır biçimde kısıtlamak, belirli şartlarda aç veya susuz bırakmak, eziyet niteliğinde muamelelerde bulunmak, ağır bedensel veya psikolojik zarar meydana getiren davranışlar bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ancak her fiziksel temas veya her tartışma otomatik olarak TMK 162 kapsamında nitelendirilmez. Somut olayın meydana geliş şekli, şiddetin yoğunluğu, ortaya çıkan zarar, davranışın amacı ve diğer koşullar mahkeme tarafından değerlendirilir.

Yargıtay uygulamasında fiziksel şiddetin son derece ağır sonuç doğurduğu olaylarda TMK 162’nin uygulanabildiği görülmektedir. Bir kararda eşine oklavayla şiddet uygulayan ve eşinin görme yetisini kaybetmesine neden olan kişinin eylemleri özel boşanma sebebi kapsamında değerlendirilmiştir.

Bu nedenle “eşim beni dövdü boşanma davası”, “fiziksel şiddet nedeniyle boşanma” veya “aile içi şiddet boşanma davası” gibi durumlarda olayın TMK 162 mi yoksa TMK 166 kapsamındaki evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle mi değerlendirileceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

Bir Defalık Fiziksel Şiddet Boşanma Sebebi Olur mu?

Fiziksel şiddetin boşanma sebebi olabilmesi için mutlaka yıllarca devam etmesi gerektiğine ilişkin bir kural bulunmamaktadır.

Tek bir saldırı dahi olayın ağırlığına göre boşanma bakımından yeterli olabilir.

Örneğin eşe ciddi şekilde zarar veren, silah kullanılan veya ağır yaralanmaya yol açan tek bir saldırı son derece ciddi sonuçlar doğurabilir.

Buna karşılık TMK 162 açısından değerlendirme yapılırken eylemin kanundaki pek kötü davranış veya ağır derecede onur kırıcı davranış seviyesine ulaşıp ulaşmadığı ayrıca incelenmelidir.

Bir davranış TMK 162’nin ağırlaştırılmış şartlarını karşılamasa bile TMK 166 kapsamında evlilik birliğini temelinden sarsan kusurlu davranış olarak boşanma sebebi teşkil edebilir.

Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Nedir?

Türk Medeni Kanunu 162. maddesinde herhangi bir onur kırıcı davranıştan değil, “ağır derecede onur kırıcı davranıştan” söz edilmektedir.

Bu ayrım önemlidir.

Eşler arasında yaşanan her kırıcı söz, kaba davranış, tartışma veya nezaketsizlik TMK 162 kapsamında özel boşanma sebebi oluşturmaz.

Davranışın kişinin şerefini, haysiyetini ve toplum içerisindeki saygınlığını ciddi biçimde zedeleyecek nitelikte olması gerekir.

Ağır hakaretler, kişinin toplum içerisinde küçük düşürülmesi, son derece aşağılayıcı davranışlara maruz bırakılması, insan onuruyla bağdaşmayacak muameleler veya kişinin saygınlığına ağır saldırı teşkil eden fiiller somut olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir.

Yargıtay’ın 2022 tarihli bir kararında eşe yönelik fiziksel şiddet eylemi de onur kırıcı davranış niteliğinde kabul edilmiştir.

Onur kırıcı davranışın mutlaka üçüncü kişilerin önünde gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin genel bir kural yoktur. Ancak davranışın başkalarının önünde gerçekleştirilmesi, sosyal çevrede küçük düşürme amacı taşıması veya kişinin itibarını hedef alması eylemin ağırlığının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Hakaret Nedeniyle Boşanma TMK 162 Kapsamında mıdır?

Hakaret nedeniyle boşanma, uygulamada sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biridir.

Ancak her hakaret TMK 162 anlamında ağır derecede onur kırıcı davranış sayılmaz.

Kullanılan sözün niteliği, söylendiği ortam, tekrar edilip edilmediği, eşin kişilik değerleri üzerindeki etkisi ve somut olayın bütün koşulları dikkate alınır.

TMK 162 seviyesine ulaşmayan hakaretler yine de evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.

Bu nedenle boşanma dilekçesinde yalnızca “eşim bana hakaret etti” şeklinde genel ifade kullanılması yerine mümkün olduğu ölçüde olayın tarihi, gerçekleşme biçimi, tanıkları, mesajlar ve diğer deliller açıklanmalıdır.

TMK 162 Özel ve Mutlak Boşanma Sebebi midir?

Evet. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, Türk hukukunda özel ve mutlak boşanma nedenleri arasında değerlendirilmektedir.

Yargıtay’ın açıklamasına göre özel mutlak boşanma sebebinde kanunun aradığı olayın gerçekleşmesi hâlinde ayrıca ortak hayatın çekilmez hâle gelip gelmediğinin araştırılması gerekmez.

Bu durum TMK 162 ile TMK 166/1 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması arasındaki temel farklardan biridir.

TMK 166/1 bakımından evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olması gerekir.

TMK 162 kapsamında ise özel sebebin kanunda aranan ağırlıkta gerçekleşmesi esas alınır.

Bu nedenle dava açılırken dayanılan hukuki sebebin doğru belirtilmesi önem taşımaktadır.

TMK 162 ile TMK 166 Birlikte İleri Sürülebilir mi?

Somut olayın özelliklerine göre boşanma talebinin hem TMK 162 hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış hem de TMK 166/1 evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebeplerine dayandırıldığı davalar görülebilmektedir.

Yargıtay kararlarında da aynı uyuşmazlık içerisinde her iki hukuki sebebe dayanıldığı örnekler bulunmaktadır.

Bunun avantajı, bir olayın TMK 162 bakımından yeterli ağırlıkta bulunmaması hâlinde aynı davranışların TMK 166 kapsamında değerlendirilmesinin gündeme gelebilmesidir.

Ancak hangi hukuki sebeplere dayanılacağı ve vakıaların nasıl ileri sürüleceği somut dosyanın özelliklerine göre belirlenmelidir.

Boşanma davasında vakıaların açık biçimde ortaya konulması son derece önemlidir. Mahkeme, tarafların ileri sürmediği olayları kendiliğinden yeni bir dava sebebi hâline getiremez.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanma Davası Açma Süresi

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davasında hak düşürücü süre vardır.

TMK 162 uyarınca davaya hakkı olan eş, boşanma sebebini öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde davayı açmalıdır.

Bunun yanında olayın üzerinden beş yıl geçmesiyle de dava hakkı düşer.

Bu iki süre birlikte dikkate alınır.

Örneğin bir eş, kendisine yönelik hayata kast teşkil ettiği ileri sürülen olayı gerçekleştiği gün öğrenmişse altı aylık hak düşürücü süre o öğrenme tarihi esas alınarak değerlendirilir.

Olay uzun süre gizli kalmış ve daha sonra öğrenilmişse öğrenme tarihi önem kazanabilir; ancak her durumda fiilin gerçekleşmesinden itibaren kanundaki beş yıllık üst süre bulunmaktadır.

Bu süreler zamanaşımı değil hak düşürücü süre niteliğindedir.

Dolayısıyla “şiddetten sonra ne kadar sürede boşanma davası açılır?”, “hayata kast boşanma davası süresi”, “onur kırıcı davranış boşanma süresi” gibi sorularda altı aylık ve beş yıllık süre birlikte değerlendirilmelidir.

Birden Fazla Şiddet Olayında Süre Nasıl Hesaplanır?

Evlilik içerisinde birden fazla şiddet veya ağır davranış yaşanmışsa her olayın tarihi ve niteliği ayrı ayrı önem taşıyabilir.

Daha eski bir olay yönünden TMK 162’deki hak düşürücü süre geçmiş olsa bile sonradan gerçekleşen yeni bir eylem yeni bir hukuki vakıa oluşturabilir.

Bununla birlikte hangi olayın hangi dava sebebine dayanak yapılabileceği ve geçmişteki olayların değerlendirmede ne ölçüde dikkate alınabileceği somut dosyaya göre değişmektedir.

Bu nedenle özellikle uzun yıllar devam eden aile içi şiddet, sistematik hakaret, tehdit ve psikolojik şiddet iddialarında olayların kronolojik olarak belirlenmesi önemlidir.

Affeden Eş TMK 162’ye Dayanabilir mi?

Kanun bu konuda açıktır:

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Dolayısıyla hayata kast, pek kötü veya ağır derecede onur kırıcı davranış gerçekleştikten sonra mağdur eşin davranışı açıkça affetmesi, söz konusu olaya dayanarak TMK 162 kapsamında dava açma hakkını ortadan kaldırabilir.

Affetmenin açık bir beyanla yapılması mümkün olduğu gibi somut olayda kişinin davranışlarından affetme sonucuna ulaşılıp ulaşılamayacağı da tartışma konusu olabilir.

Ancak eşlerin belirli bir süre aynı evde kalmış olması her olayda tek başına otomatik olarak hukuki anlamda affetme kabul edilmemelidir. Özellikle ekonomik zorunluluklar, çocuklar, güvenlik kaygıları veya başka nedenlerle bir süre aynı konutta bulunulmuş olması somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Bu nedenle affetme, hoşgörüyle karşılama ve zorunlu olarak ortak konutta bulunmaya devam etme kavramlarının birbirinden ayrılması gerekebilir.

Şiddet Sonrası Barışmak Dava Hakkını Etkiler mi?

Şiddet olayından sonra eşlerin bilinçli biçimde evliliği devam ettirme kararı alması, yeniden bir araya gelmesi ve geçmiş olayın affedildiğini gösteren açık davranışlarda bulunması hukuki açıdan önem taşıyabilir.

Ancak daha sonra yeni bir şiddet olayı gerçekleşirse bu yeni olay ayrıca değerlendirilir.

Bu nedenle boşanma davasında hangi olayların affedildiği, hangi olayların sonradan gerçekleştiği ve hangi olaylara dayanıldığı açık şekilde ortaya konmalıdır.

Hayata Kast ve Şiddet Nedeniyle Boşanmada Hangi Deliller Kullanılabilir?

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davasında ispat, davanın en önemli aşamalarından biridir.

Somut olayın özelliklerine göre hastane ve doktor raporları, adli muayene raporları, kolluk tutanakları, savcılık soruşturma dosyaları, ceza mahkemesi kararları, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilmiş tedbir kararları, tanık anlatımları, fotoğraflar, kamera kayıtları, telefon mesajları, e-postalar, sosyal medya yazışmaları ve diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir.

Özellikle fiziksel şiddet iddialarında olaydan hemen sonra alınan darp raporu veya adli muayene belgesi son derece önemli olabilir.

Ancak darp raporunun bulunmaması da her durumda şiddetin ispatlanamayacağı anlamına gelmez. Diğer deliller birlikte değerlendirilebilir.

Yargıtay’ın ağır fiziksel şiddete ilişkin bir kararında ortak çocukların tanık anlatımları ve kesin doktor raporları değerlendirilerek sonuca ulaşılmıştır.

WhatsApp Mesajları ve Telefon Kayıtları Delil Olur mu?

Boşanma davalarında WhatsApp yazışmaları, SMS mesajları, e-postalar ve çeşitli dijital kayıtlar somut olayın özelliklerine göre delil olarak gündeme gelebilir.

Ancak delilin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması önemlidir.

Bir kişinin kendisine gönderilen tehdit veya hakaret içerikli mesajları saklaması ile karşı tarafın özel hesaplarına hukuka aykırı biçimde girerek kayıt elde etmesi aynı şekilde değerlendirilmez.

Bu nedenle dijital delilin elde edilme biçimi, gerçekliği, bütünlüğü ve hangi kişiye ait olduğu önemlidir.

Ekran görüntülerinin değiştirilip değiştirilmediğine ilişkin itirazlar söz konusu olabileceğinden gerektiğinde bilirkişi incelemesi veya başka teknik yöntemler de gündeme gelebilir.

Tanıkla Şiddet İspatlanabilir mi?

Evet. Tanık delili boşanma davalarında önemli delillerden biridir.

Aile içi olayların çoğu zaman ev içerisinde gerçekleşmesi nedeniyle olaya doğrudan tanık olan kişi sayısı sınırlı olabilir.

Tanık olayın bizzat gerçekleşme biçimini görmüş olabilir veya olaydan hemen sonraki fiziksel ve psikolojik durumu gözlemlemiş olabilir. Mahkeme tanık anlatımlarını diğer delillerle birlikte değerlendirir.

Akrabalık ilişkisi tek başına tanık anlatımını geçersiz hâle getirmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da ciddi ve inandırıcı karşı deliller bulunmadıkça tanıkların gerçeği söylediğinin esas olduğunu ve akrabalığın tek başına tanık beyanını değersiz kılmayacağını ifade eden değerlendirmelere yer vermiştir.

Ceza Davası Açılması Boşanma Davası İçin Zorunlu mudur?

Hayır. Hayata kast veya şiddet nedeniyle boşanma davası açılması için mutlaka önce ceza davası açılması ya da ceza mahkûmiyeti bulunması şart değildir.

Boşanma davası ile ceza soruşturması veya ceza davası farklı hukuki süreçlerdir.

Bir davranış hem boşanma sebebi hem de ceza hukuku bakımından suç oluşturabilir. Örneğin yaralama, tehdit veya öldürmeye teşebbüs niteliğindeki davranışlar ceza hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebilir.

Aile mahkemesi kendi dosyasındaki delilleri değerlendirerek boşanma sebebinin ispatlanıp ispatlanmadığı konusunda karar verir.

Bu nedenle “ceza davası olmadan şiddet nedeniyle boşanabilir miyim?” sorusunun cevabı, gerekli delillerin bulunması hâlinde evet olabilir.

Ceza Mahkemesindeki Beraat Boşanma Davasını Bitirir mi?

Ceza mahkemesinde beraat kararı verilmesi, her durumda aile mahkemesinin aynı olayın boşanma hukuku açısından gerçekleşmediğini kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hâkimini her durumda bağlamadığı vurgulanmıştır.

Örneğin ceza yargılamasında mahkûmiyet için gereken ispat düzeyi ile özel hukuk yargılamasındaki delil değerlendirmesi aynı değildir.

Buna karşılık ceza dosyasındaki maddi bulgular, raporlar, tanık anlatımları ve kesinleşmiş kararlar aile mahkemesi bakımından önem taşıyabilir.

Dolayısıyla ceza dosyasının boşanma davasındaki etkisi somut olay özelinde değerlendirilmelidir.

Şiddet Varsa Boşanma Davasını Beklemeden Koruma Kararı Alınabilir mi?

Evet.

Boşanma davası uzun sürebilecek bir yargılama sürecidir. Kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü bakımından tehlike bulunuyorsa koruma sağlanması için boşanma kararının beklenmesi gerekmez.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında somut olayın şartlarına göre koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması gündeme gelebilir.

6284 sayılı Kanun fiziksel şiddetin yanında psikolojik, cinsel ve ekonomik zarar veya acı doğuran ya da doğurması muhtemel davranışları ve özgürlüğün keyfî biçimde engellenmesini de şiddet kavramı içinde değerlendirmektedir.

Şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarına aykırı davranılması durumunda 6284 sayılı Kanun kapsamında zorlama hapsi yaptırımı gündeme gelebilir.

Bu süreç boşanma davasından ayrı şekilde işletilebilir.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Aile mahkemelerinin görev alanı, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan uyuşmazlıkları kapsamaktadır.

Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan ilgili asliye hukuk mahkemesi uyuşmazlığı görebilir.

Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre belirlenir.

Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?

TMK 168’e göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme:

Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Bu düzenleme güncel Türk Medeni Kanunu’nda açık biçimde yer almaktadır.

Örneğin eşlerden biri İstanbul’da yaşıyor ve diğer eş farklı bir şehirde bulunuyorsa davanın nerede açılabileceği tarafların yerleşim yerleri ve son ortak yerleşim yerine göre değerlendirilebilir.

Yargıtay’ın 2026 tarihli bir kararında da boşanma davalarında birden fazla yetkili mahkeme bulunabileceği ve TMK 168’deki yetki kuralının uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.

İstanbul’da Hayata Kast ve Şiddet Nedeniyle Boşanma Davası

İstanbul’daki uyuşmazlıklarda hangi aile mahkemesinin yetkili olduğu yalnızca “İstanbul’da oturulması” esas alınarak belirlenmez. Tarafların yerleşim yeri ve son ortak yaşam yeri dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle internette İstanbul boşanma davası, İstanbul hayata kast nedeniyle boşanma, İstanbul aile hukuku avukatı, İstanbul şiddet nedeniyle boşanma, İstanbul çekişmeli boşanma davası, Anadolu Yakası boşanma davası, Kartal boşanma davası, Kadıköy aile hukuku, Ataşehir boşanma davası, Üsküdar boşanma davası, Maltepe çekişmeli boşanma, Pendik boşanma davası, Bakırköy boşanma davası, Beşiktaş aile hukuku ve Şişli boşanma davası gibi bölgesel sorgularla araştırma yapılabilmektedir.

Ancak yetkili adliye ve mahkeme somut adres ve TMK 168 kuralları doğrultusunda ayrıca tespit edilmelidir.

Boşanma Davası Açılınca Eş ve Çocuklar İçin Hangi Tedbirler Alınabilir?

TMK 169 uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı boyunca gerekli geçici önlemleri resen alır.

Bu önlemler özellikle eşlerin barınması, geçimi, mallarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin olabilir.

Bu kapsamda şartlarına göre tedbir nafakası, çocuğun geçici velâyetinin düzenlenmesi, çocukla kişisel ilişkinin belirlenmesi ve barınmaya ilişkin önlemler gündeme gelebilir.

Bu tedbirlerin amacı dava devam ederken tarafların ve çocukların korunmasıdır.

Şiddet iddiası bulunan dosyalarda ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu veya önleyici tedbirler de değerlendirilmelidir.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanmada Maddi Tazminat İstenebilir mi?

Evet. Şartları varsa maddi tazminat talep edilebilir.

TMK 174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda maddi tazminat isteyebilir.

Hayata kast, ağır şiddet veya onur kırıcı davranış gibi olaylarda kusur değerlendirmesi ve boşanmanın ekonomik sonuçları birlikte ele alınır.

Maddi tazminat miktarı otomatik değildir.

Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur derecesi, boşanmayla kaybedilen mevcut veya beklenen menfaatler ve hakkaniyet ilkeleri değerlendirilir.

Yargıtay 2026 tarihli bir kararında tazminat değerlendirmesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumları, fiilin ağırlığı ve hakkaniyet kurallarının dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır.

Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davalarında manevi tazminat özellikle önem taşımaktadır.

TMK 174/2’ye göre boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu eşten uygun miktarda manevi tazminat talep edebilir.

Hayata kast, ağır fiziksel şiddet ve ağır onur kırıcı davranışlar doğası gereği kişinin beden bütünlüğü, ruhsal bütünlüğü, şerefi ve haysiyeti üzerinde ciddi etkiler oluşturabilir.

Yargıtay’ın 24 Mart 2026 tarihli bir kararında fiziksel şiddet uygulayan eşin davranışının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu belirtilmiş ve manevi tazminat koşulları değerlendirilmiştir.

Ancak manevi tazminat miktarı için sabit bir tarife bulunmamaktadır.

Mahkeme somut olayın ağırlığını, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, kusuru, eylemin etkilerini ve hakkaniyeti dikkate alır.

Şiddet Nedeniyle Boşanmada Ne Kadar Tazminat Alınır?

Boşanmada tazminat miktarı bakımından herkes için geçerli tek bir rakam veya hesaplama formülü yoktur.

İnternette “şiddet nedeniyle boşanmada şu kadar tazminat alınır” şeklinde kesin rakamların verilmesi hukuken sağlıklı değildir.

Eşin ekonomik durumu, evliliğin özellikleri, boşanmaya sebep olan davranışın ağırlığı, mağdur eş üzerindeki etkileri, tarafların kusur durumu ve güncel ekonomik koşullar değerlendirilir.

Özellikle hayata kast gibi son derece ağır bir fiille sıradan hakaret veya tartışmanın tazminat değerlendirmesinin aynı olması beklenemez.

Mahkeme hakkaniyete uygun bir tutar belirler.

Yoksulluk Nafakası Talep Edilebilir mi?

TMK 175 uyarınca boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir.

Bu nedenle hayata kast veya ağır şiddete maruz kalan eşin diğer şartların da bulunması durumunda yoksulluk nafakası talep etmesi mümkündür.

Ancak nafaka talebinde yalnızca karşı tarafın kusuru değil, nafaka isteyen kişinin boşanmayla yoksulluğa düşüp düşmeyeceği, tarafların ekonomik durumları ve diğer şartlar değerlendirilir.

Dava devam ederken ise TMK 169 kapsamında tedbir nafakası gündeme gelebilir.

Şiddet Çocuğun Velâyetini Etkiler mi?

Velâyet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Eşine veya çocuğa şiddet uygulayan bir ebeveynin davranışları velâyet ve kişisel ilişki değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Mahkeme çocuğun fiziksel, duygusal ve psikolojik güvenliğini dikkate alarak karar verir.

Şiddet olayının çocukların önünde gerçekleşmesi, çocuğun doğrudan şiddete maruz kalması veya ebeveynin davranışlarının çocuk açısından risk oluşturması ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay kararlarına yansıyan ağır şiddet dosyalarında velâyet ve kişisel ilişkinin de olayların niteliğine göre düzenlendiği görülmektedir.

Bu nedenle şiddet nedeniyle boşanma ve velâyet konusu, yalnızca eşler arasındaki kusur üzerinden değil çocuğun güvenliği ve gelişimi üzerinden ele alınır.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Çekişmeli boşanma davasının ne kadar süreceği konusunda kesin bir süre verilmesi mümkün değildir.

Mahkemenin iş yoğunluğu, taraflara tebligat yapılması, tanık sayısı, hastane ve savcılık kayıtlarının getirtilmesi, ceza dosyasının bulunup bulunmadığı, bilirkişi incelemesi, sosyal inceleme raporu, velâyet uyuşmazlığı ve istinaf süreci toplam süreyi etkiler.

Hayata kast veya ağır şiddet iddialarında ceza soruşturması dosyalarının celbi ve çeşitli sağlık raporlarının incelenmesi gerekebilir.

Bu nedenle yalnızca dava türüne bakılarak “dava kesin olarak birkaç ayda sonuçlanır” şeklinde garanti verilmesi doğru değildir.

Boşanma Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mudur?

Türkiye’de boşanma davasının mutlaka avukat aracılığıyla açılması gerektiğine ilişkin genel bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Kişi kendi adına dava açabilir.

Ancak hayata kast, pek kötü davranış ve onur kırıcı davranış TMK 162 kapsamında özel ve teknik bir boşanma sebebidir.

Altı aylık hak düşürücü süre, beş yıllık üst süre, affetmenin sonuçları, TMK 162 ile TMK 166 arasındaki ayrım, kusur değerlendirmesi, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velâyet, 6284 tedbirleri ve ceza dosyasıyla bağlantı nedeniyle hukuki süreç karmaşık hâle gelebilir.

Bu nedenle tarafların hak kaybına uğramamak için hukuki destek alma imkânını değerlendirmesi mümkündür.

Hayata Kast Nedeniyle Boşanma Dilekçesinde Nelere Yer Verilmelidir?

Dava dilekçesinde hukuki sebep kadar vakıaların açık ve kronolojik biçimde açıklanması önemlidir.

Olayların yaklaşık veya mümkünse kesin tarihleri, olayın nerede gerçekleştiği, saldırının nasıl gerçekleştirildiği, yaralanma olup olmadığı, hastaneye başvurulup başvurulmadığı, kolluk veya savcılığa müracaat edilip edilmediği, tedbir kararı bulunup bulunmadığı ve hangi delillere dayanıldığı açıklanmalıdır.

Ayrıca talep edilecek maddi ve manevi tazminat, nafaka, velâyet ve diğer fer’i talepler usulüne uygun biçimde belirtilmelidir.

Sadece “eşim kötü davranıyor, boşanmak istiyorum” şeklindeki soyut anlatım yerine somut olayların açıklanması ispat açısından önemlidir.

Hayata Kast ile Kasten Yaralama Arasındaki Fark Nedir?

Boşanma hukuku bakımından hayata kast, eşin hayatını sona erdirmeye yönelik iradeye dayanır.

Fiziksel zarar verme amacı taşıyan ancak öldürme iradesi bulunmayan bir saldırı ise doğrudan hayata kast olarak nitelendirilmeyebilir.

Bununla birlikte aynı davranışın pek kötü davranış, ağır derecede onur kırıcı davranış veya evlilik birliğini temelinden sarsan davranış kapsamında değerlendirilmesi mümkün olabilir.

Ceza hukuku bakımından fiilin kasten yaralama mı, öldürmeye teşebbüs mü oluşturduğu ayrıca ceza yargılamasının konusudur.

Aile mahkemesinin değerlendirmesi ise boşanma hukukuna ilişkindir.

Psikolojik Şiddet TMK 162 Kapsamında Değerlendirilebilir mi?

Psikolojik şiddet çok farklı şekillerde ortaya çıkabilir.

Sürekli aşağılama, ağır tehdit, kişinin sosyal çevresinden tamamen izole edilmesi, ağır baskı ve korkutma davranışları somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi oluşturabilir.

Ancak psikolojik şiddet olarak nitelenebilecek her davranış doğrudan TMK 162 kapsamındaki pek kötü veya ağır derecede onur kırıcı davranış seviyesine ulaşmayabilir.

TMK 162 şartları oluşmamışsa davranışlar TMK 166/1 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle değerlendirilebilir.

6284 sayılı Kanun bakımından ise şiddet kavramı yalnızca fiziksel saldırıyla sınırlı değildir; psikolojik, ekonomik, cinsel ve sözlü davranışlar da kanundaki şiddet tanımında yer alabilmektedir.

Ekonomik Şiddet TMK 162 Kapsamında mıdır?

Eşin diğer eşe hiç para vermemesi, gelirine el koyması, çalışmasını engellemesi veya ekonomik baskı kurması ekonomik şiddet olarak gündeme gelebilir.

Bu davranışların her biri otomatik biçimde TMK 162 kapsamında kabul edilmez.

Ancak ekonomik davranışların son derece ağır, eziyet verici ve kişinin insan onurunu zedeleyecek biçimde gerçekleşmesi hâlinde somut olay özelinde TMK 162 tartışılabilir.

Diğer durumlarda davranışlar çoğunlukla evlilik birliğinin temelinden sarsılması bakımından değerlendirilir.

Bölgesel Boşanma Aramaları ve SEO Açısından Kullanılan Terimler

Hukuki bilgi arayan kişiler internette genellikle yalnızca kanun maddesini değil yaşadıkları şehir veya ilçeyi de içeren sorgular kullanmaktadır.

Bu konu bakımından hayata kast nedeniyle boşanma, şiddet nedeniyle boşanma davası, aile içi şiddet boşanma, onur kırıcı davranış boşanma, hakaret nedeniyle boşanma, pek kötü davranış boşanma, çekişmeli boşanma davası, boşanmada manevi tazminat, şiddet nedeniyle tazminat, 6284 uzaklaştırma kararı, şiddet gören eşin hakları, boşanma davası nasıl açılır, boşanma davası hangi mahkemede açılır ve boşanma avukatı gibi sorgular sık karşılaşılan arama niyetlerini yansıtmaktadır.

Bölgesel olarak ise İstanbul boşanma davası, İstanbul aile hukuku, İstanbul çekişmeli boşanma, Anadolu Yakası boşanma davası, Kartal boşanma davası, Kadıköy boşanma davası, Ataşehir aile hukuku, Üsküdar boşanma, Maltepe boşanma davası, Pendik çekişmeli boşanma, Bakırköy boşanma davası ve benzeri yerel sorgular kullanılabilmektedir.

SEO açısından bu ifadelerin metin içerisine yapay biçimde tekrar tekrar yerleştirilmesi yerine kullanıcıların gerçek hukuki sorularının kapsamlı şekilde cevaplandırılması daha doğru bir içerik yaklaşımıdır.

Google Ads, “Boşanma Avukatı” Kelimeleri ve Reklam Yasağı

Avukatlık alanındaki dijital pazarlama faaliyetlerinde önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Bir hukuk sitesinin bilgilendirici SEO içeriği hazırlaması ile Google Ads üzerinden iş elde etmeye yönelik reklam faaliyeti aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

Türkiye Barolar Birliği disiplin kararlarında Google arama motorunda “boşanma avukatı”, “ceza avukatı” gibi ifadeler üzerinden belirli avukat veya hukuk bürolarının öne çıkarılması reklam yasağı bakımından inceleme konusu olmuştur. Bazı dosyalarda bu tür faaliyetlerin reklam yasağına aykırı olduğu kabul edilmiştir.

TBB ayrıca 2 Mayıs 2026 tarihli düzenleme doğrultusunda çevrimiçi iletişim araçlarındaki reklam yasağı ihlallerinin takibi amacıyla Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi kurmuş ve Merkez 14 Temmuz 2026 tarihinde ilk toplantısını gerçekleştirmiştir.

Bu nedenle “İstanbul boşanma avukatı”, “en iyi boşanma avukatı”, “şiddet boşanma avukatı” veya benzeri yüksek ticari niyet taşıyan kelimelerin özellikle ücretli reklam kampanyalarında kullanımı açısından güncel Avukatlık Kanunu, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği ve disiplin uygulaması mutlaka dikkate alınmalıdır.

Hukuki içeriklerde “en iyi”, “garantili boşanma”, “kesin sonuç”, “en başarılı avukat” gibi üstünlük veya sonuç garantisi izlenimi oluşturabilecek ifadelerden kaçınılması daha uygun bir yaklaşımdır.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Hayata kast nedeniyle boşanma nedir?

Hayata kast nedeniyle boşanma, eşlerden birinin diğer eşin yaşamına yönelik kasıtlı saldırıda bulunması nedeniyle TMK 162 kapsamında açılabilen özel boşanma davasıdır.

Hayata kast, özel ve mutlak boşanma sebebi olarak değerlendirilir.

Hayata kast nedeniyle boşanma davası açma süresi ne kadardır?

Mağdur eş, boşanma sebebini öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde dava açmalıdır. Her hâlde olayın gerçekleşmesinin üzerinden beş yıl geçmesiyle TMK 162’ye dayalı dava hakkı düşer.

Affeden eş hayata kast nedeniyle dava açabilir mi?

Aynı affedilmiş olaya dayanarak hayır. TMK 162 açıkça affeden tarafın dava hakkı olmadığını düzenlemektedir.

Eşimi affettim ama yeniden şiddet uyguladı, dava açabilir miyim?

Sonradan meydana gelen yeni şiddet olayı ayrı bir vakıadır. Önceki olayın affedilmiş olması, daha sonra meydana gelen yeni olayların hukuki sonuç doğurmasını engellemez. Yeni olay yönünden dava şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Eşin dövmesi hayata kast sayılır mı?

Her fiziksel şiddet olayı otomatik olarak hayata kast değildir. Hayata kast için yaşamı sona erdirmeye yönelik kasıt aranır. Ancak fiziksel şiddet olayın ağırlığına göre pek kötü davranış, onur kırıcı davranış veya TMK 166 kapsamında boşanma sebebi oluşturabilir.

Bir kez vurmak boşanma sebebi midir?

Tek bir fiziksel şiddet eylemi dahi boşanma sebebi olabilir. Bunun TMK 162 kapsamında özel boşanma sebebi oluşturup oluşturmadığı ise eylemin ağırlığı ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Ölüm tehdidi hayata kast mıdır?

Salt tehdit ile öldürmeye yönelik icra hareketi aynı değildir. Ancak ölüm tehdidi ciddi bir kusurlu davranış ve şartlarına göre ceza hukuku ile 6284 sayılı Kanun kapsamında sonuç doğurabilecek bir eylemdir.

Ağır hakaret boşanma sebebi midir?

Evet. Hakaret boşanma sebebi olabilir. Ancak TMK 162’nin uygulanabilmesi için davranışın ağır derecede onur kırıcı nitelikte olması gerekir. Daha düşük yoğunluktaki hakaretler TMK 166 kapsamında değerlendirilebilir.

Onur kırıcı davranışın başkalarının yanında yapılması şart mıdır?

Hayır. Davranışın mutlaka üçüncü kişilerin önünde gerçekleşmesi şart değildir. Ancak başkalarının önünde küçük düşürme, eylemin ağırlığının değerlendirilmesinde önemli olabilir.

Psikolojik şiddet boşanma sebebi olur mu?

Evet. Psikolojik şiddet boşanma sebebi olabilir. Davranışın ağırlığına göre TMK 162 veya TMK 166 kapsamında değerlendirme yapılabilir.

Şiddet nedeniyle boşanmada darp raporu zorunlu mudur?

Darp raporu çok önemli bir delil olmakla birlikte tek delil değildir. Tanık anlatımları, kolluk kayıtları, mesajlar, kamera görüntüleri, savcılık dosyaları ve diğer hukuka uygun deliller de değerlendirilebilir.

Şiddetten sonra hastaneye gitmedim, dava açabilir miyim?

Darp raporunun bulunmaması tek başına dava açılamayacağı anlamına gelmez. Ancak olayın ispatı bakımından diğer delillerin önemi artabilir.

WhatsApp’taki ölüm tehdidi delil olur mu?

Kişiye gönderilmiş tehdit içerikli mesajlar somut olayda delil olarak değerlendirilebilir. Delilin hukuka uygun elde edilmiş olması ve gerçekliğinin ortaya konabilmesi önemlidir.

Ceza davası açılmadan boşanma davası açılır mı?

Evet. Boşanma davası için ceza mahkûmiyeti ön şart değildir. Aile mahkemesi önündeki delillere göre boşanma sebebinin oluşup oluşmadığını değerlendirir.

Ceza mahkemesinde beraat edilirse boşanma davası reddedilir mi?

Otomatik olarak hayır. Ceza mahkemesindeki beraat kararı hukuk hâkimini her durumda bağlamaz. Aile mahkemesi dosyadaki delilleri boşanma hukuku bakımından ayrıca değerlendirebilir.

Hayata kast nedeniyle boşanmada manevi tazminat alınabilir mi?

Şartları bulunuyorsa evet. TMK 174/2 kapsamında kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf kusurlu eşten manevi tazminat talep edebilir.

Şiddet gören eş maddi tazminat isteyebilir mi?

Kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olup boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören eş TMK 174/1 şartları kapsamında maddi tazminat talep edebilir.

Şiddet gören eş nafaka alabilir mi?

Şartları varsa tedbir ve yoksulluk nafakası gündeme gelebilir. Yoksulluk nafakasında talepte bulunan tarafın kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması gerekir.

Boşanma davasında koruma kararı alınabilir mi?

Şiddet tehlikesi bulunması hâlinde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler gündeme gelebilir. Bunun için boşanma kararının kesinleşmesini beklemek gerekmez.

Şiddet uygulayan eş evden uzaklaştırılabilir mi?

6284 sayılı Kanundaki şartların bulunması hâlinde şiddet uygulayan hakkında önleyici tedbirler uygulanabilir. Tedbirin türü ve kapsamı somut duruma göre belirlenir.

Hayata kast nedeniyle boşanma hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte yaşadıkları yer mahkemesidir.

TMK 162 ile TMK 166 aynı davada ileri sürülebilir mi?

Somut olayın özelliklerine göre aynı davada farklı boşanma sebeplerine dayanılması mümkündür. Yargıtay kararlarında hem TMK 162 hem TMK 166/1’e dayanılan uyuşmazlıklar bulunmaktadır.

Hayata kast nedeniyle boşanma anlaşmalı boşanma mıdır?

Hayır. TMK 162 özel bir çekişmeli boşanma sebebidir. Bununla birlikte taraflar daha sonra şartları varsa anlaşmalı boşanma yolunu tercih edebilirler. Anlaşmalı boşanmanın şartları TMK 166 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir.

Hayata kast nedeniyle boşanmada karşı tarafın kusuru araştırılır mı?

Hayata kast, pek kötü veya ağır derecede onur kırıcı davranışın gerçekleşip gerçekleşmediği öncelikle ispat edilmelidir. TMK 162 özel ve mutlak boşanma sebebidir. Bunun yanında maddi ve manevi tazminat ile nafaka gibi boşanmanın mali sonuçları bakımından kusur önem taşımaya devam eder.

Şiddet nedeniyle boşanmada çocuklar tanık olabilir mi?

Çocukların tanıklığı son derece dikkatli değerlendirilmesi gereken bir konudur. Somut olayın özellikleri ve çocuğun durumu önemlidir. Yargıtay kararlarında ortak çocukların şiddet olayına ilişkin anlatımlarının diğer delillerle birlikte değerlendirildiği dosyalar bulunmaktadır.

Hayata kast nedeniyle boşanma davası reddedilirse tekrar dava açılabilir mi?

Davanın neden reddedildiği önemlidir. Aynı olay bakımından kesin hüküm, hak düşürücü süre ve diğer usul kuralları dikkate alınmalıdır. Daha sonra meydana gelen yeni olaylar ise yeni boşanma sebepleri oluşturabilir.

Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 2024 yılında değiştirilen dördüncü fıkrasına göre herhangi bir boşanma sebebiyle açılan davanın reddinin kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamaması durumunda evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılabilir.

Şiddet Nedeniyle Boşanmada Hukuki Süreç Neden Önemlidir?

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma, sıradan bir geçimsizlik iddiasından farklı olarak Türk Medeni Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş ağır davranışlara dayanan bir boşanma sebebidir.

Özellikle TMK 162’de bulunan altı aylık hak düşürücü süre, beş yıllık üst süre ve affetmenin dava hakkını ortadan kaldırması nedeniyle olayların zamanlamasının doğru değerlendirilmesi gerekir.

Bunun yanında aynı eylemin ceza soruşturması, 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir, velâyet, nafaka ve maddi-manevi tazminat açısından farklı hukuki sonuçları bulunabilir.

Dava açılırken olayın yalnızca “şiddet” şeklinde genel olarak anlatılması yerine eylemin hayata kast, pek kötü davranış, ağır derecede onur kırıcı davranış veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebeplerinden hangisini oluşturduğunun değerlendirilmesi önemlidir.

Hayata Kast ve Ağır Şiddet Boşanmada Özel Bir Hukuki Sebeptir

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen özel ve mutlak boşanma sebeplerinden biridir.

Eşin diğer eşin hayatını sona erdirmeye yönelik davranışları hayata kast; ağır fiziksel veya ruhsal eziyet niteliğindeki davranışları pek kötü davranış; şeref ve haysiyetine ciddi biçimde saldıran davranışları ise ağır derecede onur kırıcı davranış olarak değerlendirilebilir.

Bu tür davranışların ispatlanması durumunda, genel boşanma sebebinden farklı olarak ayrıca evlilik birliğinin çekilmez hâle geldiğinin ispatlanması kural olarak aranmaz. Yargıtay uygulaması da TMK 162’yi özel mutlak boşanma sebepleri arasında değerlendirmektedir.

Bununla birlikte TMK 162’ye dayalı dava hakkı sınırsız değildir. Mağdur eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her durumda olayın gerçekleşmesinden itibaren beş yıl içinde dava açması gerekir. Ayrıca affeden taraf aynı olaya dayanarak TMK 162 kapsamında dava hakkını kullanamaz.

Davanın ispatında darp raporu, adli muayene kayıtları, tanık ifadeleri, savcılık ve ceza dosyaları, 6284 tedbir kararları, WhatsApp ve SMS mesajları, kamera kayıtları, fotoğraflar ve diğer hukuka uygun deliller önem taşıyabilir.

Şiddetin aynı zamanda suç oluşturması hâlinde ceza soruşturması yürütülmesi mümkündür; ancak boşanma davası açılması için mutlaka ceza mahkûmiyetinin beklenmesi gerekmez. Aynı şekilde güvenlik riski bulunan kişiler açısından boşanma davasının sonuçlanması beklenmeksizin 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler gündeme gelebilir.

Şartları varsa mağdur eş ayrıca maddi tazminat, manevi tazminat, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası talep edebilir. Ortak çocukların bulunması hâlinde velâyet ve kişisel ilişki düzenlenirken temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır ve şiddet iddiaları bu değerlendirmede önemli rol oynayabilir.

hayata kast nedeniyle boşanma, pek kötü davranış nedeniyle boşanma, onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma, fiziksel şiddet nedeniyle boşanma, psikolojik şiddet nedeniyle boşanma, eşini öldürmeye teşebbüs nedeniyle boşanma ve aile içi şiddet boşanma davası gibi uyuşmazlıklarda olayların tarihi, niteliği, deliller, affetme durumu, hak düşürücü süreler ve boşanmanın mali sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

Hukuki uyuşmazlığın somut özellikleri dikkate alınmadan yalnızca genel internet bilgisine dayanarak dava stratejisi belirlenmesi hak kaybına yol açabilir. Bu içerik hukuki bilgilendirme amacı taşımakta olup somut bir olay bakımından hukuki görüş veya sonuç garantisi niteliğinde değildir.