Tokat’taki Gülsün Hukuk’da sizler için Şirket Birleşme ve Devralmaları Hukuku konusu ele alındı, hemen inceleyebilir, bilgi alabilirsiniz.
Şirket Birleşme ve Devralmaları Hukuku: Şirket Birleşmesi ve Devralma Süreçleri
Şirketlerin büyüme, yeni pazarlara açılma, faaliyet alanlarını genişletme, teknolojik altyapı kazanma, rakip veya tamamlayıcı işletmelerle güçlerini birleştirme hedefleri doğrultusunda başvurdukları en önemli kurumsal işlemler arasında şirket birleşme ve devralmaları yer almaktadır. Uluslararası uygulamada “Mergers and Acquisitions” kavramının kısaltması olan M&A işlemleri, Türkiye’de de şirketler hukukunun, sözleşmeler hukukunun, rekabet hukukunun, sermaye piyasası hukukunun, iş hukukunun ve vergi hukukunun kesiştiği kapsamlı işlemlerdir.
Bir şirket birleşmesi veya şirket devralması, yalnızca tarafların ticari olarak bir bedel üzerinde anlaşarak sözleşme imzalamasından ibaret değildir. İşlem öncesinde hedef şirketin hukuki ve mali durumunun araştırılması, pay yapısının belirlenmesi, şirket sözleşmesinin incelenmesi, üçüncü kişilerle yapılan önemli sözleşmelerin değerlendirilmesi, mevcut davaların ve icra dosyalarının araştırılması, fikri mülkiyet haklarının incelenmesi, çalışanlara ilişkin yükümlülüklerin belirlenmesi ve gerekli idari izinlerin tespit edilmesi gerekir.
Bunun yanında gerçekleştirilecek işlemin bir pay devri, varlık devri, işletme devri, Türk Ticaret Kanunu anlamında birleşme veya ortak kontrol kurulması niteliğinde olup olmadığı hukuki sonuçları doğrudan etkiler.
Türkiye’de Türk Ticaret Kanunu anlamındaki birleşmeler bakımından temel hükümler 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 134 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanuna göre şirketler bir şirketin diğerini devralması suretiyle “devralma şeklinde birleşme” veya yeni bir şirket bünyesinde bir araya gelmeleri suretiyle “yeni kuruluş şeklinde birleşme” gerçekleştirebilirler. Birleşmeyle devrolunan şirketin malvarlığı bir bütün olarak devralan şirkete geçer; devrolunan şirket sona ererek ticaret sicilinden silinir.
Bununla birlikte uygulamada “şirket devralma” ifadesi çoğu zaman bir şirketin paylarının tamamının veya kontrol sağlayan kısmının başka bir kişi ya da şirket tarafından satın alınmasını ifade eder. Bu tür bir hisse devri işlemi, Türk Ticaret Kanunu anlamında birleşmeden farklı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenle şirket satın alma veya ortaklık işlemlerine başlanırken öncelikle işlemin hukuki yapısının doğru belirlenmesi gerekir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup belirli bir birleşme veya devralma işlemi bakımından hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir.
Şirket Birleşme ve Devralmaları Hukuku Nedir?
Şirket birleşme ve devralmaları hukuku, iki veya daha fazla şirketin ekonomik veya hukuki yapılarının birleştirilmesi, bir şirketin başka bir şirketin kontrolünü devralması, payların veya işletme varlıklarının satın alınması ve bu işlemlerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi ve tamamlanmasıyla ilgili hukuki düzenlemelerin bütününü ifade eder.
Birleşme ve devralma işlemleri farklı yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Bazı işlemlerde iki şirket Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde hukuken birleşirken bazı işlemlerde hedef şirket varlığını ve tüzel kişiliğini korur ancak şirketin hisseleri yeni yatırımcıya devredilir.
Başka bir modelde şirketin tamamı yerine belirli fabrikalar, makineler, markalar, sözleşmeler, müşteri portföyleri veya bir işletme bölümü satın alınabilir.
Dolayısıyla şirket devralma hukuku açısından her işlem kendi özelliklerine göre yapılandırılmalıdır.
Tarafların ekonomik amacı aynı olsa bile kullanılacak hukuki yönteme bağlı olarak vergisel sonuçlar, üçüncü kişilerden alınması gereken izinler, çalışanların durumu, sözleşmelerin devamı, borçlardan sorumluluk ve şirketin tüzel kişiliğinin geleceği farklılaşabilir.
Şirket Birleşmesi Nedir?
Şirket birleşmesi, iki veya daha fazla ticaret şirketinin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen yöntemlerden biriyle ekonomik ve hukuki olarak tek bir yapı altında toplanmasıdır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 136. maddesine göre birleşme iki şekilde gerçekleştirilebilir:
Birincisi devralma şeklinde birleşmedir. Bu yöntemde mevcut şirketlerden biri diğer şirketi devralır. Devralan şirket hukuki varlığını sürdürür; devrolunan şirket ise birleşmenin tamamlanması sonucunda sona erer.
İkincisi yeni kuruluş şeklinde birleşmedir. Bu yöntemde birleşmeye katılan şirketler yeni kurulan bir şirket çatısı altında birleşir ve önceki şirketler sona erer.
Kanun uyarınca birleşmenin ticaret siciline tesciliyle işlem hukuki geçerlilik kazanır. Tescil anında devrolunan şirketin aktif ve pasifleri kendiliğinden devralan şirkete geçer. Bu yapı, uygulamada külli halefiyet ilkesinin temel sonuçlarından biri olarak değerlendirilir.
Bu özellik nedeniyle Türk Ticaret Kanunu anlamındaki birleşme, yalnızca şirket hisselerinin satın alınmasından önemli ölçüde farklıdır.
Devralma Şeklinde Şirket Birleşmesi Nasıl Gerçekleşir?
Devralma şeklinde birleşmede, mevcut şirketlerden biri devralan şirket olarak faaliyetlerini sürdürür. Diğer şirket veya şirketler devrolunan şirket konumundadır.
Örneğin A Anonim Şirketi ile B Anonim Şirketi birleşiyor ve işlem sonrasında yalnızca A Anonim Şirketi faaliyetlerine devam ediyorsa, A şirketi devralan, B şirketi ise devrolunan şirkettir.
Birleşmenin tescil edilmesiyle B şirketinin malvarlığı, hakları ve borçları kanuni düzenlemeler çerçevesinde A şirketine geçer. Devrolunan şirket sona ererek ticaret sicilinden silinir.
Birleşmenin önemli sonuçlarından biri de devrolunan şirketin ortaklarının, belirlenen pay değişim oranı doğrultusunda devralan şirketin ortağı hâline gelmesidir.
Bu nedenle birleşme işlemlerinde şirketlerin değerlerinin doğru şekilde belirlenmesi ve değişim oranının ortakların haklarını koruyacak şekilde oluşturulması büyük önem taşır.
Yeni Kuruluş Şeklinde Birleşme Nedir?
Yeni kuruluş şeklinde birleşmede, birleşmeye katılan şirketler mevcut tüzel kişiliklerinden biri altında birleşmek yerine yeni bir şirket kurarlar.
Örneğin A şirketi ile B şirketinin faaliyetlerini yeni kurulacak C şirketi bünyesinde birleştirmeleri hâlinde yeni kuruluş şeklinde birleşme söz konusu olabilir.
Bu modelde birleşmeye katılan önceki şirketlerin aktif ve pasifleri yeni şirkete geçerken, eski şirketler birleşme sonucunda sona erer.
Yeni kurulacak şirketin esas sözleşmesi, sermaye yapısı, pay dağılımı, yönetim modeli ve ortaklık hakları birleşmenin planlanması aşamasında ayrıntılı biçimde belirlenmelidir.
Özellikle farklı ortaklık yapılarına ve kurumsal kültürlere sahip şirketlerin birleşmesinde yönetim kurulunun yapısı, imza yetkileri, pay grupları, veto hakları ve stratejik kararların alınması gibi konuların önceden düzenlenmesi önemlidir.
Hangi Şirketler Birleşebilir?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu birleşebilecek şirket türlerini belirli kurallara bağlamıştır.
Ticaret Bakanlığının Türk Ticaret Kanunu hükümlerine ilişkin açıklamalarına göre sermaye şirketleri diğer sermaye şirketleriyle ve kooperatiflerle; ayrıca kendilerinin devralan taraf olması şartıyla kollektif ve komandit şirketlerle birleşebilir. Şahıs şirketleri kendi aralarında birleşebilir; sermaye şirketleri ve kooperatiflerle ise kanunda öngörülen şartlarla devrolunan taraf olarak birleşebilir. Kooperatifler de kanunda belirtilen şartlar altında sermaye şirketleri, kooperatifler ve belirli durumlarda şahıs şirketleriyle birleşebilir.
Dolayısıyla farklı şirket türlerinin birleşmesi mümkündür ancak birleşme yönünün ve hangi şirketin devralan olacağının Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olması gerekir.
Şirket Devralması Nedir?
Uygulamada şirket devralması, çoğunlukla bir şirketin hisselerinin tamamının veya şirket üzerinde kontrol sağlayacak bölümünün yatırımcı tarafından satın alınması anlamında kullanılmaktadır.
Bu yöntemde hedef şirket genellikle aynı tüzel kişilikle faaliyetlerini sürdürür. Değişen esas unsur şirketin ortaklık veya kontrol yapısıdır.
Örneğin bir anonim şirketin hisselerinin yüzde yüzünün yatırımcı tarafından satın alınması hâlinde hedef şirket ortadan kalkmaz. Şirketin ticaret sicilindeki tüzel kişiliği, çalışanları, sözleşmeleri, malvarlığı ve borçları prensip olarak şirket bünyesinde kalmaya devam eder; ancak şirketin sahibi değişir.
Bu işlem yapısı pay devri veya hisse devri yoluyla şirket satın alma olarak ifade edilir.
Şirketin yalnızca belirli varlıklarının satın alınması ise farklı bir yöntem olan varlık devrini gündeme getirir.
Şirket Satın Alma ile Şirket Birleşmesi Arasındaki Fark Nedir?
Şirket satın alma ve şirket birleşmesi günlük kullanımda birbirinin yerine kullanılabilse de hukuken farklı işlemlerdir.
Şirket satın almada yatırımcı genellikle hedef şirketin paylarını satın alır. Hedef şirket tüzel kişiliğini korur ve faaliyetlerine devam eder.
Türk Ticaret Kanunu anlamındaki birleşmede ise devrolunan şirket tasfiyesiz sona erer ve ticaret sicilinden silinir. Devrolunan şirketin aktif ve pasifleri devralan şirkete geçer.
Bu ayrım özellikle borçların durumu, çalışanların ilişkileri, sözleşmelerin devamı, ruhsat ve izinler, vergisel sonuçlar ve ticaret sicili işlemleri bakımından önemlidir.
Bu nedenle şirket satın alma sözleşmesi hazırlanmadan önce yatırımcının hedefinin pay satın almak mı, belirli varlıkları devralmak mı yoksa kanuni birleşme gerçekleştirmek mi olduğu belirlenmelidir.
Hisse Devri Yoluyla Şirket Satın Alma
Hisse devri, M&A işlemlerinde en sık kullanılan yöntemlerden biridir.
Pay devrinde yatırımcı hedef şirketin paylarının belirli bir bölümünü veya tamamını satın alır. Hedef şirketin tüzel kişiliği değişmediği için şirketin sahip olduğu malvarlığı unsurları kural olarak şirket bünyesinde kalır.
Şirketin gayrimenkulleri, makineleri, markaları, alacakları ve mevcut borçları doğrudan şirketin malvarlığında kalmaya devam eder.
Bu durum alıcı açısından önemli bir risk yaratabilir. Çünkü yatırımcı yalnızca şirketin görünür varlıklarını değil, şirketin geçmiş faaliyetlerinden kaynaklanabilecek ekonomik ve hukuki riskleri de dolaylı olarak devralmış olur.
Bu nedenle pay devri işlemlerinde hukuki durum tespiti incelemesi yani legal due diligence büyük önem taşır.
Anonim Şirketlerde Pay Devri
Anonim şirketlerde pay devrinin yöntemi payların niteliğine göre değişebilir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 490. maddesine göre, kanunda veya şirket esas sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar serbestçe devredilebilir. Bununla birlikte bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar ve esas sözleşmeyle getirilen bazı sınırlamalar bakımından şirket onayı gibi ek koşullar gündeme gelebilir.
Hamiline yazılı pay senetleri bakımından ise güncel Türk Ticaret Kanunu düzenlemesi dikkate alınmalıdır. TTK m.489 uyarınca hamiline yazılı pay senedinin devrinin şirket ve üçüncü kişiler hakkında hüküm ifade edebilmesi bakımından zilyetliğin geçirilmesinin yanı sıra Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirim düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu nedenle anonim şirket satın alımında yalnızca taraflar arasında hisse satış sözleşmesinin imzalanmasıyla yetinilmemeli; pay senetlerinin türü, şirket esas sözleşmesi, pay defteri ve gerekli kayıtların tamamı incelenmelidir.
Limited Şirket Devralmalarında Dikkat Edilecek Hususlar
Limited şirket hisse devri, anonim şirket pay devrinden farklı şekil ve onay şartlarına tabi olabilir.
İşleme başlanmadan önce limited şirket sözleşmesinde pay devrine ilişkin özel sınırlamalar bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Şirketin ortaklar kurulu veya genel kurul onayının gerekli olup olmadığı, pay üzerinde rehin veya haciz bulunup bulunmadığı ve ortakların şirkete karşı ek ödeme veya yan edim yükümlülüklerinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Ayrıca ticaret sicili kayıtlarının güncellenmesi ve şirketin ortaklık yapısındaki değişikliğin ilgili sicil işlemlerine doğru şekilde yansıtılması önemlidir.
Özellikle şirketin kontrolünün tamamen el değiştirdiği işlemlerde yalnızca payların devri değil; müdürlük yapısı, temsil ve ilzam yetkileri, banka yetkileri ve şirket içi karar mekanizmalarının da kapanış sürecinde yeniden düzenlenmesi gerekir.
Varlık Devri Yoluyla Şirket Satın Alma
Şirket devralmalarında kullanılabilecek diğer temel model varlık devri yani asset deal işlemidir.
Bu yöntemde yatırımcı şirket hisselerini satın almak yerine işletmeye ait belirli malvarlığı unsurlarını devralır.
Devredilecek varlıklar arasında taşınmazlar, makineler, üretim hatları, stoklar, markalar, patentler, alan adları, yazılım hakları, müşteri sözleşmeleri veya ticari işletmenin belirli bölümleri bulunabilir.
Varlık devrinin önemli avantajlarından biri, yatırımcının hangi unsurları devralacağını daha ayrıntılı olarak belirleyebilmesidir.
Ancak bazı borçların kanun gereğince devralana geçme ihtimali bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun işletmenin veya malvarlığının devralınmasına ilişkin hükümleri kapsamında aktif ve pasiflerle birlikte işletme devralmalarında borçlardan sorumluluk bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir. Türk Borçlar Kanunu m.202, bir malvarlığını veya işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralanın belirli şartlar altında işletmenin borçlarından sorumluluğunu düzenlemektedir.
Dolayısıyla “yalnızca varlıkları satın alıyorum, şirketin geçmiş borçlarından hiçbir şekilde etkilenmem” şeklinde genel bir varsayımla hareket edilmemelidir.
Şirket Birleşme ve Devralmalarında Hukuki İnceleme Nedir?
Hukuki inceleme veya legal due diligence, birleşme ve devralma işlemlerinin en önemli aşamalarından biridir.
Yatırımcı, hedef şirket hakkında yalnızca satıcının sunduğu ticari bilgilerle karar vermemelidir. Hedef şirketin hukuki yapısını ve olası risklerini değerlendirmek amacıyla kapsamlı bir inceleme yapılması gerekir.
Hukuki incelemede öncelikle hedef şirketin kuruluş belgeleri, esas sözleşmesi, ortaklık yapısı, pay defteri, yönetim kurulu ve genel kurul kararları incelenir.
Daha sonra şirketin ticari sözleşmeleri, kredi sözleşmeleri, teminatları, çalışanları, fikri mülkiyet hakları, ruhsatları, izinleri, devam eden davaları, icra dosyaları ve resmi kurumlarla ilişkileri değerlendirilir.
Due diligence sürecinin kapsamı şirketin sektörüne ve işlemin büyüklüğüne göre değişir.
Örneğin teknoloji şirketinde yazılım hakları ve kişisel veriler ön plana çıkarken gayrimenkul ağırlıklı bir şirket satın alımında tapu kayıtları, imar durumu, ipotek ve diğer takyidatlar daha önemli olabilir.
Legal Due Diligence Sürecinde Hangi Belgeler İncelenir?
Şirket satın alma hukuki incelemesi sırasında genel olarak aşağıdaki alanların incelenmesi önemlidir:
Şirketin kuruluş ve ticaret sicili belgeleri, şirket sözleşmesi veya esas sözleşmesi, ortaklık ve pay sahipliği yapısı, paylar üzerindeki rehinler ve diğer haklar, genel kurul kararları, yönetim kurulu kararları, imza sirküleri ve temsil yetkileri değerlendirilir.
Şirketin müşterileri, tedarikçileri, distribütörleri, acenteleri, bayileri ve finans kuruluşlarıyla yaptığı önemli sözleşmeler incelenir.
Sözleşmelerde şirket hisselerinin devri hâlinde karşı tarafa fesih hakkı veren change of control yani kontrol değişikliği hükümleri bulunup bulunmadığı özellikle araştırılmalıdır.
Ayrıca şirketin sahip olduğu marka, patent, tasarım, alan adı ve yazılım haklarının kimin adına kayıtlı olduğu kontrol edilmelidir.
Çalışan sözleşmeleri, üst düzey yöneticilerin hakları, işçilik alacakları ve varsa toplu iş ilişkileri incelenmelidir.
Şirket hakkında devam eden davalar, icra takipleri, idari soruşturmalar ve verilen teminatlar da satın alma kararının önemli parçalarıdır.
Veri Odası Nedir?
Birleşme ve devralma işlemlerinde hedef şirkete ait belgelerin yatırımcı ve danışmanları tarafından incelenmesi için kullanılan sistem genellikle data room yani veri odası olarak adlandırılır.
Günümüzde veri odaları çoğunlukla dijital ortamda oluşturulur.
Belgeler konu başlıklarına ayrılarak sisteme yüklenir ve yatırımcı tarafın hukuk, finans, vergi ve teknik danışmanları gerekli incelemeleri yapar.
Veri odasının doğru yapılandırılması hem satıcı hem alıcı açısından önemlidir.
Belgelerin eksik veya düzensiz sunulması inceleme sürecini uzatabileceği gibi sözleşmede satıcının sorumluluğunu artırabilecek belirsizliklere de neden olabilir.
Özellikle ticari sır, kişisel veri veya rekabete hassas bilgilerin bulunduğu belgelerin kimler tarafından görülebileceği ayrıca belirlenmelidir.
Gizlilik Sözleşmesi Neden Önemlidir?
Bir şirketin satışı veya stratejik yatırım sürecinde taraflar kamuya açık olmayan çok sayıda ticari bilgi paylaşabilir.
Müşteri listeleri, finansal veriler, fiyatlama yöntemleri, tedarik koşulları, stratejik planlar, çalışan bilgileri ve teknolojik bilgiler bunlara örnektir.
Bu nedenle görüşmelerin erken aşamasında gizlilik sözleşmesi yani NDA hazırlanması yaygın bir uygulamadır.
Gizlilik sözleşmesinde hangi bilgilerin gizli kabul edileceği, bilgilerin hangi amaçlarla kullanılabileceği, kimlerle paylaşılabileceği ve görüşmeler sonuçsuz kalırsa belgelerin nasıl imha veya iade edileceği düzenlenebilir.
Tarafların birbirinin rakibi olduğu işlemlerde rekabet hukuku yönünden hassas bilgilerin paylaşılması ayrıca dikkat gerektirir.
Henüz işlem tamamlanmadan fiyat, müşteri veya gelecekteki ticari strateji gibi rekabete hassas bilgilerin kontrolsüz paylaşılması rekabet hukuku bakımından sorun yaratabilir.
Niyet Mektubu ve Ön Protokol Nedir?
Taraflar şirket satın alma sözleşmesine geçmeden önce işlemin temel ticari koşullarını belirleyen bir niyet mektubu, term sheet veya ön protokol hazırlayabilir.
Bu belgelerde satın alınacak pay oranı, değerlendirme yöntemi, tahmini işlem bedeli, hukuki inceleme süreci, münhasırlık dönemi ve kapanış için hedeflenen yapı gibi konular düzenlenebilir.
Ancak bu belgelerin hangi hükümlerinin bağlayıcı olduğu açık şekilde belirtilmelidir.
Gizlilik ve münhasırlık hükümleri bağlayıcı tutulurken şirket satın alma yükümlülüğünün nihai sözleşmenin imzalanmasına bağlı olduğu kararlaştırılabilir.
Belgenin dilinin belirsiz olması durumunda taraflar henüz nihai işlem yapılmadan sözleşmesel yükümlülük tartışmaları yaşayabilir.
Şirket Devralma Sözleşmesi Nedir?
Şirket devralma sözleşmesi, pay satın alma işlemlerinde çoğunlukla Hisse Satış ve Satın Alma Sözleşmesi veya Share Purchase Agreement – SPA şeklinde düzenlenir.
Sözleşme, alıcı ile satıcı arasındaki işlemin temel şartlarını belirleyen ana hukuki belgedir.
Bir şirket satın alma sözleşmesinde yalnızca satılacak hisseler ve ödeme koşulları düzenlenmez.
Şirketin mevcut durumuna ilişkin satıcının beyan ve taahhütleri, kapanış öncesi yükümlülükler, kapanış şartları, tazminat mekanizmaları ve işlem sonrasındaki sorumluluklar da ayrıntılı şekilde belirlenir.
Bu nedenle şirket satın alma sözleşmesi hazırlanması, M&A sürecinin en kritik hukuki aşamalarından biridir.
Şirket Satın Alma Sözleşmesinde Bulunabilecek Başlıca Hükümler
Şirket satın alma sözleşmesinin içeriği işlemden işleme değişmekle birlikte genellikle işlem konusu hisselerin tanımıyla başlanır.
Tarafların kimlik ve şirket bilgileri, satılacak pay sayısı ve oranı, payların niteliği ve kapanış yöntemi belirlenir.
Ardından satın alma bedelinin nasıl hesaplanacağı düzenlenir.
Bazı işlemlerde sabit bedel belirlenirken bazı işlemlerde şirketin kapanış tarihindeki borç, nakit veya işletme sermayesi seviyesine bağlı fiyat ayarlaması yapılabilir.
Sözleşmede kapanış ön koşulları ayrı bir bölümde düzenlenebilir.
Rekabet Kurulu izni, bankaların onayı, lisans makamlarından izin alınması, belirli sözleşmeler için üçüncü kişi onayının sağlanması veya şirket içi kararların alınması kapanış ön koşulu olabilir.
Satıcının şirket hakkında verdiği beyan ve tekeffüller, şirket satın alma sözleşmesinin önemli bölümlerinden biridir.
Şirketin usulüne uygun kurulduğu, payların satıcıya ait olduğu, belirli davaların bulunmadığı, finansal bilgilerin doğru olduğu, önemli sözleşmelerin geçerli olduğu veya fikri mülkiyet haklarının şirkete ait olduğu gibi konularda beyanlar verilebilir.
Bu beyanların gerçeğe aykırı çıkması durumunda uygulanacak tazminat sistemi ayrıca düzenlenir.
Beyan ve Tekeffüller Neden Önemlidir?
Representations and warranties olarak adlandırılan beyan ve tekeffüller, alıcının şirket hakkında karar verirken dayandığı hukuki güvenceler arasında yer alır.
Hukuki inceleme ne kadar ayrıntılı yapılırsa yapılsın şirketle ilgili her riskin belgelerden tespit edilmesi mümkün olmayabilir.
Bu nedenle satıcı belirli hususların doğru olduğuna ilişkin sözleşmesel güvence verebilir.
Beyanların kapsamı şirketin sektörüne göre değişir.
Kurumsal yapı, finansal durum, çalışanlar, vergi, çevre, fikri mülkiyet, kişisel veri, ruhsatlar, davalar ve önemli sözleşmeler ayrı beyan grupları oluşturabilir.
Satıcı tarafından açıklanmış istisnalar ise genellikle ayrı açıklama mektubunda veya sözleşmenin eklerinde gösterilebilir.
Tazminat Hükümleri Nasıl Yapılandırılır?
Birleşme ve devralma işlemlerinde tarafların en fazla müzakere ettiği konulardan biri tazminat hükümleridir.
Satıcının beyanının gerçeğe aykırı çıkması veya sözleşmedeki bir yükümlülüğünü ihlal etmesi hâlinde alıcının uğrayacağı zararın hangi kapsamda karşılanacağı belirlenebilir.
Tazminat yükümlülüğünün azami sınırı, belirli talepler için uygulanabilecek alt eşikler, taleplerin ileri sürülebileceği süreler ve özel risklere ilişkin ayrı tazminat mekanizmaları sözleşmede düzenlenebilir.
Örneğin hukuki inceleme sırasında devam eden önemli bir vergi incelemesi veya dava tespit edilmişse genel beyan hükümlerinden ayrı bir özel tazminat düzenlemesi yapılması düşünülebilir.
Bu hükümler hazırlanırken uygulanacak hukuk ve emredici mevzuat da dikkate alınmalıdır.
Kapanış Ön Koşulları Nedir?
Şirket satın alma sözleşmesinin imzalanması ile hisselerin fiilen devredildiği tarih her zaman aynı olmayabilir.
İmza ile kapanış arasında belirli şartların yerine getirilmesi gerekiyorsa bunlara conditions precedent yani kapanış ön koşulları denir.
Rekabet Kurulu izni alınması, sektörel otoritenin onayı, gerekli şirket kararlarının alınması, finansman belgelerinin imzalanması veya belirli üçüncü kişi izinlerinin alınması bu koşullar arasında bulunabilir.
Bütün ön koşulların tamamlanması sonrasında kapanış gerçekleştirilir.
Kapanışta pay devirleri, ödeme, yönetim değişikliği ve ilgili şirket belgelerinin teslimi aynı işlem planı içerisinde tamamlanabilir.
Rekabet Kurulu İzni Gereken Şirket Birleşme ve Devralmaları
Belirli büyüklükteki birleşme ve devralma işlemlerinde Rekabet Kurulundan izin alınması gerekebilir.
Rekabet hukuku açısından temel mesele yalnızca satın alınan pay oranı değildir. İşlemin bir teşebbüs üzerindeki kontrolde kalıcı değişiklik meydana getirip getirmediği değerlendirilir.
2010/4 sayılı Tebliğ, kontrolde kalıcı değişiklik doğuracak birleşmeler ile bir teşebbüsün tamamının veya bir bölümünün kontrolünün pay, malvarlığı, sözleşme veya diğer yollarla devralınmasını düzenlemektedir.
Dolayısıyla şirket paylarının yüzde yüzünün satın alınması tipik bir kontrol devri olmakla birlikte daha düşük pay oranlarında da veto hakları veya yönetim yetkileri nedeniyle ortak veya tek kontrol ortaya çıkabilir.
Bu nedenle Rekabet Kurulu birleşme devralma bildirimi değerlendirmesi yalnızca hisse yüzdesine göre yapılmamalıdır.
2026 Rekabet Kurulu Birleşme ve Devralma Ciro Eşikleri
Rekabet Kurumu, birleşme ve devralma mevzuatını 11 Şubat 2026 tarihinde güncellemiştir. Bu değişiklikle bildirime tabi işlemlerde kullanılan ciro eşikleri önemli ölçüde artırılmıştır.
Güncel Rekabet Kurumu kılavuzuna göre bir birleşme veya devralma işleminde;
işlem taraflarının Türkiye ciroları toplamının 3 milyar TL’yi ve işlem taraflarından en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı 1 milyar TL’yi aşması
veya
devralma işlemlerinde devre konu varlık ya da faaliyetin, birleşme işlemlerinde işlem taraflarından en az birinin Türkiye cirosunun 1 milyar TL’yi ve diğer işlem taraflarından en az birinin dünya cirosunun 9 milyar TL’yi aşması
durumunda, Tebliğdeki diğer koşulların da bulunması hâlinde işlem hukuki geçerlilik kazanabilmek için Rekabet Kurulunun iznine tabi olabilir.
Burada yalnızca şirketin kendi finansal tablolarındaki ciro rakamına bakılması her zaman yeterli olmayabilir. Rekabet hukuku bakımından ekonomik bütünlük içerisinde bulunan şirketlerin ciroları ve kontrol ilişkileri de değerlendirmeye dahil olabilir.
Bu nedenle büyük ölçekli şirket satın alma ve birleşme işlemlerinde Rekabet Kurulu bildirimi işlem planlamasının erken aşamalarında incelenmelidir.
Teknoloji Şirketlerinin Devralınmasında 2026 Düzenlemesi
Teknoloji şirketlerinin devralınmasına ilişkin özel rekabet hukuku kuralları bulunmaktadır.
Rekabet Kurumu 2026 güncellemesinde teknoloji teşebbüsü istisnasının uygulama alanında değişiklik yapmıştır. Kurumun açıklamasına göre düzenleme Türkiye’de yerleşik teknoloji teşebbüsleri bakımından yeniden şekillendirilmiş ve bu teşebbüslerin konu olduğu işlemlerde ciro eşiğinin uygulanmasına ilişkin sistem değiştirilmiştir.
Teknoloji, yazılım, dijital platform, finansal teknoloji, biyoteknoloji ve benzeri alanlardaki şirket satın almalarında bu özel hükümlerin işlem özelinde ayrıca incelenmesi gerekir.
Özellikle düşük ciroya sahip ancak stratejik teknoloji veya kullanıcı kitlesine sahip girişimlerin devralınmasında klasik ciro analiziyle yetinilmemelidir.
Rekabet Kurulu İzni Alınmadan Kapanış Yapılabilir mi?
Bir işlemin Rekabet Kurulu iznine tabi olması hâlinde izin alınmadan işlemin hukuken tamamlanmasına ilişkin önemli kısıtlamalar bulunmaktadır.
Tarafların sözleşmede Rekabet Kurulu iznini kapanış ön koşulu olarak düzenlemeleri bu nedenle yaygın bir uygulamadır.
Ayrıca işlem kapanmadan önce alıcının hedef şirket üzerinde fiilen kontrol kullanmaya başlaması veya tarafların ekonomik bağımsızlıklarını sona erdirecek şekilde davranması rekabet hukuku bakımından ayrıca risk oluşturabilir.
Bu nedenle Rekabet Kurulu izni gerektiren işlemlerde imza ile kapanış arasındaki döneme ilişkin yönetim ve bilgi paylaşımı mekanizmaları dikkatle yapılandırılmalıdır.
Halka Açık Şirketlerde Birleşme ve Devralma
Taraflardan en az birinin halka açık ortaklık olduğu birleşme işlemlerinde sermaye piyasası mevzuatı ayrıca uygulanır.
Sermaye Piyasası Kurulunun II-23.2 sayılı Birleşme ve Bölünme Tebliği, halka açık şirketlerin taraf olduğu birleşme ve bölünme işlemlerinde uygulanacak esasları düzenlemektedir. Tebliğ kapsamında birleşme işlemlerinde duyuru metni, finansal tablolar, uzman kuruluş görüşü ve kamuyu aydınlatma yükümlülükleri gibi özel düzenlemeler bulunmaktadır.
Tebliğe göre halka açık ortaklıkların taraf olduğu birleşme ve bölünme işlemlerinde Kurulca onaylanacak duyuru metninin hazırlanması gerekir. İşleme esas finansal tablolar ve uzman kuruluş raporları da düzenlemede belirtilen koşullara tabidir.
Halka açık şirketlerde kontrol değişiklikleri ayrıca pay alım teklifi yükümlülükleri bakımından da incelenmelidir. Sermaye Piyasası Kurulu, zorunlu ve gönüllü pay alım tekliflerini II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği çerçevesinde düzenlemektedir.
Bu nedenle borsada işlem gören şirketlerde gerçekleştirilen M&A işlemleri kapalı şirket satın almalarına kıyasla daha kapsamlı kamuyu aydınlatma ve sermaye piyasası mevzuatı değerlendirmesi gerektirir.
Birleşme Sözleşmesi Nasıl Hazırlanır?
Türk Ticaret Kanunu anlamındaki birleşmede birleşme sözleşmesi temel belgelerden biridir.
TTK m.145’e göre birleşme sözleşmesi yazılı şekilde yapılır, birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organlarınca imzalanır ve Kanunda kolaylaştırılmış birleşmeye ilişkin istisnalar saklı olmak üzere genel kurulların onayına sunulur.
Birleşme sözleşmesinde şirketlerin ticaret unvanı, hukuki türü ve merkezlerinin yanı sıra pay değişim oranı, ortaklara tanınacak haklar, pay değişiminin yöntemi, gerekli hâllerde ayrılma akçesi ve Kanunda belirtilen diğer konular bulunmalıdır.
Bu nedenle birleşme sözleşmesi yalnızca “şirketlerin birleşmesi kabul edilmiştir” şeklinde hazırlanabilecek basit bir protokol değildir.
Pay sahiplerinin ekonomik ve yönetsel haklarının işlem sonrasında nasıl devam edeceği açık şekilde belirlenmelidir.
Birleşme Raporu Nedir?
TTK kapsamında birleşme işlemlerinin bir diğer temel belgesi birleşme raporudur.
Kanuna göre birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları birleşmeye ilişkin raporu ayrı ayrı veya birlikte hazırlayabilir.
Raporda birleşmenin amacı ve sonuçları, birleşme sözleşmesi, payların değişim oranı, ortaklara sağlanacak haklar, değerlemeye ilişkin konular ve birleşmenin çalışanlar ve alacaklılar üzerindeki etkileri gibi hususlar hukuki ve ekonomik yönden açıklanır.
Türk Ticaret Kanunu’nun mevcut düzenlemesine göre m.148’de daha önce bulunan birleşme sözleşmesi ve raporunun işlem denetçisine denetlettirilmesine ilişkin hüküm mülga edilmiştir.
Bu nedenle eski kaynaklarda bulunan işlem denetçisi zorunluluğunun güncel mevzuatla karıştırılmaması önemlidir.
Birleşmede İnceleme Hakkı
Ortakların birleşmeyle ilgili bilinçli karar verebilmesini sağlamak amacıyla Türk Ticaret Kanunu inceleme hakkı düzenlemektedir.
TTK m.149 kapsamında birleşmeye katılan şirketler, genel kurul kararından önceki kanuni dönem içerisinde birleşme sözleşmesini, birleşme raporunu, son üç yılın yıl sonu finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ilgililerin incelemesine sunmakla yükümlüdür.
Kanunda öngörülen şartlarla küçük ve orta ölçekli şirketlerde tüm ortakların onayıyla inceleme hakkından vazgeçilmesi mümkündür.
Bu düzenlemenin amacı özellikle pay sahiplerinin birleşmenin kendileri açısından doğuracağı ekonomik ve hukuki sonuçları değerlendirebilmesini sağlamaktır.
Birleşme Genel Kurul Kararı ve Tescil
Birleşme sözleşmesi gerekli süreç tamamlandıktan sonra genel kurulun onayına sunulur.
Birleşme kararlarında uygulanacak karar nisabı şirket türüne göre farklılık gösterebilir. Türk Ticaret Kanunu m.151 anonim şirketler, limited şirketler, kooperatifler ve şahıs şirketleri bakımından farklı nisaplar öngörmektedir.
Birleşmenin hukuki sonuç doğurması bakımından ticaret siciline tescil kritik aşamadır.
TTK m.153 uyarınca birleşme ticaret siciline tescille geçerlilik kazanır. Aynı anda devrolunan şirketin aktif ve pasif malvarlığı kendiliğinden devralan şirkete geçer.
Tescil sonrasında gerekli ilan işlemleri gerçekleştirilir.
Kolaylaştırılmış Birleşme Nedir?
Bazı grup şirketlerinde veya şirketlerin paylarının büyük ölçüde aynı kişi ya da gruba ait olduğu durumlarda kolaylaştırılmış birleşme yönteminden yararlanılması mümkün olabilir.
TTK m.155 kapsamında devralan sermaye şirketinin devrolunan şirketin oy hakkı veren bütün paylarına sahip olması veya Kanunda belirtilen benzeri kontrol yapılarının bulunması hâlinde kolaylaştırılmış birleşme gündeme gelebilir.
Belirli koşullarda yüzde doksan ve üzerindeki kontrol oranları bakımından da azınlık pay sahiplerine yönelik koruyucu şartların bulunması kaydıyla kolaylaştırılmış usul kullanılabilir.
Kolaylaştırılmış birleşmede normal birleşme sürecindeki bazı rapor, inceleme veya genel kurul yükümlülükleri Kanunda belirlenen kapsamda uygulanmayabilir.
Ancak şirketlerin yalnızca aynı grup içerisinde bulunması otomatik olarak kolaylaştırılmış birleşmenin bütün koşullarının oluştuğu anlamına gelmez.
Pay oranları ve azınlık hakları işlem özelinde incelenmelidir.
Birleşmede Alacaklıların Korunması
Şirket birleşmeleri yalnızca ortakları değil şirketlerin alacaklılarını da doğrudan etkileyebilir.
Türk Ticaret Kanunu bu nedenle birleşmede alacaklıların korunması amacıyla özel hükümler öngörmektedir.
TTK m.157’ye göre birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından itibaren üç ay içerisinde talepte bulunurlarsa devralan şirket, Kanundaki şartlar çerçevesinde alacaklarını teminat altına almak durumundadır.
Birleşmeye katılan şirketlerin alacaklılara haklarını bildirmesine ilişkin ilan mekanizması da Kanunda düzenlenmiştir.
Dolayısıyla birleşme işlemi yalnızca ortaklar arasındaki bir yeniden yapılandırma olarak değerlendirilmemeli, şirketin mevcut alacaklılarının konumu da işlem planlamasına dahil edilmelidir.
Birleşme ve Devralmalarda Çalışanların Durumu
Birleşme ve devralma işlemleri çalışanları da etkileyebilir.
Türk Ticaret Kanunu’nun birleşmeye ilişkin m.158 hükmü, iş ilişkileri bakımından m.178’e atıf yapmaktadır.
Bunun yanında işlemin pay devri mi, işyeri devri mi yoksa kanuni birleşme mi olduğu iş ilişkileri açısından önem taşır.
Salt pay devrinde işveren şirketin tüzel kişiliği değişmediği için çalışanların iş sözleşmelerindeki işveren kural olarak aynı şirket olmaya devam eder.
İşyeri veya işletme devrinde ise İş Kanunu ve ilgili diğer düzenlemeler kapsamında iş sözleşmelerinin devri, kıdem ve diğer çalışan hakları ayrıca değerlendirilmelidir.
Birleşme veya satın alma sonrasında organizasyon değişikliği planlanıyorsa bunun iş hukuku sonuçları işlem tamamlanmadan önce analiz edilmelidir.
Şirket Birleşme ve Devralmalarında Fikri Mülkiyet Hakları
Özellikle teknoloji, e-ticaret, yazılım, üretim, medya ve tüketici ürünleri sektörlerinde şirket değerinin önemli bölümü fikri mülkiyet haklarından oluşabilir.
Markalar, patentler, faydalı modeller, tasarımlar, yazılımlar, alan adları ve ticari sırlar hukuki incelemenin temel konularındandır.
Bir markanın şirket tarafından kullanılıyor olması markanın mutlaka şirkete ait olduğu anlamına gelmez.
Marka kurucu ortağın şahsi adına kayıtlı olabilir veya üçüncü kişiden lisansla kullanılıyor olabilir.
Benzer şekilde şirketin temel yazılımını geliştiren çalışan veya bağımsız yazılımcılarla fikri hakların devrini düzenleyen yeterli sözleşmeler bulunmayabilir.
Bu tür sorunlar şirket satın alındıktan sonra önemli hukuki risk oluşturabilir.
Bu nedenle M&A hukuki incelemesi sırasında fikri mülkiyet portföyünün kayıt sahipleri ve lisans ilişkileri ayrıntılı biçimde kontrol edilmelidir.
Kişisel Veriler ve Birleşme Devralma Süreci
Şirket satın almalarında müşteri ve çalışan bilgileri gibi çok sayıda kişisel veri inceleme konusu olabilir.
Bu nedenle Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki yükümlülükler due diligence sürecinden itibaren dikkate alınmalıdır.
Veri odasında yer alan kişisel verilerin yatırımcılarla paylaşılması için hukuki dayanak değerlendirilmelidir.
Gereksiz veya ölçüsüz kişisel veri paylaşımından kaçınılması, mümkün olan durumlarda verilerin anonimleştirilmesi veya sınırlandırılmış erişim mekanizmalarının kullanılması düşünülebilir.
İşlem sonrasında veri sorumlusu yapısının veya veri işleme süreçlerinin değişmesi hâlinde KVKK yükümlülüklerinin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
Şirketin Mevcut Sözleşmeleri Neden İncelenmelidir?
Hedef şirketin ekonomik değerinin önemli bölümü müşteriler ve tedarikçilerle yaptığı sözleşmelerden kaynaklanabilir.
Ancak bazı sözleşmeler şirket kontrolünün değişmesi durumunda karşı tarafa sözleşmeyi feshetme veya onay verme hakkı tanıyabilir.
Bu hükümler genellikle change of control clauses yani kontrol değişikliği hükümleri olarak adlandırılır.
Örneğin şirketin en önemli müşterisiyle yapılan sözleşmede hisselerin yarısından fazlasının devri için müşterinin önceden yazılı onayı aranıyorsa, bu izin alınmadan şirketin satın alınması önemli ticari sonuçlar doğurabilir.
Aynı değerlendirme kredi sözleşmeleri için de yapılmalıdır.
Bankalar belirli kontrol değişikliklerini erken ödeme veya temerrüt sebebi olarak düzenleyebilir.
Bu nedenle önemli sözleşmelerin hukuki incelemesi M&A işlemlerinin temel aşamalarından biridir.
Şirketler Topluluğu Hükümleri ve Kontrol Değişikliği
Bir şirketin devralınması sonucunda şirket başka bir şirketin hâkimiyeti altına girebilir.
Bu durumda Türk Ticaret Kanunu’nun şirketler topluluğu hükümleri gündeme gelebilir.
Türk Ticaret Kanunu belirli pay oranlarının edinilmesi veya bu oranların altına düşülmesi hâlinde bildirim yükümlülükleri öngörmektedir. TTK m.198’de yüzde 5, 10, 20, 25, 33, 50, 67 ve 100 düzeylerindeki pay sahipliği eşiklerine ilişkin bildirim sistemi düzenlenmiştir.
Ayrıca hâkim şirketin bağlı şirket üzerindeki hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanması konusunda TTK m.202 özel sorumluluk hükümleri içermektedir.
Bu nedenle şirket satın alma sonrasında yalnızca pay devri kayıtları değil, oluşan grup yapısının Türk Ticaret Kanunu’nun şirketler topluluğu hükümleri açısından sonuçları da değerlendirilmelidir.
Birleşme ve Devralmalarda Sektörel İzinler
Her şirket devralması yalnızca Türk Ticaret Kanunu ve Rekabet Kanunu açısından değerlendirilmez.
Bankacılık, sigortacılık, enerji, finansal hizmetler, ödeme sistemleri, elektronik haberleşme, medya ve diğer düzenlenmiş sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin hisselerinin devri için ilgili idari otoritelerin onayı veya bildirimi gerekebilir.
Bu nedenle şirket devralma süreci başlatılmadan önce hedef şirketin faaliyet gösterdiği sektör analiz edilmelidir.
Sektörel izin gerektiği hâlde yalnızca hisse devir sözleşmesinin imzalanması işlemin tamamlanması için yeterli olmayabilir.
Gerekli izinlerin kapanış ön koşulu olarak sözleşmeye eklenmesi işlem güvenliği açısından önemlidir.
Birleşme ve Devralmalarda Uyuşmazlık Çözümü
M&A sözleşmelerinde taraflar arasında gelecekte çıkabilecek uyuşmazlıkların nasıl çözüleceği açıkça düzenlenmelidir.
Taraflar görevli ve yetkili Türk mahkemelerini belirleyebilecekleri gibi şartların uygun olması hâlinde tahkim yöntemini de tercih edebilirler.
Özellikle uluslararası şirket satın almalarında uygulanacak hukuk, tahkim yeri, tahkim dili ve tahkim kuralları önemli sözleşme maddeleridir.
Uyuşmazlık çözüm hükmü yalnızca sözleşmenin sonunda bulunan standart bir madde olarak görülmemelidir.
İşlem bedeli ayarlaması, satıcı beyanlarının ihlali, tazminat talepleri veya kapanış şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği gibi konular önemli uyuşmazlıklara dönüşebilir.
Şirket Birleşme ve Devralmalarında Kapanış Sonrası İşlemler
Payların veya varlıkların devredilmesi M&A sürecinin her zaman son aşaması değildir.
Kapanış sonrası işlemler de doğru şekilde tamamlanmalıdır.
Yeni yönetim kurulu veya müdürlerin atanması, temsil yetkilerinin değiştirilmesi, ticaret sicili işlemleri, banka yetkilerinin yenilenmesi, pay defterinin güncellenmesi, MKK bildirimleri, gerekli resmi kurum bildirimleri ve şirket içi politikaların güncellenmesi gündeme gelebilir.
Yeni kontrol yapısı nedeniyle şirketler topluluğu bildirimleri veya grup raporlamaları gerekebilir.
Ayrıca satın alma sonrası şirketin entegrasyonu sırasında iş hukuku, rekabet hukuku ve kişisel veri mevzuatı bakımından yeni konular ortaya çıkabilir.
Bu nedenle M&A işleminin hukuki planı yalnızca imza ve kapanış tarihine kadar değil, post-closing yani kapanış sonrası dönemi de kapsamalıdır.
Şirket Birleşme ve Devralmaları Hukuku Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Şirket birleşmesi nedir?
Şirket birleşmesi, iki veya daha fazla ticaret şirketinin Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen yöntemlerden biriyle tek hukuki yapı altında birleşmesidir. Birleşme devralma şeklinde veya yeni kuruluş şeklinde gerçekleştirilebilir.
Şirket devralması nedir?
Şirket devralması uygulamada genellikle bir şirketin hisselerinin tamamının veya şirket üzerinde kontrol sağlayacak bölümünün başka bir yatırımcı tarafından satın alınmasını ifade eder. İşlemin yapısına göre pay devri, varlık devri veya Türk Ticaret Kanunu anlamında birleşme söz konusu olabilir.
Şirket birleşmesi ile hisse devri aynı şey midir?
Hayır. Hisse devrinde şirket tüzel kişiliğini korur ve ortaklık yapısı değişir. Türk Ticaret Kanunu anlamındaki birleşmede ise devrolunan şirket sona erer ve aktif-pasifleri devralan şirkete geçer.
Şirket satın almadan önce hukuki inceleme yapılması gerekli midir?
Kanunda bütün özel şirket satın almaları için aynı kapsamda due diligence yapılmasını emreden genel bir hüküm bulunmasa da hukuki inceleme, yatırımcının satın aldığı şirketin risklerini değerlendirebilmesi açısından son derece önemlidir. Şirketin sözleşmeleri, pay yapısı, borçları, davaları, çalışanları ve fikri mülkiyet hakları incelenebilir.
Legal due diligence nedir?
Legal due diligence, hedef şirketin hukuki durumunun sistematik biçimde incelenmesidir. Şirket yapısı, pay sahipliği, sözleşmeler, çalışanlar, davalar, fikri mülkiyet, ruhsatlar ve diğer hukuki riskler değerlendirilir.
Şirket satın alma sözleşmesi nedir?
Şirket paylarının satın alınmasında tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenleyen ana sözleşme çoğunlukla Hisse Satış ve Satın Alma Sözleşmesi veya SPA olarak adlandırılır. Paylar, işlem bedeli, kapanış şartları, satıcı beyanları ve tazminat sistemi gibi konuları içerir.
Şirket devralmalarında Rekabet Kurulu izni gerekir mi?
Her şirket devralması Rekabet Kurulu iznine tabi değildir. İşlemde kalıcı kontrol değişikliği bulunması ve 2010/4 sayılı Tebliğdeki bildirim koşulları ile güncel ciro eşiklerinin aşılması durumunda izin gerekebilir.
2026 yılında Rekabet Kurulu bildirim eşikleri nedir?
2026 güncellemesi sonrasında temel ciro eşiklerinde Türkiye cirosu toplamı için 3 milyar TL, taraflardan en az ikisi bakımından ayrı ayrı 1 milyar TL; alternatif testte Türkiye cirosu için 1 milyar TL ve diğer tarafın dünya cirosu için 9 milyar TL seviyeleri öngörülmüştür. Bu eşiklerin hangi şirketlerin cirolarına uygulanacağı ve teknoloji teşebbüslerine ilişkin özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.
Şirket birleşmesi ne zaman geçerli olur?
Türk Ticaret Kanunu m.153 kapsamında birleşme ticaret siciline tescille geçerlilik kazanır. Tescil anında devrolunan şirketin aktif ve pasifleri devralan şirkete geçer.
Birleşme sonrasında devrolunan şirket devam eder mi?
Devralma şeklindeki Türk Ticaret Kanunu birleşmesinde devrolunan şirket sona ererek ticaret sicilinden silinir. Devralan şirket faaliyetlerini devam ettirir.
Şirketin borçları birleşmede ne olur?
Türk Ticaret Kanunu anlamındaki birleşmede devrolunan şirketin malvarlığı aktif ve pasifleriyle devralan şirkete geçer. Bunun yanında alacaklıların korunmasına ilişkin TTK m.157 hükümleri uygulanır.
Şirket satın alınırken eski borçlar da alınmış olur mu?
Pay satın alımında hedef şirketin tüzel kişiliği devam ettiği için şirketin mevcut borçları da şirket bünyesinde kalır. Bu nedenle yatırımcı ekonomik açıdan bu borçların etkisini dolaylı olarak üstlenmiş olabilir. Varlık veya işletme devrinde ise devredilen borçlara ilişkin ayrıca Türk Borçlar Kanunu ve işlem yapısı incelenmelidir.
Hisse satış sözleşmesinde satıcı beyanları neden bulunur?
Satıcının şirketin hukuki ve mali durumuna ilişkin verdiği beyanlar alıcının işlem riskini yönetmesine yardımcı olur. Beyanlardan birinin yanlış çıkması hâlinde sözleşmedeki tazminat hükümleri gündeme gelebilir.
Change of control hükmü nedir?
Change of control, şirketin kontrolünün değişmesi durumunda sözleşmenin diğer tarafına belirli haklar sağlayan düzenlemedir. Örneğin kredi veren banka veya önemli müşteri şirket hisselerinin kontrol sağlayacak kısmının devrinde onay talep edebilir veya belirli şartlarla sözleşmeyi sona erdirebilir.
Şirket devralmasında çalışanların sözleşmeleri sona erer mi?
Salt pay devrinde işveren şirketin tüzel kişiliği değişmediğinden çalışanların işvereni kural olarak aynı kalır. İşletme devri veya Türk Ticaret Kanunu anlamındaki birleşmelerde ise ilgili iş hukuku ve TTK hükümleri ayrıca uygulanır.
Halka açık şirket satın alınırken farklı kurallar uygulanır mı?
Evet. Halka açık şirketlerin taraf olduğu birleşmeler ve kontrol değişiklikleri Sermaye Piyasası Kanunu, SPK tebliğleri, kamuyu aydınlatma hükümleri ve belirli durumlarda zorunlu pay alım teklifi hükümleri kapsamında değerlendirilmelidir.
Kolaylaştırılmış birleşme nedir?
Belirli sermaye şirketlerinde pay sahipliği ve kontrol şartlarının gerçekleşmesi hâlinde Türk Ticaret Kanunu m.155 ve m.156 kapsamında normal birleşme prosedüründeki bazı işlemlerin uygulanmadığı veya sadeleştirildiği birleşme yöntemidir.
Şirket birleşmelerinde alacaklıların hakları var mıdır?
Evet. TTK m.157 birleşmeye katılan şirketlerin alacaklılarının belirli şartlarla alacaklarının teminat altına alınmasını talep edebilmelerine ilişkin koruma mekanizması düzenlemektedir.
Şirket birleşme ve devralması ne kadar sürer?
Her M&A işlemi için geçerli tek bir süre bulunmamaktadır. İşlemin büyüklüğü, hukuki inceleme kapsamı, Rekabet Kurulu izni, sektörel izinler, finansman süreci, sözleşme müzakereleri ve şirket yapısı süreyi etkileyebilir.
Yabancı şirket Türkiye’deki bir şirketi satın alabilir mi?
Yabancı yatırımcıların Türkiye’deki şirketlere yatırım yapabilmesi mümkün olmakla birlikte hedef şirketin faaliyet alanı, sektörel mevzuat, rekabet hukuku, sermaye piyasası mevzuatı ve diğer özel düzenlemeler işlem özelinde incelenmelidir.
M&A işlemlerinde avukat ne yapar?
Birleşme ve devralma işlemlerindeki hukuki çalışma; işlem yapısının belirlenmesi, gizlilik sözleşmeleri ve niyet mektuplarının hazırlanması, hukuki due diligence yapılması, risk raporunun oluşturulması, şirket satın alma veya birleşme sözleşmelerinin hazırlanması, gerekli izinlerin incelenmesi, kapanış belgelerinin hazırlanması ve işlem sonrası şirketler hukuku süreçlerinin yürütülmesini kapsayabilir.
Şirket Birleşme ve Devralmalarında Hukuki Planlama
Şirket birleşme ve devralmaları, şirketlerin büyüme ve yatırım stratejilerinin önemli bir parçası olmakla birlikte kapsamlı hukuki sonuçlar doğuran işlemlerdir.
Bir şirket satın almak yalnızca payların bedelini belirleyip hisse satış sözleşmesi imzalamaktan ibaret değildir.
İşlem öncesinde hedef şirketin kurumsal yapısı, borçları, ticari sözleşmeleri, çalışanları, fikri mülkiyet hakları, davaları, ruhsatları, finansman sözleşmeleri ve düzenleyici yükümlülükleri incelenmelidir.
Yapılan inceleme sonucunda tespit edilen riskler şirket satın alma sözleşmesindeki koşullar, beyan ve tekeffüller, özel tazminat hükümleri veya kapanış ön koşulları aracılığıyla yönetilebilir.
Türk Ticaret Kanunu anlamındaki şirket birleşmelerinde ise birleşmenin türünün belirlenmesi, birleşme sözleşmesinin hazırlanması, birleşme raporu, pay değişim oranları, ortakların hakları, inceleme süreci, genel kurul kararları, ticaret sicili tescili ve alacaklıların korunmasına ilişkin hükümler birlikte değerlendirilmelidir.
Büyük ölçekli işlemlerde Rekabet Kurulu izni ayrıca kritik önem taşımaktadır. 2026 yılında güncellenen ciro eşikleri nedeniyle geçmiş yıllarda hazırlanmış bilgi ve makalelerde yer alan rakamlarla işlem yapılmamalı; birleşme veya devralma tarihinde yürürlükte bulunan güncel Rekabet Kurumu mevzuatı esas alınmalıdır. 2026 düzenlemesiyle temel bildirim eşikleri 1 milyar TL, 3 milyar TL ve 9 milyar TL seviyelerine güncellenmiştir.
Taraflardan birinin halka açık şirket olması hâlinde Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemeleri, kamuyu aydınlatma yükümlülükleri, uzman kuruluş raporları ve gerektiğinde pay alım teklifi hükümleri ayrıca uygulanabilir.
Bankacılık, sigortacılık, enerji, ödeme hizmetleri ve benzeri düzenlemeye tabi sektörlerde ise ilgili sektör otoritelerinin izinleri veya bildirimleri gerekebilir.
Bunun yanında bir devralma sonucunda şirketler topluluğunun oluşması hâlinde hâkim şirket ve bağlı şirket ilişkileri, bildirim yükümlülükleri ve hâkimiyetin kullanılması konusundaki Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmalıdır.
Şirket Birleşme ve Devralmaları Hukuku, tek bir sözleşmenin hazırlanmasından çok daha kapsamlı bir alandır. İşlemin planlanmasından hukuki incelemeye, sözleşme müzakerelerinden Rekabet Kurulu sürecine, ticaret sicili işlemlerinden kapanış sonrası entegrasyona kadar birbirine bağlı çok sayıda hukuki aşama bulunmaktadır.
Bu nedenle şirket birleşmesi, şirket devralması, şirket satın alma, hisse devri, şirket satın alma sözleşmesi, M&A hukuku, legal due diligence, Rekabet Kurulu birleşme devralma izni ve şirketler hukuku kapsamında gerçekleştirilecek işlemlerde her dosyanın kendi şirket yapısı, sektörü, pay oranları, sözleşmeleri ve ekonomik amacı çerçevesinde değerlendirilmesi önem taşır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bir şirket birleşmesi veya devralmasına ilişkin hukuki süreç, tarafların ve hedef şirketin somut durumuna göre değişebileceğinden işlem özelinde hukuki ve mali değerlendirme yapılması gerekir.
