Evlilik Birliğinin Korunması ve diğer hususlarla alakalı bu bilgilendirici içeriği hemen sitemizden inceleyebilirsiniz.
Evlilik Birliğinin Korunması: Hâkimin Müdahalesi ve Alınabilecek Önlemler
Evlilik, yalnızca iki kişinin birlikte yaşamaya karar vermesinden ibaret olmayan ve eşler açısından karşılıklı haklar ile yükümlülükler doğuran hukuki bir birliktir. Türk Medeni Kanunu, evlilik birliğinin devamı sırasında eşlerin birbirlerine, çocuklarına ve ortak yaşamın gerekliliklerine ilişkin çeşitli sorumluluklarını düzenlemektedir. Eşlerden birinin bu yükümlülükleri yerine getirmemesi veya aile hayatı bakımından önemli bir konuda ciddi bir uyuşmazlık ortaya çıkması hâlinde ise hukuk düzeni, doğrudan boşanmayı tek çözüm olarak kabul etmez. Bazı durumlarda evlilik birliğinin korunması için hâkimin müdahalesi istenebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 195 ila 201. maddeleri arasında yer alan düzenlemeler, evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemlerin temel hukuki çerçevesini oluşturmaktadır. Bu hükümler kapsamında hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarabilir, uzlaştırmaya çalışabilir, şartları oluştuğunda ailenin geçimine yapılacak parasal katkıyı belirleyebilir, ayrı yaşam hâlinde konut ve ev eşyasından yararlanmayı düzenleyebilir, bazı ödemelerin doğrudan diğer eşe yapılmasını sağlayabilir ve aile malvarlığının korunması amacıyla eşlerden birinin tasarruf yetkisini belirli ölçülerde sınırlayabilir.
Bu nedenle evlilik birliğinin korunması davası, TMK 195 hâkimin müdahalesi, TMK 196 eşlerin giderlere katılması, TMK 197 ayrı yaşama hakkı, TMK 198 borçlulara emir ve TMK 199 tasarruf yetkisinin sınırlanması gibi kavramların birbirinden ayrılarak değerlendirilmesi önemlidir.
Evlilik Birliğinin Korunması Ne Anlama Gelir?
Evlilik birliğinin korunması, eşler arasındaki evlilik ilişkisi devam ederken ortaya çıkan ve evliliğin sağlıklı biçimde sürdürülmesini zorlaştıran bazı uyuşmazlıklara hukuk düzeninin müdahale etmesini ifade eder.
Türk Medeni Kanunu’nun yaklaşımında evlilik birliği, eşlerin eşit hak ve sorumluluklara sahip olduğu hukuki bir ortaklıktır. TMK m.185 uyarınca eşler, evlilik birliğinin mutluluğunu birlikte sağlamak, çocukların bakım, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermek, birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmakla yükümlüdür. TMK m.186 ise eşlerin yaşayacakları konutu birlikte seçmelerini, evlilik birliğini beraber yönetmelerini ve birliğin giderlerine güçleri oranında emekleri ve malvarlıklarıyla katılmalarını öngörmektedir.
Bu yükümlülüklerden birinin ihlal edilmesi her durumda boşanma davası açılmasını zorunlu kılmaz. Evlilik devam ettiği hâlde tarafların ekonomik ilişkilerinin, konut kullanımının veya aile giderlerine katılımının mahkeme tarafından düzenlenmesine ihtiyaç duyulabilir.
Dolayısıyla hâkimin evlilik birliğine müdahalesi, birçok durumda evliliğin sona erdirilmesini değil, ortaya çıkan uyuşmazlığın hukuki tedbirlerle kontrol altına alınmasını amaçlamaktadır.
TMK 195 Hâkimin Müdahalesi Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 195. maddesi, evlilik birliğinin korunmasına ilişkin genel hüküm niteliğindedir.
Kanuna göre evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi durumunda eşler ayrı ayrı ya da birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir.
Hâkim bu durumda öncelikle eşleri evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülükleri konusunda uyarabilir. Tarafların arasındaki uyuşmazlığın giderilebilmesi mümkün görünüyorsa onları uzlaştırmaya çalışabilir. Ayrıca eşlerin ortak rızasının bulunması hâlinde uzman kişilerin yardımından yararlanılması gündeme gelebilir. Gerektiğinde eşlerden birinin istemi üzerine kanunun öngördüğü diğer önlemler de alınabilir.
Bu düzenleme hâkime, aile yaşamının her ayrıntısını belirleme yetkisi vermemektedir. Hâkimin müdahalesinin hukuki bir gerekliliğe dayanması gerekir. Eşlerin günlük hayattaki her görüş ayrılığı mahkeme müdahalesini gerektirmez.
Örneğin tarafların tatil planı, kişisel tercihler veya sıradan aile içi anlaşmazlıklar genellikle bu kapsamda değerlendirilemez. Buna karşılık bir eşin aile giderlerine hiç katılmaması, ailenin ekonomik güvenliğini ciddi şekilde tehdit eden işlemler yapması veya ortak hayatı sürdürülemez hâle getiren davranışlarda bulunması TMK 195 ve devamı kapsamında hâkim müdahalesini gündeme getirebilir.
Eşlerin Evlilik Birliğinden Doğan Temel Yükümlülükleri Nelerdir?
Evlilik birliğinin korunmasına ilişkin uyuşmazlıkların anlaşılabilmesi için önce eşlerin hukuki yükümlülüklerinin bilinmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu kapsamında eşlerin ortak yaşamı sürdürme, birbirlerine yardım etme, sadakat gösterme, çocukların bakımına ve eğitimine birlikte özen gösterme ve aile giderlerine ekonomik güçleri oranında katılma yükümlülükleri bulunmaktadır. Ayrıca evlilik birliğinin yönetimi eşlerden yalnızca birine bırakılmış değildir.
Evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğü yalnızca para kazanmak veya doğrudan nakit ödeme yapmak şeklinde anlaşılmamalıdır. Ev işleriyle ilgilenmek, çocukların bakımını üstlenmek veya diğer eşin işinde karşılıksız çalışmak da aile hayatına sunulan ekonomik değeri bulunan katkılar olabilir.
Bu anlayış özellikle TMK m.196 bakımından önem taşır. Çünkü hâkim parasal katkı miktarını belirlerken eşlerden birinin ev işlerini yapmasını, çocuklara bakmasını veya diğer eşin işinde karşılıksız çalışmasını dikkate alır.
Bu nedenle aileye yapılan katkının değerlendirilmesinde yalnızca eşlerin banka hesaplarına veya maaşlarına bakılması yeterli değildir. Aile yaşamının fiilen nasıl sürdürüldüğünün de değerlendirilmesi gerekir.
Hâkim Eşleri Uzlaştırabilir mi?
TMK m.195, hâkimin eşleri yükümlülükleri konusunda uyarmasının yanında onları uzlaştırmaya çalışabileceğini açıkça düzenlemektedir.
Buradaki uzlaştırma, eşlerden birini istemediği bir aile yaşamına zorlamak anlamına gelmez. Amaç, uyuşmazlığın hukuki ve fiili nedenlerinin ortaya konulması ve tarafların aile hayatını sürdürebilecekleri bir çözümün bulunup bulunmadığının değerlendirilmesidir.
Kanun ayrıca eşlerin ortak rızasıyla uzman kişilerin yardımından yararlanılmasına imkân tanımaktadır. Aile mahkemeleri de kanunda öngörülen koşullarda psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanlardan yararlanabilmektedir.
Ancak aile içerisinde şiddet, tehdit veya ciddi güvenlik riski bulunan durumlar sıradan bir iletişim uyuşmazlığı gibi değerlendirilmemelidir. Böyle durumlarda koruma ihtiyacı ön plana çıkar ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler ayrıca gündeme gelebilir.
Eşler Birlikte Yaşarken Hâkimin Müdahalesi Mümkün müdür?
Evet. Evlilik birliğinin korunması için tarafların ayrı yaşamaya başlamış olması şart değildir.
TMK m.196 özellikle eşlerin birlikte yaşamaya devam ettikleri dönemde ailenin geçimine yapılacak katkının belirlenmesini düzenlemektedir.
Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için her bir eşin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir. Bu düzenleme, özellikle bir eşin aile giderlerini karşılamaktan kaçındığı veya eşler arasında giderlerin paylaşılması konusunda ciddi uyuşmazlık bulunduğu hâllerde önem taşımaktadır.
Örneğin kira, konut giderleri, çocukların eğitim ihtiyaçları, temel yaşam giderleri ve ailenin sosyal koşullarıyla bağlantılı harcamalar değerlendirmede dikkate alınabilir.
Burada her aile için geçerli sabit bir oran bulunmamaktadır. Eşlerin ekonomik güçleri, gelirleri, malvarlıkları, çalışma koşulları ve aile içerisindeki emek katkıları değerlendirilerek somut olayın özelliklerine göre karar verilir.
TMK 196 Parasal Katkı Talebi Nedir?
TMK 196 parasal katkı, evlilik devam ederken eşlerden birinin aile giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya katkının nasıl sağlanacağı konusunda uyuşmazlık bulunması hâlinde gündeme gelir.
Kanun, hâkimin eşlerden birinin talebi üzerine ailenin geçimine her bir eşin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilmesine imkân tanımaktadır.
Önemli noktalardan biri, katkı miktarı belirlenirken ev içindeki görünmeyen emeğin de dikkate alınmasıdır. Çocukların bakımını üstlenen, ev işlerini yapan veya diğer eşin işinde karşılıksız çalışan eşin bu faaliyetleri göz ardı edilmez.
TMK m.196 kapsamında parasal katkının geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilmesi de mümkündür.
Uygulamada bu tür parasal katkı taleplerinin nafaka kavramıyla birlikte değerlendirildiği durumlar bulunabilmekle birlikte, talebin hukuki dayanağının ve eşlerin birlikte mi yoksa ayrı mı yaşadığının doğru belirlenmesi önemlidir.
Evlilik Devam Ederken Nafaka İstenebilir mi?
Toplumda nafakanın yalnızca boşanma davası sırasında veya boşanmadan sonra talep edilebileceği yönünde yaygın bir düşünce bulunmaktadır. Ancak evlilik devam ederken de kanunda belirtilen koşullara göre eşlerin geçimine ilişkin parasal katkı talepleri gündeme gelebilir.
TMK m.196, eşler birlikte yaşarken ailenin geçimine yapılacak katkının hâkim tarafından belirlenmesine olanak tanırken, TMK m.197 haklı nedenle ayrı yaşama durumunda eşlerden birinin diğerine yapacağı parasal katkının düzenlenmesine imkân tanır.
Dolayısıyla boşanma davası açılmamış olması, aile hukukundan kaynaklanan her türlü mali talebin ileri sürülmesini engellemez.
Ancak hangi hükme dayanılması gerektiği tarafların birlikte yaşayıp yaşamadığına, ayrılığın haklı sebebe dayanıp dayanmadığına ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
TMK 197 Ayrı Yaşama Hakkı Nedir?
Evlilik birliği kurulması kural olarak eşlerin birlikte yaşama yükümlülüğünü doğurur. Ancak kanun, bazı ciddi durumlarda eşlerden birine ayrı yaşama hakkı tanımaktadır.
TMK m.197’ye göre ortak hayat nedeniyle eşlerden birinin kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece eşin ayrı yaşama hakkı bulunmaktadır.
Bu düzenleme son derece önemlidir. Çünkü eşin haklı nedenle ortak konuttan ayrılması her durumda evlilik yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelmez.
Örneğin kişinin güvenliğinin ciddi biçimde tehlikeye girmesi, ağır ekonomik baskı altında bulunması veya aile huzurunun sürdürülemeyecek ölçüde bozulması somut olayın özelliklerine göre ayrı yaşamın haklılığı bakımından değerlendirilebilir.
Ancak her tartışma veya geçici anlaşmazlık otomatik şekilde TMK m.197 kapsamında haklı ayrı yaşama sebebi oluşturmaz. Tehlikenin ve uyuşmazlığın niteliğinin somut olay üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Ayrı Yaşayan Eş Hangi Önlemleri Talep Edebilir?
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir nedene dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine çeşitli önlemler alabilir.
TMK m.197 kapsamında hâkim;
eşlerden birinin diğerine yapacağı parasal katkıyı, konut ve ev eşyasından kimin ne şekilde yararlanacağını ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin gerekli önlemleri belirleyebilir.
Ayrıca eşlerden biri haklı bir neden bulunmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınıyorsa veya ortak hayat başka bir nedenle olanaksız hâle gelmişse diğer eş yine kanunda belirtilen önlemleri talep edebilir. Eşlerin ergin olmayan çocuklarının bulunması durumunda hâkim çocuklarla anne ve baba arasındaki ilişkiler bakımından da gerekli düzenlemeleri yapar.
Dolayısıyla ayrı yaşama kararı, yalnızca tarafların farklı konutlarda yaşamaya başlamasından ibaret değildir. Ortak hayatın sona ermesiyle birlikte ortaya çıkabilecek ekonomik ve ailevi sorunların da hukuken düzenlenmesi mümkündür.
Ortak Konut ve Ev Eşyasını Kim Kullanır?
Eşlerin ayrı yaşamaya başlaması hâlinde sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, ortak konutun ve ev eşyalarının kimin kullanımına bırakılacağıdır.
TMK m.197, haklı nedenle ayrı yaşama durumunda hâkime konut ve ev eşyasından yararlanmaya ilişkin önlem alma yetkisi vermektedir.
Bu değerlendirmede taşınmazın tapusunun hangi eş adına kayıtlı olduğu tek başına belirleyici olmayabilir. Tedbir niteliğindeki düzenlemelerde tarafların barınma ihtiyaçları, çocukların kimle kaldığı, mevcut aile düzeni ve olayın diğer koşulları birlikte önem kazanabilir.
Bunun yanında aile konutu ayrıca TMK m.194 ile özel olarak korunmaktadır. Kanuna göre eşlerden biri diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Aile konutu olarak kullanılan taşınmazın maliki olmayan eşin tapu kütüğüne gerekli şerhin verilmesini istemesi de mümkündür.
Bu nedenle ortak konutla ilgili uyuşmazlıklarda TMK m.194 ve TMK m.197 hükümlerinin hukuki işlevleri birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
Aile Konutu Şerhi Evlilik Birliğini Nasıl Korur?
Aile konutu şerhi, aile yaşamının sürdürüldüğü temel konutun korunması bakımından önemli araçlardan biridir.
TMK m.194’ün amacı, aile konutu üzerinde hak sahibi olan eşin tek taraflı işlemleri nedeniyle diğer eşin ve ailenin barınma düzeninin ciddi biçimde zarar görmesini önlemektir.
Malik olmayan eş, aile konutu niteliğindeki taşınmaz hakkında tapu kütüğüne gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Ayrıca konut kiralık ise ve kira sözleşmesi yalnızca eşlerden biri adına yapılmışsa diğer eşin kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelebilmesi mümkündür.
Aile konutu şerhi ile TMK 199 kapsamında tasarruf yetkisinin sınırlanması aynı şey değildir. Aile konutu koruması özel olarak konut üzerindeki belirli hukuki işlemlerle ilgilidir. TMK m.199 ise daha geniş anlamda ailenin ekonomik varlığını korumak veya evlilik birliğinden kaynaklanan mali yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak amacıyla belirli malvarlığı değerleri üzerinde tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına olanak verir.
Eşlerden Biri Aile Giderlerine Katılmıyorsa Ne Yapılabilir?
Eşlerden birinin düzenli geliri bulunmasına rağmen aile giderlerine katılmaması, evlilik birliği içerisinde ciddi ekonomik sorunlara neden olabilir.
Bu durumda öncelikle TMK m.196 kapsamında eşin ailenin geçimine yapacağı parasal katkının belirlenmesi talep edilebilir.
Ancak kanun bununla yetinmemiştir. TMK m.198, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmeyen eşin üçüncü kişilerde bulunan alacakları bakımından özel bir koruma mekanizması öngörmektedir.
Kanuna göre eşlerden biri birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse hâkim, bu eşin borçlularına yapacakları ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir.
Bu tedbir, özellikle aile giderlerine katılmaktan kaçınan eşin düzenli alacaklarının bulunduğu durumlarda ekonomik yükümlülüğün fiilen yerine getirilmesini sağlamaya yönelik önemli bir mekanizmadır.
TMK 198 Borçlulara Emir Tedbiri Nasıl Uygulanır?
Borçlulara emir, TMK m.198’de düzenlenen ve evlilik birliğinin ekonomik korunmasına hizmet eden özel tedbirlerden biridir.
Buradaki “borçlu”, eşlerin aile borçlarını ifade etmez. Düzenleme, aile giderlerine katılmayan eşe borcu bulunan üçüncü kişileri hedefler.
Örneğin somut koşullar uygun olduğunda ilgili eşin üçüncü kişilerden elde ettiği belirli alacakların tamamının veya bir bölümünün, mahkeme kararı doğrultusunda diğer eşe ödenmesi söz konusu olabilir.
Bu önlemin amacı borçlu eşe yaptırım uygulamak değil, evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamak ve diğer eş ile aile bireylerinin ekonomik açıdan korunmasına katkıda bulunmaktır.
Hangi alacaklar bakımından ve hangi miktarda böyle bir emir verilebileceği somut olayda değerlendirilir.
Eşin Mal Kaçırmasını Önlemek İçin Tedbir Alınabilir mi?
Evlilik devam ederken eşlerden birinin aile ekonomisini ciddi biçimde tehlikeye sokan malvarlığı işlemleri yapması mümkündür. Kanun bu ihtimale karşı tasarruf yetkisinin sınırlanması mekanizmasını öngörmektedir.
TMK m.199’a göre ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesi için gerekli olduğu ölçüde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine belirlediği malvarlığı değerleri üzerindeki tasarrufların ancak diğer eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir.
Bu düzenleme özellikle aile ekonomisinin ciddi risk altında bulunduğu olaylarda önem taşır.
Ancak TMK 199 tasarruf yetkisinin sınırlanması, eşin bütün malvarlığı üzerindeki hukuki yetkilerinin otomatik biçimde ortadan kaldırılması anlamına gelmez. Tedbirin gereklilik ve ölçülülük sınırları içerisinde olması ve korunması gereken ekonomik menfaatle bağlantılı şekilde belirlenmesi gerekir.
Tasarruf Yetkisinin Sınırlanması Tapuya İşlenir mi?
TMK m.199, taşınmazlar bakımından ayrıca güvence öngörmektedir.
Hâkim eşlerden birinin bir taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini sınırladığında gerekli tedbirleri alabilir. Kanuna göre hâkim, eşlerden birinin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırması hâlinde durumun tapu kütüğüne re’sen şerhedilmesine karar verir.
Bu şerh, mahkeme tarafından verilen sınırlamanın taşınmazla ilgili işlemlerde dikkate alınmasını sağlamak bakımından önem taşımaktadır.
Özellikle aile malvarlığının üçüncü kişilere devredilmesi riski bulunan olaylarda başvurunun gecikmeden değerlendirilmesi önem kazanabilir.
Evlilik Birliğinin Korunması Tedbirleri Süresiz midir?
Hayır. Evlilik birliğinin korunması amacıyla verilen tedbirlerin dayandığı koşullar zaman içerisinde değişebilir.
TMK m.200’e göre koşullar değiştiğinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine daha önce verdiği kararda gerekli değişikliği yapabilir. Tedbirin uygulanmasına yol açan sebep tamamen ortadan kalkmışsa önlemin kaldırılması da mümkündür.
Örneğin aile giderlerine katılmayan eş daha sonra yükümlülüklerini düzenli biçimde yerine getirmeye başlayabilir. Tarafların ekonomik koşulları değişebilir veya ayrı yaşamayı gerektiren durum sona erebilir.
Bu nedenle evlilik birliğini koruyucu önlemler değiştirilebilir ve kaldırılabilir tedbirlerdir. Tedbirin amacı, geçmişte yaşanan davranışları cezalandırmak değil, mevcut aile ilişkilerinin korunmasını sağlamaktır.
Evlilik Birliğinin Korunması İçin Hangi Mahkemeye Başvurulur?
Evlilik birliğinin korunmasına ilişkin talepler aile hukuku kapsamında değerlendirilir.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca Türk Medeni Kanunu’nun ilgili aile hukuku hükümlerinden doğan dava ve işler aile mahkemelerinin görev alanındadır. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde kanunda belirtilen şekilde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bu işlere bakabilir.
Yetki bakımından ise TMK m.201 özel bir düzenleme içermektedir. Buna göre evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem talebinde bulunmuşsa ilk istemde bulunan eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Önlemin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması taleplerinde ise kural olarak önlem kararını veren mahkeme yetkilidir. Her iki eşin yerleşim yeri değişmişse eşlerden birinin yeni yerleşim yeri mahkemesi yetkili olabilir.
Hâkimin Müdahalesi İçin Boşanma Davası Açılması Gerekir mi?
Hayır. TMK 195 ve devamındaki evlilik birliğinin korunmasına ilişkin önlemler, evlilik devam ederken uygulanabilen hukuki mekanizmalardır.
Bu tedbirlerden yararlanmak için mutlaka boşanma talebinde bulunmak gerekmez.
Hatta düzenlemelerin temel amaçlarından biri, eşlerin boşanmaya yönelmeden önce aile hayatındaki belirli problemlere hukuki çözüm bulunabilmesini sağlamaktır.
Örneğin eşlerden biri evlilik birliğini sürdürmek istediği hâlde diğer eşin aile giderlerine katılmamasından şikâyetçi olabilir. Böyle bir durumda yalnızca ekonomik uyuşmazlığın çözülmesine yönelik hâkim müdahalesi talep edilebilir.
Bununla birlikte somut olayda ayrıca boşanma davasının bulunması, hangi geçici tedbirlerin hangi hukuki hüküm kapsamında talep edileceği konusunda farklı sonuçlara yol açabilir.
Evlilik Birliğinin Korunması ile Boşanma Davası Arasındaki Fark Nedir?
Evlilik birliğinin korunması ile boşanma davası amaçları ve sonuçları bakımından birbirinden farklıdır.
Boşanma davası, kanunda belirtilen boşanma sebeplerinin varlığı hâlinde evlilik ilişkisinin sona erdirilmesini amaçlar.
Evlilik birliğinin korunmasına yönelik tedbirler ise kural olarak evlilik devam ederken ortaya çıkan sorunların çözülmesini veya zarar verici sonuçların sınırlandırılmasını amaçlamaktadır.
TMK m.195 kapsamında hâkim müdahalesi talep edildiğinde evlilik sona ermez. Eşlerin hukuki evlilik statüsü devam eder.
Bu süreçte aile giderlerine katkı, konut kullanımı, ev eşyalarının kullanılması, malvarlığının korunması ve gerektiğinde ayrı yaşamın ekonomik sonuçları hakkında düzenleme yapılabilir.
Dolayısıyla hâkimin müdahalesi talebinin sonucu otomatik olarak boşanma kararı değildir.
Evlilik Birliğinde Şiddet Varsa TMK 195 Yeterli midir?
Evlilik birliği içerisinde fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik şiddet söz konusu olduğunda TMK m.195 ve devamındaki genel aile hukuku önlemlerinin yanında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ayrıca önem taşır.
6284 sayılı Kanun kapsamında şartları oluştuğunda şiddet uygulayan kişinin müşterek konuttan uzaklaştırılması ve konutun korunan kişiye tahsis edilmesi, korunan kişiye, konutuna, okuluna veya iş yerine yaklaşmasının yasaklanması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmesinin önlenmesi ve çocukla kişisel ilişkinin sınırlandırılması gibi önleyici tedbirler alınabilir. Kanun ayrıca korunan kişiler bakımından çeşitli koruyucu tedbirler öngörmektedir.
Bu nedenle TMK kapsamında evlilik birliğinin korunması tedbirleri ile 6284 sayılı Kanun kapsamındaki şiddetten korunma tedbirleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Birincisi genel olarak evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerin ve aile ekonomisinin düzenlenmesine yönelirken, 6284 sayılı Kanun şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan durumlarda kişinin korunmasını hedefleyen özel mekanizmalar içermektedir.
Evlilik Birliğinin Korunması Talebinde Hangi Hususlar Önemlidir?
Evlilik birliğinin korunması amacıyla mahkemeye yapılacak başvurularda somut olayın açık biçimde ortaya konulması önem taşır.
Mahkemenin hangi tedbirin gerekli olduğunu değerlendirebilmesi için uyuşmazlığın niteliği, eşlerin yaşam koşulları, ekonomik durumları, çocukların bulunup bulunmadığı ve talep edilen korumanın hangi ihtiyaca dayandığı önem kazanabilir.
Örneğin tasarruf yetkisinin sınırlanması talep ediliyorsa hangi malvarlığı değerinin neden korunması gerektiği; aile giderlerine katkı isteniyorsa aile giderlerinin ve tarafların ekonomik koşullarının ne olduğu; ayrı yaşama nedeniyle konut tahsisi talep ediliyorsa ayrı yaşamanın sebepleri ve konut ihtiyacı somutlaştırılmalıdır.
Her koruma tedbirinin koşulları birbirinden farklıdır. Bu nedenle yalnızca “evlilik birliğinin korunmasını istiyorum” şeklindeki genel bir talep yerine, somut olayda ihtiyaç duyulan önlemin doğru hukuki çerçevede belirlenmesi önem taşımaktadır.
Çocukların Durumu Nasıl Düzenlenir?
Eşlerin ayrı yaşamaya başlaması yalnızca eşlerin kendi ilişkilerini değil, ortak çocukların yaşam düzenini de etkileyebilir.
TMK m.197 açıkça, eşlerin ergin olmayan çocuklarının bulunması hâlinde hâkimin anne ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gerekli önlemleri alacağını belirtmektedir.
Çocukların fiilen hangi ebeveynle yaşayacağı, bakım ve geçim ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı ve diğer ebeveynle ilişkilerinin ne şekilde sürdürüleceği somut olayda önem kazanabilir.
Buradaki temel yaklaşım çocuğun üstün yararının korunmasıdır.
Eşler arasındaki uyuşmazlığın çocukların ebeveynleriyle ilişkilerini gereksiz şekilde bozmasına izin verilmemeli; ancak çocukların güvenliğini tehdit eden durumların bulunması hâlinde gerekli koruyucu tedbirlerin alınması da ihmal edilmemelidir.
Evlilik Birliğinin Korunmasında Ölçülülük İlkesi
Hâkimin uygulayacağı önlem, ortaya çıkan sorunu gidermek için gerekli ve uygun olmalıdır.
Özellikle tasarruf yetkisinin sınırlanması, üçüncü kişilere yapılacak ödemelerin yönlendirilmesi veya konut kullanımına ilişkin kararlar eşlerin ekonomik ve kişisel haklarını doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle tedbirin amacıyla kapsamı arasında makul bir ilişki bulunması gerekir.
Örneğin yalnızca belirli bir taşınmaz veya malvarlığı değeri nedeniyle aile ekonomisinin ciddi biçimde tehlikeye girmesi söz konusuysa tedbirin somut tehlikeyle bağlantılı olarak belirlenmesi gerekir.
TMK m.199’un da tasarruf sınırlamasını “gerektirdiği ölçüde” mümkün kılması bu yaklaşımın kanundaki yansımalarından biridir.
Evlilik Birliğinin Korunması Davasında Kusur Şart mıdır?
Evlilik birliğinin korunması mekanizmalarının tamamında boşanma davalarında tartışıldığı biçimde bir kusur değerlendirmesi yapılması zorunlu değildir.
Bazı tedbirler doğrudan objektif bir hukuki ihtiyaca yöneliktir.
Örneğin TMK m.196 kapsamında asıl mesele eşlerin aile giderlerine hangi oranda katkı sağlaması gerektiğidir. TMK m.199 bakımından ise aile ekonomisinin korunmasını gerektiren bir durumun bulunup bulunmadığı önem taşır.
Bu nedenle hâkimin müdahalesi talebi, mutlaka diğer eşin evlilikte “kusurlu” olduğunun tespit edilmesini amaçlayan bir süreç olarak değerlendirilmemelidir.
Esas amaç somut sorunu gidermek ve evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamaktır.
Evlilik Birliğinin Korunmasına İlişkin Sıkça Sorulan Sorular
Evlilik birliğinin korunması davası nedir?
Evlilik birliğinin korunması, eşlerden birinin evlilikten kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesi veya önemli bir aile meselesinde uyuşmazlık bulunması hâlinde hâkimden müdahale istenmesini ifade eder. TMK m.195 ve devamındaki hükümler bu konuda çeşitli önlemler öngörmektedir.
TMK 195 nedir?
TMK 195, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya önemli bir konuda uyuşmazlık çıkması hâlinde eşlerin ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebileceğini düzenlemektedir.
Evlilik birliğinin korunması için boşanmak gerekir mi?
Hayır. Bu tedbirler evlilik devam ederken uygulanabilir. Hâkimin müdahalesinin amacı mutlaka evliliği sona erdirmek değildir.
Eşim eve para vermiyor, mahkemeden katkı isteyebilir miyim?
Şartlarının bulunması hâlinde TMK m.196 kapsamında ailenin geçimine yapılacak parasal katkının hâkim tarafından belirlenmesi talep edilebilir. Katkının belirlenmesinde tarafların ekonomik güçleri ve aile içerisindeki emekleri dikkate alınabilir.
Ev hanımı olan eş aile giderlerine katkıda bulunmuş sayılır mı?
Kanun katkının yalnızca para ile yapılmasını esas almamaktadır. Ev işlerinin yapılması, çocukların bakımının üstlenilmesi ve diğer eşin işinde karşılıksız çalışılması parasal katkı miktarı değerlendirilirken dikkate alınır.
Evlilik devam ederken ayrı yaşanabilir mi?
Evet. TMK m.197 uyarınca ortak hayat nedeniyle kişinin kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkı doğabilir.
Ayrı yaşarken eşten parasal katkı istenebilir mi?
Haklı nedenle birlikte yaşamaya ara verilmişse hâkim, eşlerden birinin talebi üzerine diğer eşin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir.
Ayrı yaşama boşanma anlamına gelir mi?
Hayır. Haklı nedenle ayrı yaşama, evlilik bağını kendiliğinden sona erdirmez. Evlilik hukuken devam eder.
Ayrı yaşarken ortak konutu kim kullanır?
TMK m.197 kapsamında hâkim, haklı nedenle ayrı yaşama hâlinde konut ve ev eşyasından yararlanma konusunda gerekli önlemleri alabilir.
Eşim mallarını elden çıkarıyorsa mahkemeden tedbir istenebilir mi?
Şartları oluşmuşsa TMK m.199 kapsamında tasarruf yetkisinin sınırlanması talep edilebilir. Hâkim belirli malvarlığı değerleri üzerindeki işlemlerin diğer eşin rızasına bağlanmasına karar verebilir.
Tasarruf yetkisinin sınırlanması bütün malları kapsar mı?
Otomatik olarak hayır. Sınırlamanın aile ekonomisini korumak için gerekli ölçüde ve mahkeme kararında belirlenen malvarlığı değerleri bakımından uygulanması esastır.
Taşınmaz üzerindeki sınırlama tapuya işlenebilir mi?
Evet. TMK m.199 kapsamında eşlerden birinin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılması hâlinde hâkim durumun tapu kütüğüne re’sen şerhedilmesine karar verir.
Aile konutu eşimin üzerindeyse beni koruyan bir düzenleme var mı?
Evet. TMK m.194 kapsamında aile konutu üzerinde hak sahibi eş, diğer eşin açık rızası olmadan kanunda belirtilen bazı tasarrufları yapamaz. Malik olmayan eşin aile konutu şerhi istemesi de mümkündür.
Eşim aile giderlerine katılmıyorsa maaşı doğrudan bana bağlanabilir mi?
TMK m.198’e göre eşlerden biri aile giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse hâkim, bu eşin borçlularına ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir. Somut uygulama, ilgili alacağın ve olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Evlilik birliğinin korunması tedbirleri değiştirilebilir mi?
Evet. TMK m.200’e göre koşullar değişirse hâkim istem üzerine kararını değiştirebilir; tedbir sebebi ortadan kalkmışsa önlemi kaldırabilir.
Hâkimin müdahalesi için hangi mahkemeye başvurulur?
Bu tür aile hukuku işlerinde aile mahkemeleri görevlidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde kanunda öngörülen şekilde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi görev yapabilir.
Evlilik birliğinin korunması tedbirlerinde yetkili mahkeme hangisidir?
TMK m.201 uyarınca eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasında kanunda ayrıca özel yetki kuralları düzenlenmiştir.
Aile içi şiddet varsa hangi tedbirler alınabilir?
Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan durumlarda TMK hükümlerinin yanında 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler gündeme gelebilir. Uzaklaştırma, yaklaşmama ve müşterek konutun korunan kişiye tahsisi gibi farklı tedbirler şartları oluştuğunda uygulanabilir.
Evlilik Birliğinin Korunmasında Hâkimin Müdahalesinin Önemi
Evlilik birliğinin korunması, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin önemli koruma mekanizmalarından biridir. Kanun, eşler arasındaki her sorunun çözümünü boşanmada aramamış; evlilik devam ederken ortaya çıkabilecek hukuki ve ekonomik uyuşmazlıkların giderilmesi amacıyla farklı tedbirler öngörmüştür.
TMK m.195 genel olarak hâkimin evlilik birliğine müdahalesinin temelini oluştururken, TMK m.196 eşlerin aile giderlerine katkısının belirlenmesini, TMK m.197 haklı nedenlerle ayrı yaşamayı ve ayrı yaşam sırasında alınabilecek önlemleri, TMK m.198 aile giderlerine katılmayan eşin borçlularına yönelik tedbirleri, TMK m.199 ise ailenin ekonomik varlığının korunması için tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasını düzenlemektedir. TMK m.200 değişen koşullarda tedbirlerin değiştirilmesine veya kaldırılmasına, TMK m.201 ise yetkili mahkemenin belirlenmesine ilişkin hükümler içermektedir.
Bu sistemin temel amacı eşlerden birini cezalandırmak değil, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini, aile bireylerinin ekonomik ve kişisel güvenliğinin korunmasını ve aile hayatının mümkün olduğu ölçüde sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlamaktır.
Bununla birlikte aile içindeki her uyuşmazlık aynı hukuki tedbiri gerektirmez. Bir olayda yalnızca ailenin geçimine yapılacak parasal katkının belirlenmesi yeterli olabilirken, başka bir olayda eşin ayrı yaşama hakkının korunması, ortak konutun kullanımının düzenlenmesi veya aile malvarlığı üzerindeki tasarrufların sınırlandırılması gerekebilir.
Özellikle aile içi şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan olaylarda ise TMK m.195-201 hükümleriyle yetinilmemeli; 6284 sayılı Kanun kapsamındaki özel koruma mekanizmalarının da ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
TMK 195 hâkimin müdahalesi, evlilik birliğinin korunması davası, evlilik devam ederken nafaka veya parasal katkı, haklı nedenle ayrı yaşama, aile konutunun korunması, borçlulara ödeme emri, eşin tasarruf yetkisinin sınırlanması ve aile malvarlığının korunması birbirleriyle bağlantılı ancak farklı şart ve hukuki sonuçlara sahip konulardır.
Somut olayda hangi tedbirin talep edileceği; eşlerin birlikte veya ayrı yaşaması, çocukların bulunup bulunmaması, tarafların ekonomik durumları, aile malvarlığı üzerindeki riskler, güvenlik durumu ve uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmelidir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut bir uyuşmazlıkta uygulanacak hüküm, talep edilebilecek önlem, görevli ve yetkili mahkeme ile izlenecek hukuki yol olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir.
