Tokat’taki hukuk bürosu Gülsün Hukuk’da sizler için İşçilik Alacakları Davası Ne Kadar Sürer? konusu ele alındı, hemen inceleyebilirsiniz.
İş hayatında işçi ve işveren arasındaki ilişkiler, zaman zaman çeşitli anlaşmazlıklarla sonuçlanabilmektedir. İş sözleşmesinin haksız yere feshedilmesi, ödenmeyen ücretler, kullandırılmayan izinler veya eksik yatırılan sigorta primleri gibi durumlar, işçilerin yasal haklarını aramak üzere yargı yoluna başvurmasına neden olmaktadır. Bu noktada, hakkını aramak isteyen her çalışanın zihninde beliren en temel ve en önemli soru şüphesiz işçilik alacakları davası ne kadar sürer sorusudur. Adalet arayışındaki bir işçi için sürecin ne zaman sonuçlanacağı, maddi ve manevi planlamalar yapabilmesi açısından hayati bir önem taşımaktadır.
İşçilik Alacakları Davası Nedir ve Hangi Talepleri Kapsar?
İşçilik alacakları davası, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışan bir işçinin, iş sözleşmesinden, kanundan veya toplu iş sözleşmesinden doğan ancak işveren tarafından kendisine ödenmeyen maddi haklarını talep etmek amacıyla açtığı eda davasıdır. İş mahkemelerinde görülen bu davalar, çok çeşitli alacak kalemlerini barındırabilir. Davanın süresini etkileyen en önemli unsurlardan biri de talep edilen alacak kalemlerinin niteliği ve ispat yöntemleridir.
Kıdem Tazminatı ve Dava Süreci
Kıdem tazminatı, işçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir tam yıl çalışmış olması ve kanunda belirtilen haklı veya geçerli nedenlerle iş sözleşmesinin sona ermesi halinde işverence ödenmesi gereken en temel yasal haktır. İşçinin haksız yere işten çıkarılması, emeklilik, askerlik görevi veya kadın işçiler için evlilik gibi durumlar kıdem tazminatına hak kazandırır. Kıdem tazminatı davası, genellikle işçinin en büyük alacak kalemi olduğundan, mahkemeler bu durumu titizlikle inceler. İşçinin hizmet süresinin tespiti ve feshin haklı olup olmadığının ispatı, davanın seyrini ve süresini doğrudan etkiler.
İhbar Tazminatı ve Hukuki Boyutu
Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce, durumu diğer tarafa bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bildirim süreleri, işçinin kıdemine göre kanunla belirlenmiştir. İşveren, bu bildirim sürelerine uymazsa işçiye ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür. Aynı şekilde işçi de aniden işi bırakırsa işverene ihbar tazminatı ödemek zorunda kalabilir. İhbar tazminatı talepli davalarda mahkeme, fesih bildiriminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığını ve bildirim sürelerine uyulup uyulmadığını inceler.
Fazla Mesai (Fazla Çalışma) Ücreti Alacakları
İş Kanunu’na göre haftalık normal çalışma süresi en fazla 45 saattir. Bu süreyi aşan çalışmalar fazla mesai olarak adlandırılır ve saat başına düşen ücretin yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenmesi gerekir. İşçilik alacakları davalarının en çok uzayan kısımlarından biri fazla mesai ücreti hesaplamalarıdır. Zira bu çalışmaların ispatı genellikle puantaj kayıtları, işyeri giriş çıkış logları ve en önemlisi tanık beyanları ile sağlanır. Tanıkların dinlenmesi ve belgelerin incelenmesi ciddi bir zaman alır.
Yıllık İzin Ücreti Alacağı
İşçinin, işyerinde işe başladığı günden itibaren en az bir yıl çalışmış olması şartıyla yıllık ücretli izne hak kazandığı kanuni bir gerçektir. İş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdiğinde, işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki son ücreti üzerinden kendisine ödenmelidir. Yıllık izin ücreti alacağı, işverenin tutmakla yükümlü olduğu izin defterleri veya eşdeğer belgelerle ispatlanır. İşveren bu belgeleri sunamazsa, işçinin iddiası doğrultusunda karar verilebilir.
Ulusal Bayram ve Genel Tatil (UBGT) Ücretleri
Kanunlarda belirtilen ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işçinin çalıştırılmaması esastır. Ancak işçi bu günlerde çalışmışsa, o günün ücreti kendisine tam olarak, çalışmadan geçirdiği günler için de ayrıca bir günlük ücret ödenir. UBGT ücreti alacağı, tıpkı fazla mesaide olduğu gibi tanık ve belge delili ile ispatlanır ve dava sürecinde önemli bir inceleme alanıdır.
Hafta Tatili Ücreti Alacağı
İşçilere tatil gününden önceki iş günlerinde çalışmış olmaları koşuluyla yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme (hafta tatili) verilir. Bu tatil gününde çalıştırılan işçiye, tatil yapmayarak çalışmasının karşılığı olan ücreti ödenmelidir. Hafta tatili ücreti, genellikle mesai saatlerinin yoğun olduğu sektörlerde sıkça dava konusu olmaktadır.
İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Süreci ve Etkisi
İşçilik alacakları davası ne kadar sürer sorusuna yanıt ararken, sürecin mahkemeden önceki ilk adımı olan arabuluculuk müessesesini atlamamak gerekir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. Yani arabulucuya gitmeden doğrudan mahkemeye dava açarsanız, davanız usulden reddedilecektir.
Arabuluculuk Başvurusu Nasıl Yapılır?
Arabuluculuk başvurusu, adliyelerde bulunan arabuluculuk bürolarına veya yetkilendirilmiş sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerine yapılır. Başvuru ücretsizdir. Başvuran taraf, kimlik bilgileri ve karşı tarafın iletişim bilgileri ile birlikte taleplerini (kıdem tazminatı, fazla mesai vb.) belirterek başvuruyu tamamlar. Sistem tarafından otomatik olarak tarafsız bir arabulucu atanır.
Arabuluculuk Görüşmeleri Ne Kadar Sürer?
Arabulucu, görevlendirildikten sonra tarafları iletişime geçerek toplantıya davet eder. Kanuna göre arabuluculuk süreci, arabulucunun görevlendirildiği tarihten itibaren en fazla üç hafta içinde sonuçlandırılmalıdır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta daha uzatılabilir. Yani, zorunlu arabuluculuk süreci maksimum dört hafta (yaklaşık bir ay) içerisinde tamamlanmak zorundadır.
Anlaşma veya Anlaşmama Tutanağının Önemi
Taraflar arabuluculuk masasında anlaşmaya varırlarsa, bir anlaşma belgesi düzenlenir ve bu belge mahkeme kararı (ilam) niteliği taşır. Böylece dava açmaya gerek kalmadan uyuşmazlık çözülmüş olur. Ancak taraflar anlaşamazlarsa, arabulucu bir anlaşmama tutanağı düzenler. İşçi, bu tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine ekleyerek iş mahkemesinde dava açma hakkını elde eder.
İş Mahkemelerinde Dava Açma Süreci ve Aşamaları
Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması üzerine yetkili iş mahkemesinde dava açılmasıyla yargılama süreci fiilen başlamış olur. İşçilik alacakları davası ne kadar sürer sorusunun asıl cevabı, bu aşamaların nasıl ve ne hızda ilerlediğinde gizlidir. Türk yargı sisteminde Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) gereği yazılı ve sözlü yargılama usulleri uygulanır. İş mahkemelerinde ise daha hızlı sonuç alınabilmesi için kural olarak basit yargılama usulü uygulanmaktadır. Ancak “basit” kelimesi sürecin çok kısa süreceği anlamına gelmemektedir.
Dava Dilekçesinin Hazırlanması ve Sunulması
Sürecin ilk ve en kritik adımı dava dilekçesi hazırlığıdır. İşçi (davacı), taleplerini, dayandığı hukuki nedenleri, olayların özetini ve delillerini eksiksiz bir şekilde dilekçesinde belirtmelidir. Dilekçenin mahkemeye sunulması ve harçların yatırılması ile dava açılmış sayılır. Mahkeme, dilekçeyi inceledikten sonra karşı tarafa (işverene) tebliğ eder. İşverenin de bu dilekçeye karşı iki hafta içinde cevap dilekçesi sunma hakkı vardır. Bu dilekçelerin karşılıklı teatisi (alışverişi) aşaması, tebligatların ulaşma hızına bağlı olarak 1 ila 3 ay arasında bir zaman alabilir.
Tensip Zaptı ve Ön İnceleme Duruşması
Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra mahkeme hakimi bir tensip zaptı hazırlar. Bu tutanakta ilk duruşma (ön inceleme duruşması) tarihi belirlenir ve taraflara delillerini sunmaları için süreler verilir. Ön inceleme duruşmasında hakim, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tespit eder, tarafları sulh olmaya teşvik eder. Eğer sulh sağlanamazsa, davanın tahkikat (delil toplama ve inceleme) aşamasına geçilir. Dava tarihinden ön inceleme duruşmasına kadar geçen süre, mahkemenin yoğunluğuna göre genellikle 3 ila 6 ay arasında değişmektedir.
Tahkikat Aşaması ve Delillerin Toplanması
Davanın en uzun süren kısmı şüphesiz tahkikat aşamasıdır. Bu evrede, tarafların dilekçelerinde belirttikleri deliller toplanır. İşverenden işçinin özlük dosyası, SGK’dan hizmet döküm cetveli, bankalardan maaş hesap özetleri, emniyetten giriş çıkış kayıtları gibi birçok kuruma müzekkere (resmi yazı) yazılarak bilgi ve belge istenir. Kurumların bu yazılara cevap verme süreleri, davanın uzamasına neden olan temel faktörlerdendir.
Tanıkların Dinlenmesi ve Etkisi
İşçilik alacaklarının ispatında en çok başvurulan delil, işyerinde o dönemde çalışmış olan diğer işçilerin tanık beyanlarıdır. Özellikle fazla mesai, elden maaş ödemesi, mobbing veya tatil günlerinde çalışma gibi hususlar genellikle belgeyle ispatlanamadığından tanık ifadeleri davanın kaderini belirler. Tanıkların duruşmalara davet edilmesi, mazeret bildirip katılmamaları, başka şehirdeyseler talimat mahkemeleri aracılığıyla dinlenmeleri gibi durumlar duruşmaların aylar sonrasına ertelenmesine yol açar. Tanık dinleme aşaması bazen 2-3 duruşma, yani 6 aydan 1 yıla kadar sürebilmektedir.
Bilirkişi İncelemesi ve Raporun Hazırlanması
Tüm deliller toplandıktan ve tanıklar dinlendikten sonra mahkeme, uyuşmazlık konusu alacakların matematiksel olarak hesaplanması için dosyayı alanında uzman bir iş hukuku bilirkişisine gönderir. Bilirkişi, mahkemenin belirlediği sınırlar çerçevesinde kıdem, ihbar, fazla mesai gibi alacakları tek tek hesaplayarak bir bilirkişi raporu hazırlar. Dosyanın bilirkişiye gidiş ve dönüş süresi, bilirkişinin yoğunluğuna bağlı olarak ortalama 2 ila 4 ay sürer.
Bilirkişi Raporuna İtiraz ve Ek Rapor Süreci
Bilirkişi raporu mahkemeye ulaştığında taraflara tebliğ edilir. Tarafların bu rapora karşı iki hafta içinde itiraz etme hakkı vardır. Eğer taraflar hesaplamalarda hata olduğunu, eksik değerlendirme yapıldığını iddia eder ve itirazları mahkemece haklı bulunursa, dosya aynı bilirkişiye ek rapor alınmak üzere veya tamamen farklı bir bilirkişi heyetine gönderilebilir. Rapor itirazları ve yeni raporların alınması süreci, davanın süresini en az 3 ila 6 ay daha uzatmaktadır.
Sözlü Yargılama ve Karar Duruşması
Bilirkişi raporları kesinleştikten ve tahkikat aşaması tamamlandıktan sonra mahkeme taraflara son sözlerini sormak üzere sözlü yargılama duruşması açar. Bu duruşmada taraflar davanın esası hakkındaki son beyanlarını sunarlar. Ardından hakim, gerekçeli kararını daha sonra yazmak üzere kısa kararını açıklar. Davanın açılışından yerel mahkeme kararının verilmesine kadar geçen toplam süre, ideal şartlarda 1.5 yıl ile 2.5 yıl arasında değişiklik göstermektedir.
İşçilik Alacakları Davası Ne Kadar Sürer? Etki Eden Faktörler
Yerel mahkeme aşamasının süresi standart bir zaman dilimi ile ifade edilemez. İşçilik alacakları davası ne kadar sürer sorusuna verilen cevapları doğrudan etkileyen, kimi zaman davanın çok hızlı bitmesini sağlayan kimi zaman ise yıllarca sürüncemede kalmasına neden olan çeşitli dış ve iç faktörler bulunmaktadır.
Mahkemelerin İş Yükü ve Bulunulan Şehir
Davanın açıldığı adliyenin ve özelinde ilgili iş mahkemesinin iş yükü, sürece etki eden en büyük değişkendir. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük metropollerde iş davalarının sayısı on binleri bulmaktadır. Bu şehirlerdeki bir mahkemenin iki duruşma arasına verdiği süre 4 ila 6 ay olabilirken, nüfusun ve sanayileşmenin daha az olduğu Anadolu şehirlerinde duruşma aralıkları 1 ila 2 aya kadar düşebilmektedir. Dolayısıyla, davanın görüleceği il ve ilçe, sürecin uzunluğunu doğrudan tayin eder.
Delillerin Toplanma Hızı ve Kurumlarla Yazışmalar
Mahkemenin ilgili kurumlara (SGK, İŞKUR, Bankalar, Vergi Daireleri vb.) gönderdiği müzekkerelere zamanında ve eksiksiz cevap verilmesi süreci hızlandırır. Ancak bazen kurumların arşivlerinde yaşanan sorunlar, hatalı yazışmalar veya posta gecikmeleri nedeniyle bir belgenin dosyaya girmesi aylar sürebilir. Bu durum, hakimin dosya üzerinden işlem yapmasını engeller ve duruşmaların sürekli “müzekkere cevabının beklenmesine” karar verilerek ertelenmesine yol açar.
Tanıkların Duruşmalara Katılım Durumu
Daha önce de belirttiğimiz gibi, tanıkların belirlenen duruşma gün ve saatinde mahkemede hazır bulunmaları kritik öneme sahiptir. Tanıklara resmi tebligat çıkarılmasına rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamaları halinde, mahkeme bir sonraki celse için zorla getirme kararı çıkarabilir. Ancak bu işlemlerin her biri davanın en az 3-4 ay ileri atılması anlamına gelmektedir.
Bilirkişi Raporunun Süresi ve İtirazlar
Bilirkişi incelemesi, teknik ve hukuki bir uzmanlık gerektirir. Nitelikli bilirkişilerin ellerindeki dosya sayısının fazla olması, raporların mahkemeye geç sunulmasına neden olabilmektedir. Ayrıca, hazırlanan rapora tarafların sürekli itiraz etmesi, dosyanın ikinci hatta üçüncü kez bilirkişiye gitmesine, hesaplamaların yeniden yapılmasına sebebiyet verir ki bu da yargılamayı ciddi anlamda hantallaştırır.
Taraf Sayısı ve Tebligat Süreçleri
Davalı şirket sayısının birden fazla olması (örneğin alt işveren-asıl işveren ilişkisinin bulunduğu taşeronluk durumları), muhatap alınacak kişi sayısını artırır. Her bir taraf için ayrı ayrı tebligat çıkarılması, tarafların dilekçe sunma sürelerinin beklenmesi davanın gidişatını yavaşlatır. Özellikle davalı şirketin adresini değiştirmesi, tebligatların iade dönmesi ve ilanen tebligat yapılması zorunluluğunun doğması gibi usulü pürüzler sürece aylar ekleyebilir.
İstinaf ve Yargıtay Aşamaları (Kanun Yolları) Ne Kadar Sürer?
Yerel iş mahkemesi tarafından verilen karar, davanın kesin olarak sonuçlandığı anlamına gelmez. Kararı aleyhine bulan taraf veya taraflar, kararın hukuka, usule veya gerçeğe aykırı olduğunu düşünüyorsa, üst mahkemelere başvurarak kararın bozulmasını talep edebilirler. Bu sürece kanun yolu denilmektedir. Üst mahkeme süreçleri, işçilik alacakları davası ne kadar sürer sorusunun toplam vaktini belirleyen ikinci büyük aşamadır.
Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) İncelemesi
Yerel mahkemenin verdiği karara karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesine (İstinaf Mahkemesi) başvurulabilir. İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin kararını hem maddi vakıalar (deliller, olayların akışı) hem de hukuki uygunluk yönünden yeniden inceler. İstinaf mahkemeleri, eksik inceleme tespit ederse dosyayı yerel mahkemeye geri gönderebileceği gibi, gerekli görürse duruşma açarak kendisi de yeni bir karar verebilir.
İstinaf incelemesinin süresi, ilgili dairenin iş yüküne göre değişmekle birlikte ortalama olarak 1.5 yıl ile 2.5 yıl arasında sürmektedir. Her yıl belirlenen kesinlik sınırının altında kalan (belli bir maddi değerin altındaki) alacak davaları için istinaf kararı kesindir, yani Yargıtay yolu kapalıdır.
Yargıtay (Temyiz) Aşaması ve Kesinleşme
İstinaf mahkemesinin verdiği kararın miktar itibarıyla temyiz sınırının üzerinde olması halinde, tarafların bu karara karşı da Yargıtay‘a temyiz başvurusunda bulunma hakkı vardır. Yargıtay, istinaf mahkemesinden farklı olarak maddi vakıaları ve delilleri yeniden incelemez; sadece hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını denetler. Yargıtay aşaması da ortalama olarak 1 yıl ila 2 yıl civarında sürebilmektedir.
Sonuç olarak; yerel mahkeme, istinaf ve temyiz aşamaları üst üste eklendiğinde, tam anlamıyla kesinleşmiş bir işçilik alacakları davasının baştan sona tamamlanması 3 yıl ile 5 yıl arasında, bazen daha karmaşık dosyalarda daha da uzun sürebilmektedir.
İş Davasını Hızlandırmak İçin Neler Yapılabilir?
Hukuki sürecin uzunluğu her ne kadar genel yapıdan ve mahkemelerin yoğunluğundan kaynaklansa da, davacı konumundaki işçinin ve avukatının alacağı stratejik önlemlerle süreci önemli ölçüde hızlandırmak mümkündür.
Doğru ve Eksiksiz Dilekçe Hazırlığı
Sürecin temel taşı dava dilekçesidir. Taleplerin muğlak ifadeler yerine net, açık ve rakamsal olarak anlaşılabilir şekilde yazılması; hangi alacağın hangi çalışma dönemine ait olduğunun kronolojik olarak belirtilmesi, mahkemenin ve bilirkişinin işini inanılmaz derecede kolaylaştırır. Hatalı veya eksik hazırlanan bir dilekçe, davanın ilerleyen aşamalarında düzeltilmesi zor sorunlara ve zaman kayıplarına yol açar.
Delillerin Zamanında Sunulması
Davacı işçi, elinde bulunan tüm yazılı delilleri (maaş bordroları, ihtarname örnekleri, e-posta yazışmaları, banka dekontları, fotoğraf ve videolar) dava dilekçesi ile birlikte veya mahkemenin verdiği kesin süre içinde dosyaya sunmalıdır. Delillerin parça parça ve geç sunulması, karşı tarafa sürekli yeni itiraz hakları doğurur ve yargılamayı uzatır.
Tanıkların Hazır Edilmesi
Mahkemenin tebligat çıkarmasını beklemek yerine, duruşma günü tanıkların davacı veya avukatı tarafından bizzat adliyeye getirilerek mahkeme salonunda hazır edilmesi, davanın aylar kazanmasını sağlar. Tanıkların gelmemesi nedeniyle duruşmaların ertelenmesinin önüne geçmenin en pratik yolu budur.
Uzman Bir İş Hukuku Avukatı ile Çalışmanın Önemi
Tüm bu karmaşık prosedürlerin, sürelerin ve yasal şartların eksiksiz takibi, ancak alanında uzmanlaşmış bir iş hukuku avukatı ile mümkündür. Bireylerin kendi başlarına dava takip etmeleri, usuli hatalar yapmalarına (örneğin kesin sürede delil bildirmeme, rapora süresinde itiraz etmeme) ve haklıyken haksız duruma düşmelerine neden olabilir. Avukat, davanın her celsesini takip eder, kurumlara yazılan müzekkerelerin akıbetini elden sorgular, bilirkişi raporlarındaki matematiksel ve hukuki hataları anında tespit ederek gerekli itirazları hukuki dille yapar. Bu profesyonel takip, davanın gereksiz yere uzamasını engeller.
İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı Süreleri
Davanın ne kadar süreceği kadar önemli olan bir diğer konu da davanın ne zaman açılabileceğidir. Kanun koyucu, hukuki ilişkilerde belirsizliğin sonsuza dek sürmemesi için alacak haklarına zamanaşımı süreleri getirmiştir. Zamanaşımı süresi geçen bir alacak için dava açıldığında, karşı taraf zamanaşımı itirazında bulunursa, haklı olsanız dahi davanız reddedilir.
Beş Yıllık Zamanaşımına Tabi Alacaklar
12 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun ile İş Kanunu’nda önemli bir değişikliğe gidilmiş ve birçok işçilik alacağının zamanaşımı süresi on yıldan beş yıla indirilmiştir. Bu tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden kaynaklanan;
-
Kıdem tazminatı
-
İhbar tazminatı
-
Yıllık izin ücreti alacağı
-
Fazla mesai ücreti
-
Ulusal bayram ve genel tatil ücreti
-
Hafta tatili ücreti
-
Ücret alacakları (Maaş, prim, ikramiye) gibi temel işçi alacaklarının tamamı için zamanaşımı süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, kural olarak alacağın muaccel olduğu (ödenebilir hale geldiği) tarihte, tazminatlar ve yıllık izin ücreti için ise iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte başlar. İşçinin bu süreler içinde mutlaka arabuluculuğa başvurması ve davasını açması şarttır.
On Yıllık Zamanaşımına Tabi Durumlar
Eğer işçinin sözleşmesi 12 Ekim 2017 tarihinden önce sona ermişse, o dönemki kanun hükümleri geçerli olacağından, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları için 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaya devam eder. Ancak bu istisnai bir durumdur ve günümüzde açılan davaların çok büyük bir kısmı 5 yıllık yeni zamanaşımı rejimine tabidir.
İş Davası Sonrası İcra Süreci Nasıl İşler?
Mahkemenin davayı kabul edip işveren aleyhine belli bir meblağın ödenmesine karar vermesiyle işçinin mücadelesi tamamen bitmiş sayılmaz. Verilen bu kararın (ilamın) tahsil edilmesi aşaması başlar. İşveren mahkeme kararına rağmen ödeme yapmazsa, işçi mahkeme kararını icra dairesine koyarak ilamlı icra takibi başlatır.
İcra dairesi, işverene bir icra emri göndererek borcu ödemesini emreder. Borç yine ödenmezse, işverenin banka hesaplarına haciz konulabilir, üzerine kayıtlı araçlar, gayrimenkuller veya işyerindeki menkul mallar haczedilerek satılabilir ve bu satıştan elde edilen gelirle işçinin alacağı ödenir. İşçi alacakları, İcra ve İflas Kanunu’na göre imtiyazlı alacaklar sınıfında yer aldığından, işverenin iflası veya haczi durumunda diğer pek çok borçluya göre öncelikli tahsil edilme hakkına sahiptir. İstinaf aşamasına taşınan kararların icrası kural olarak durmaz, ancak işveren icra veznesine teminat mektubu sunarak icrayı durdurma (tehir-i icra) kararı aldırabilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
İş davası sürerken başka bir işyerinde çalışabilir miyim? Evet, iş mahkemesinde devam eden bir davanızın olması, yasal olarak başka bir işyerinde çalışmanıza veya yeni bir iş bulmanıza kesinlikle engel teşkil etmez. Yeni işiniz davanızın seyrini olumsuz etkilemez.
Şirket iflas etti veya kapandı, yine de dava açabilir miyim? Şirketin faaliyetlerini durdurması veya iflas etmesi davanın açılmasına engel değildir. Şirketin tüzel kişiliği tasfiye edilene kadar dava açılabilir. İflas durumunda dava, iflas idaresine yöneltilir ve alacaklar iflas masasına yazdırılarak iflas tasfiyesi sonucunda sıraya göre ödenir.
İş sözleşmesini kendi isteğimle (istifa ederek) feshedersem kıdem tazminatı alabilir miyim? Kural olarak haklı bir neden olmadan istifa eden işçi kıdem tazminatı alamaz. Ancak, maaşların ödenmemesi, sigorta primlerinin eksik yatırılması, sürekli ve izinsiz fazla mesai yaptırılması, mobbing uygulanması gibi haklı fesih nedenlerinin varlığı halinde işçi kendi isteğiyle işten ayrılsa dahi kıdem tazminatına hak kazanır ve bunun davasını açabilir.
Sigortasız (kayıt dışı) çalıştırıldım, iş mahkemesine başvurabilir miyim? Evet, başvurabilirsiniz. Ancak bu durumda öncelikle veya aynı dava içerisinde hizmet sürenizin tespitini talep etmeniz (hizmet tespiti davası) gerekecektir. Sigortasız çalışmalar da tanık, kurum yazışmaları ve diğer delillerle ispatlandığı takdirde tıpkı sigortalı işçiler gibi tüm işçilik alacakları talep edilebilir.
Dava sırasında işverenle anlaşırsam ne olur? Davanın her aşamasında (karar kesinleşinceye kadar) taraflar sulh olabilirler. İşverenle mahkeme dışında bir meblağda anlaşırsanız, mahkemeye feragat veya sulh dilekçesi sunarak davanın sona ermesini sağlayabilirsiniz. Bu durum süreci derhal sonlandırır.
Hak arama hürriyeti anayasal bir güvencedir. Ancak hukuki süreçlerin karmaşıklığı ve sürelerin uzunluğu göz önüne alındığında, sabırlı olunması ve sürecin profesyonel destek alınarak yürütülmesi mağduriyetlerin önüne geçmek adına büyük önem taşımaktadır. Her dosyanın kendine has özellikleri olduğu unutulmamalı ve atılacak hukuki adımlar mutlaka somut olayın şartlarına göre değerlendirilmelidir.
