<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emsal Karar arşivleri - Gülsün Hukuk Bürosu</title>
	<atom:link href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/tag/emsal-karar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/tag/emsal-karar/</link>
	<description>Av. Ertuğrul Safa G&#220;LS&#220;N</description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Dec 2025 09:04:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin İptali</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/limited-sirket-hisse-devir-sozlesmesinin-iptali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 09:04:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin İptali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tokat&#8217;ta bulunan Gülsün Hukuk web sitesinden Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin İptali ile alakalı içeriği inceleyebilirsiniz. T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 20211813 Esas 2023/1619 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1813 KARAR NO : 2023/1619 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : &#8230; &#8230; ÜYE : &#8230; &#8230; ÜYE : [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/limited-sirket-hisse-devir-sozlesmesinin-iptali/">Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin İptali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tokat&#8217;ta bulunan Gülsün Hukuk web sitesinden Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin İptali ile alakalı içeriği inceleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 20211813 Esas 2023/1619 Karar</strong><br />
<strong>T.C.</strong><br />
<strong>ANKARA</strong><br />
<strong>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ</strong><br />
<strong>21.HUKUK DAİRESİ</strong><br />
<strong>DOSYA NO : 2021/1813</strong><br />
<strong>KARAR NO : 2023/1619</strong><br />
<strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong><br />
<strong>KARAR</strong><br />
<strong>BAŞKAN : &#8230; &#8230;</strong><br />
<strong>ÜYE : &#8230; &#8230;</strong><br />
<strong>ÜYE : &#8230; &#8230;</strong><br />
<strong>KATİP : &#8230; &#8230;</strong></p>
<p><strong>İNCELENEN DOSYANIN</strong><br />
<strong>MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</strong><br />
<strong>TARİHİ : 08/09/2021</strong><br />
<strong>NUMARASI : 2020/156 Esas 2021/781 Karar</strong><br />
<strong>DAVACI :</strong><br />
<strong>VEKİLİ :</strong><br />
<strong>DAVALI</strong><br />
<strong>DAVA : Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin İptali</strong><br />
<strong>DAVA TARİHİ : 18/02/2020</strong><br />
<strong>KARAR TARİHİ : 15/11/2023</strong><br />
<strong>KARAR YAZIM TARİHİ : 15/12/2023</strong></p>
<p>Taraflar arasındaki limited şirket hisse devir sözleşmesinin iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</p>
<p>DAVA</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı &#8230; San. ve Tic. Ltd. Şti.&#8217;ndeki 110.000 payını davalıya devrettiğini, bu devir ile davalının anılan şirketin tek ortağı haline geldiğini, müvekkilinin dava dışı &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi&#8217;ndeki 26.000 payını davalıya devrettiğini, bu devir ile davalının anılan şirketin tek ortağı haline geldiğini, müvekkilinin dava dışı &#8230; San. ve Tic. Ltd. Şti.&#8217;ndeki 750 payını davalıya devrettiğini, hisse devir sözleşmelerinde devirlere ilişkin nominal hisse bedellerinin toplam 3.475.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin evlilik birliği devam ederken başka bir kadınla birlikteliğinin eşi tarafından öğrenilmesi üzerine tartışma yaşandığını, tarafların uzun yıllardır arkadaş ve ortak olduğunu, yaşananları davalıya anlattığında davalının müvekkilinin eşini boşanma davasıyla birlikte mal paylaşımına ilişkin dava açacağını, aldatma nedeniyle yüklü tazminata hükmedileceğini, şirket hisselerine, dağıtılan kar paylarıyla birlikte şahsi mal varlığına el konulabileceğini, bu sebeple şirket hisselerini geçici olarak kendisine devretmesi gerektiğini, boşanma davası sonuçlandıktan sonra hisseleri tekrar kendisine iade edeceğini söylediğini, şirket hisselerine ve kar payına tedbir konulması halinde işler aksayacağından müvekkilinin evi terk ettiği tarihin ertesi günü şirket hisselerini bedelsiz bir şekilde davalıya devrettiğini, her ne kadar pay devir sözleşmelerinde bedelin alındığı belirtilmişse de devir tarihi itibarıyla müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin eşiyle yaşadığı sıkıntılı süreçte davalının müvekkiline şirkete gelmemesini, işleri kendisinin idare edebileceğini, yalnız kalıp dinlenmesi gerektiğini söylediğini, bu olanlardan 15-20 gün sonra &#8230; San. ve Tic. Ltd. Şti.&#8217;nin üçüncü ortağının babasının müvekkilini arayarak şirketle ilişiğinin kesildiğini söylediğini, müvekkilinin dava açacağını ve yasal haklarını kullanacağını beyan etmesi üzerine davalının toplam 1.842.500,00 TL ödeme yaptığını, müvekkillerinin ihtirazi kayıt koyarak ödemeleri teslim aldığını, nominal değer üzerinden müvekkilinin toplam 1.632.500,00 TL alacağı kaldığını, aşırı yararlanmanın söz konusu olduğunu, müvekkilinin şirket hisselerini davalıya devretmesinde hile ve gabin hukuksal nedenlerinin birlikte ortaya çıktığını, davalının müvekkilinin evlilik birliği içindeki sıkıntılarından faydalandığını, şirketin ve kendisinin ekonomik anlamda zor durumda kalacağından, şirketin iflasa sürükleneceğinden bahisle hisseleri boşanma sonrasında kendisine iade edeceğini beyan ederek kasten ve hile ile müvekkilinin üzerine kayıtlı şirket hisselerini devraldığını, ancak şirket hisselerini müvekkiline geri devretmediğini, müvekkilini şirketten uzaklaştırdığını, hilenin aldatma fiili, aldatma kastı ve illiyet bağı olan unsurlarının gerçekleştiğini, müvekkiline ait şirket hisselerinin pay devir sözleşmelerinde yar alan nominal devir bedeli ile reel değeri arasında yaklaşık %300 oranında bir fark bulunduğunu, davalının evlilik birliği içerisindeki boşanma ve aldatma nedeniyle müzayaka durumunda bulunan müvekkilinin bu durumundan faydalanarak kendisini sömürme kastıyla hareket ettiğini, hisseleri devraldığını, aşırı yararlanmanın objektif ve subjektif unsurlarının gerçekleştiğini, öncelikle yapılan hisse devir işlemlerinin iptalini, bu talep kabul edilmediği takdirde nominal hisse devir bedeli toplamı olan 3.475.000,00 TL nominal değerden rayiç değere çevrilerek hesaplanan rayiç değerin devir tarihleri olan 18/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan talep etmek zorunluluğu oluştuğunu, her ne kadar sermaye değeri olan 3.475.000,00 TL devir bedeli olarak belirlenmiş ise de bu değerin nominal olup, bugün itibariyle hisselerin rayiç değerinin sermaye bedelinin çok üzerinde olduğunu, bu aşamada hisse değerlerinin bugün itibariyle rayiç değerinin tespit edilerek rayiç hisse bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek imzalanan hisse devir sözleşmeleri hile ve gabin nedeniyle kesin hükümsüz olduğundan, &#8230; San. ve Tic. Ltd. Şti., &#8230; San. ve Tic, Ltd. Şti., &#8230; San. ve Ticaret Limited Şirketi paylarına ilişkin 18/11/2019 tarihli limited şirket pay devri sözleşmelerinin ve şirket pay devir işlemlerinin iptaline, sözleşmeyle devredilen şirket hisselerinin müvekkili adına yeniden tesciline, bu talep kabul edilmediği takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK&#8217;nun 107. maddesi uyarınca, her üç şirkete ait devredilen hisselerin toplam nominal sermaye değeri olan 3.475.000,00 TL&#8217;nin nominal değerden rayiç değere çevrilmesine, hesaplanan rayiç değerin devir tarihleri olan 18/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br />
CEVAP<br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası unsurlarını taşımadığını, dava konusu bedele ilişkin dava harcının yatırılmadığını, somut bir delil sunulmadığını, tarafların şirketlerin kuruluşundan önce arkadaş olduğunu, hisselerin devredildiği tarih kadar da birlikte çalıştıklarını, hisse devir sözleşmesinin davacının geçerli ve hukuka uygun irade beyanıyla yapıldığını, davacının kendi özel hayatında yaşadığı olaylar ile müvekkilinin davacının hisse devri teklifini kabul etmesi arasında illiyet kurulamayacağını, hile ve aldatma unsurlarının bulunmadığını, hisse devir bedelinin nakden ve defaten ödendiğini, hisse devir sözleşmesinde de devir bedelini davacının nakden ve tamamen aldığı şeklinde beyanı bulunduğunu, davacının sermayesini ödemediği paylara ilişkin hisse devri üzerine aldığı bedeller için sebepsiz zenginleştiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.</p>
<p>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI</p>
<p>Mahkemece, davacının &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 110.000 adet hissesini bütün aktif ve pasifiyle birlikte 2.750.000,00 TL bedel karşılığı, &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 26.000 adet hissesini bütün aktif ve pasifiyle birlikte 650.000,00 TL bedel karşılığı ve &#8230; ve Ticaret Limited Şirketindeki 750 adet hissesini bütün aktif ve pasifiyle birlikte 75.000,00 TL bedel karşılığı noterde düzenlenen limited şirket pay devri sözleşmeleri karşılığı davalıya devrettiği, sözleşmelerde devir bedelinin nakden ve tamamen ödendiğinin belirtildiği, bilirkişi tarafından şirketlere ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonucu davacı tarafından &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki taahhüt edilen ancak ödenmeyen sermayelerde ilave edildiğinde hisse mukayyet değerlerinin noter satış sözleşmesinde belirlenen değerler ile uyumlu olduğu, devir sözleşmelerinin noter tarafından düzenlendiği, resmi belge niteliğinde olduğu, sahteliği ispatlanana kadar kesin delil niteliğinde bulunduğu, şirketteki pay değerinin şirket ortakları tarafından belirlendiği, ortak olan davacının şirketin reel değerinin kaydi değerinden daha fazla olduğu iddiasında bulunmasının yerinde olmadığı, davacının serbest iradesi ile şirketlerdeki hisselerini belirtilen bedel ile davalıya devrettiği, devir işleminin hile ile yapıldığı hususunu ispat edemediği, dinlenen davacı tanıklarının da bu yönde herhangi bir somut ve görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı, davacı taraf aynı zamanda gabin iddiasında bulunmuş ise de, ticari şirket ortağı olması nedeniyle gabin iddiası yönünden de davacının zayıf durumda olması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, gabin şartlarının da mevcut bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p>İSTİNAF SEBEPLERİ</p>
<p>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı &#8230; San. ve Tic. Ltd. Şti.&#8217;ndeki 110.000 payını davalıya devrettiğini, bu devir ile davalının anılan şirketin tek ortağı haline geldiğini, müvekkilinin dava dışı &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi&#8217;ndeki 26.000 payını davalıya devrettiğini, bu devir ile davalının anılan şirketin tek ortağı haline geldiğini, müvekkilinin dava dışı &#8230; San. ve Tic. Ltd. Şti.&#8217;ndeki 750 payını davalıya devrettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu üç şirkete ait hisselerin değerinin mukayyet yani kaydi olarak hesaplandığını, şirketin kaydi mizan ve bilançosundaki değerlerin esas alındığını, işbu davada gabin hukuksal nedenine dayanılmış olmakla, şirket hisse bedellerinin rayiç değeri hesaplanmadan gabin iddiasının esasına ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm tesis edilmesinin mümkün olmadığını, tarafların edimleri arasında aşırı nispetsizlik bulunan sözleşmelerin ahlaka aykırı olması nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu, düzenlenen raporda açıkça belirtildiği üzere davaya konu üç şirkete ait hisselerin değerinin mukayyet yani kaydi mizan ve bilançosundaki değerlerin esas alındığını, defter değeri, teorik olarak, belirli bir tarihte tarihi değerle kayıtlı varlıkların muhasebe kayıtlarına göre belirlenmiş değeri olduğunu, başka bir deyişle defter değerinin, şirketin toplam varlıkları ile toplam yükümlülükleri arasındaki farkı ifade ettiğini, muhasebe tekniklerindeki farklılık sonucu varlıkların defter değerlerinin de farklı olabileceğini, bu değer türünde şirketin gelir yaratma gücünün dikkate alınmadığını, bu bakımdan gelir yaratma potansiyeli yüksek şirketler için defter değerinin uygulanmasının doğru olmayacağını, bu tespitin bu değer türünün zayıf yönüne karşılık geldiğini, düzenlenen bilirkişi raporunda &#8230; Şti. Gayrimenkuller ile üç şirket üzerine kayıtlı araçların kaydi değerinin esas alındığını, rayiç değerlerinin hesaplanmadığını, şirketler üzerine kayıtlı tesis makine cihazlarının ve demirbaşların rayiç bedelleri de göz önüne alınmadığını, şirkete ait stok mallar üzerinde sayım ve hesaplama yapılmadığını, şirket envanterindeki kaydi stoklar ile şirket bünyesindeki fiili stoklar arasında ciddi farklar bulunmasının hayatın olağan akışında birçok şirkette sıklıkla görülebileceğini, şirketin rayiç hisse değerleri hesaplanırken şirket üzerine kayıtlı taşınmazların, araçların tesis makine cihazlarının ve demirbaşların rayiç değerlerinin hesaplanması gerektiğini, fiili stok değerleri tespit edilerek rayiç bedellerinin hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, davaya konu &#8230; Elektrik Ltd. Şti. ve &#8230; &#8230; Ltd, Şti. bünyesinde bulunan fiili stok değerlerinin tespit edilerek bu stoklara ilişkin rayiç değerlerin belirlenmesi ve envanterinin çıkarılması amacıyla bir elektrik mühendisi bilirkişi, davaya konu &#8230; Lid. bünyesinde bulunan fiili stok değerlerinin tespit edilerek stoklara ilişkin rayiç değerlerin belirlenmesi ve envanterinin çıkarılması amacıyla bir gıda mühendisi, davaya konu her üç şirket üzerine kayıtlı taşınmazların rayiç değerlerinin belirlenmesi amacıyla SPK lisanslı bir inşaat mühendisi bilirkişi, davaya konu her üç şirket adına kayıtlı araçların, tesis makine cihazlarının ve demirbaşların rayiç değerinin belirlenmesi amacıyla bir makine mühendisi bilirkişi ve tüm bu tespitler sonrası her üç şirkete ait hisselerin rayiç değerlerinin belirlenmesi amacıyla bir yeminli mali müşavir bilirkişi olmak üzere 5 kişilik bir bilirkişi heyeti oluşturularak şirket üzerine kayıtlı taşınmaz, araç, tesis makine cihazı, demirbaş ve stoklara ait rayiç değerlerin tespit edilerek;tespit edilen bu değerlerin esas alınması suretiyle şirket hisse bedellerinin rayiç değerinin yeniden hesaplanması gerektiğini, bu taleplerinin gerekçesiz olarak mahkemece reddedildiğini, gabin iddiasının hukuki temelinin tarafların edimleri arasındaki aşırı nispetsizlik hali olduğu göz önüne alındığında sadece mukayyet değeri kapsayan bir bilirkişi raporu sonucu, aşırı nispetsizlik hali oluşup oluşmadığının tespitinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu her üç şirketin nominal hisse değerleri göz önüne alındığında müvekkilinin davalıdan toplam 1.632.500,00 TL nominal hisse bedeli alacağı bulunduğunu, toplam 3.475.000,00 TL nomimal bedelli hissenin yapılan limited şirket pay devir sözleşmesi ile davalıya devredildiğini, davalının üç şirketteki hisse değeri için toplam 1.842.500,00 TL ödeme yaptığını, belirtilen ödemelerin hepsi ihtirazi kayıtla teslim alındığını, hisse devir sözleşmeleri incelendiğinde payların bütün aktif ve pasifiyle, hukuki yükümlülükleriyle birlikte devralındığının açıkça görüleceğini, bu talebi kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece hisse devir işlemlerinin iptali ve hisse bedellerinin nominal değerden rayiç değere çevrilerek müvekkiline ödenmesi taleplerinin reddine karar verilmesi halinde dahi; ödenmediği iddia edilen sermaye bedellerinin belirtilen düzenleme uyarınca nominal hisse bedelinden mahsubunun mümkün olmadığını, daha önce belirlenen 2.700.000,00 TL tutarındaki sermayenin tamamının ödendiğini, arttırılan sermayenin 310.000,00 TL&#8217;si bilançoda kayıtlı geçmiş karlarından karşılandığını, sermaye artırımı sonucu ödemekle yükümlü olunan bedeller, şirket tüzel kişiliği tarafından yıl sonunda elde edilen kar payından doğrudan ödendiğini, BK&#8217;nun 36.ve 39. maddeleri uyarınca aldatma hukuki sebebi gerçekleşmiş ve bu husus tanık ifadeleriyle ispatlanmış olduğundan, hisse devir işlemlerinin bu yönüyle de iptali gerektiğini, müvekkilinin, davalı ile uzun yıllardır arkadaş olup, ortaklık yaptığını, müvekkilinin yaşananları ortağına anlattığında, davalının bu olanlardan sonra müvekkilinin eşinin boşanma davasıyla birlikte mal paylaşımına ilişkin dava açacağını, aldatma nedeniyle yüklü tazminata hükmedileceğini, açılacak davalarla birlikte tedbir talep edilmesi halinde şirket hisselerine ve kar payına tedbir konulması halinde işlerin aksayacağını, şirket faaliyetlerinin kötüye gideceğini, bu sebeple şirket hisseleri tekrar kendisine iade edeceğini ifade ettiğini, müvekkilinin de işlerin kötüye gitmesinden duyduğu endişe ile evi terk ettiği günün ertesi günü şirket hisselerini bedelsiz bir şekilde davalıya, pay devir sözleşmelerinde bedelin alındığı belirtilmişse de, devir tarihi itibariyle müvekkili tarafından alınmış herhangi bir ödeme bulunmadığını, bu süreçle yaşanan olayların hisselerin bedelsiz olarak devredildiğinin ispatı niteliğinde olup, bildirilen tanıkların dinlenmesiyle bu durumun anlaşılacağını, müvekkilinin dava açacağını ve yasal haklarını kullanacağını beyan etmesi üzerine davalının dava dilekçesinde açıklanan toplam 1.842.500,00 TL&#8217;yi kendi şahsi hesabından müvekkile ait banka hesabına aktartığını, müvekkilinin hisselerin geri alınmak üzere bedelsiz olarak kendisine devredildiğini, şirketin reel değerinin, nominal değerin çok üstünde olduğunu belirtmesi; buna karşılık şirket hisselerinin kendisine geri verilmesini veya hisselerin reel değerinin kendisine ödenmesini istemesi üzerine davalının müvekkiline başka bedel ödemeyeceğini beyan ettiğini, müvekkilinin eşi tarafından boşanma davası ve mal rejimine dayalı dava açıldığını, açılan davada müvekkilinin adına kayıtlı olan menkul ve gayrimenkul malları ile şirket hisselerine, şirketten elde edilen kar üzerine şirket hisselerinin muvazaalı olarak davalıya devredildiği gerekçesiyle hak iddia edildiğini, müvekkilinin eşi tarafından açılan bu davaların, işbu davayı etkileyeceğini, mahkemece bu davaların göz önünde bulundurulması gerektiğini, davanın esasında hile ve gabin hükümlerine dayanıldığını, yargılama aşamasında dinlenen tanık ifadeleri incelendiğinde, gerekçeli kararda belirtilenin aksine, somut olarak dava dilekçesinde iddia edilen tüm hususların tanık beyanlarıyla da ispatlandığının görüleceğini, davalının şirket hisselerini müvekkiline geri devretmediği gibi, kendisini şirketten uzaklaştırdığını, hilenin aldatma fiili, aldatma kastı ve illiyet bağı unsurlarının gerçekleştiğini, müvekkiline ait şirket hisselerinin pay devir sözleşmelerinde yer alan nominal devir bedeli ile reel değeri arasında yaklaşık %300 oranında bir fark bulunduğunu, davalının evlilik birliği içeresindeki boşanma ve aldatma nedeniyle müzayaka durumunda bulunan müvekkilinin bu durumundan faydalanarak kendisini sömürme kastıyla hareket ettiğini ve şirket hisselerini devraldığını, aşırı yararlanmanın objektif ve subjektif unsurlarının gerçekleştiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.</p>
<p>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</p>
<p>Dava, hile ve gabin nedeniyle limited şirket pay devri sözleşmelerinin iptali, mümkün olmadığı takdirde devredilen şirket hisse bedellerinin bakiye reel değerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.<br />
6100 Sayılı HMK&#8217;nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;</p>
<p>Dava dışı &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve &#8230; ve Ticaret Limited Şirketi ticaret sicil dosyaları, davacı tarafından bankadan çekilen bedellere ilişkin banka dekontları, limited şirket pay devir sözleşmeleri, yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden alınan bila tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır.<br />
Taraf tanıkları 17/03/2021 tarihli celsede dinlenmiştir.</p>
<p>Davacı tarafından 18/11/2019 tarihinde dava dışı &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 110.000 adet hissesini 2.750.000,00 TL bedel karşılığında, &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 26.000 adet hissesini 650.000,00 TL bedel karşılığında ve &#8230; ve Ticaret Limited Şirketindeki 750 adet hissesini 75.000,00 TL bedel karşılığında noterde akdedilen limited şirket pay devir sözleşmeleri ile davalıya devrettiği görülmüştür.</p>
<p>Davacı tarafından 06/01/2020 tarihli banka dekontları ile banka hesabındaki toplam 1.842.500,00 TL&#8217;yi davalı ve şirket aleyhine dava açma hakkını saklı tuttuğuna ilişkin ihtirazi kayıt konulmak suretiyle çektiği anlaşılmıştır.</p>
<p>Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile dava dışı üç ayrı şirketin ticari defterlerinin incelendiği, davacının pay devir tarihi itibarıyla dava dışı &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi&#8217;ndeki 110.000 adet hissesinin mukayyet değerinin 1.926.916,52 TL, &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi&#8217;ndeki 26.000 adet hissesinin mukayyet değerinin 130.733,91 TL ve &#8230; ve Ticaret Limited Şirketi&#8217;ndeki 750 adet hissesinin mukayyet değerinin 67.225,20 TL olacağı, pay devirlerinin 18/11/2019 tarihli ortaklar genel kurul kararıyla onaylandığı, pay defterine işlendiği, 25/11/2019 tarihinde ticaret siciline tescil ve ilan edildiği tespit edilmiştir.</p>
<p>Davacı yan davalıyla üç ayrı şirkette ortak olduklarını, eşini aldatması nedeniyle davalının açılacak boşanma davası ve mal rejimi davası nedeniyle şirketlerin zor durumda kalacağını, hisseleri kendisine devretmesini, boşanma davası sona erdikten sonra hisseleri yeniden kendisine devredeceğini söyleyerek iradesini sakatladığını, hisseleri hiçbir bedel almadan davalıya devrettiğini, davalının daha sonra hisseleri geri iade etmediğini, kendisini şirketten uzaklaştırdığını, hisseleri geri istemesi üzerine bir kısım nominal hisse değerini ödediğini, bakiye bedelin ise ödenmediğini, nominal bedelin reel hisse değerinin çok altında olduğunu, aşırı yararlanmanın bulunduğunu, iradesinin hisse devri noktasında sakatlandığını iddia etmiş, davalı yan ise hisse bedellerinin ödenerek şirket hisselerinin devralındığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p>Taraflar arasında davacının dava dışı &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 110.000 adet hissesini 2.750.000,00 TL bedel karşılığı, &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 26.000 adet hissesini 650.000,00 TL bedel karşılığı ve &#8230; ve Ticaret Limited Şirketindeki 750 adet hissesini 75.000,00 TL bedel karşılığı davalıya devrettiği, hisse devir sözleşmelerinin noterde akdedildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.</p>
<p>Uyuşmazlık, hisse devir sözleşmelerinde davacının iradesini sakatlayan hile ve gabin bulunup bulunmadığı, hisse devir sözleşmelerinin iptal koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmamış ise davacının davalıdan hisse devir sözleşmeleri nedeniyle ödenmeyen bir alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davacının hisselerin nominal değerini mi yoksa reel değerini mi talep edebileceği, hisselerin nominal değeri ile reel değeri arasında bir fark bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br />
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; yukarıda açıklandığı üzere dava konusu hisse devir sözleşmeleri taraflar arasında noterde akdedilmiş olup, 18/11/2019 tarihli limited şirket pay devir sözleşmelerinde dava dışı &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 110.000 adet hissesini 2.750.000,00 TL bedel karşılığında, &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki 26.000 adet hissesini 650.000,00 TL bedel karşılığında ve &#8230; ve Ticaret Limited Şirketindeki 750 adet hissesini 75.000,00 TL bedel karşılığında devredildiği belirtilmiştir.<br />
Davacı yan işbu davada hileye ilişkin irade sakatlığına dayandığı gibi, hisse devir bedellerinin hisselerin rayiç değerine göre belirlenmediğini, aşırı yararlanmanın söz konusu olduğunu ileri sürmüştür.</p>
<p>Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda hisseleri devredilen dava dışı şirketlerin devir tarihindeki bilançosunda kayıtlı varlıkların bilançoda gösterilen kaydi değerleri üzerinden hesaplama yapılarak devredilen hisselerin değeri belirlenmiştir. Bilirkişi raporundaki hesaplamanın bilançoda gösterilen değerler üzerinden yapılması sonucu bulunan değer, defter değeri olup, bu bedelin devir tarihindeki bilançoda yer alan varlık ve değerlerin gerçek değerleri olan piyasa veya rayiç değerleri yansıtıp yansıtmadığı belli değildir. Şirket aktifinde yer alan varlık ve hakların defter kayıtlarında gösterilen değerlerinin çoğu zaman gerçek değeri yansıtmaması nedeniyle sadece bilanço değerleri üzerinden hesaplama yapılarak değer belirlemesi yapmak adaletsiz sonuçlar doğurabilir. Bu sonucun doğmaması için hisselerin devir tarihindeki gerçek değerin araştırılması gerekir. Bir başka anlatımla, hisselerin bedelinin devir tarihindeki şirket bilançosunda gösterilen şirkete ait varlıkların bilançoda yazılı değerleri üzerinden değil, şirkete ait varlıkların gerçek değerlerine göre hisselerin değeri belirlenmelidir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/11/2018 tarih 2018/2459 Esas 2018/6906 Karar sayılı ilamı).<br />
Öte yandan, taraflar arasında akdedilen limited şirket pay devir sözleşmeleri 18/11/2019 tarihli olup, anılan sözleşmelerde devir bedelinin davacı tarafından davalıdan nakden ve tamamen alındığına ilişkin beyanına yer verilmiştir. Davacının delil olarak dosyaya sunduğu hesabından para çekilmesine ilişkin banka dekont tarihleri 18/11/2019 sözleşme tarihinden sonraki tarih olan 06/01/2020 tarihlidir. Davacının ihtirazi kayıtla hesabından çektiği bedellerin hesabına hangi tarihte, kim tarafından hangi açıklama ile yatırıldığına ilişkin ise dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.</p>
<p>Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş dava konusu hisse devir sözleşmelerine konu dava dışı &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, &#8230; Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, &#8230; ve Ticaret Limited Şirketinin envanterine göre mal varlıkları ayrı ayrı tespit edilerek, tespit edilen envanterde yer alan malların niteliğine göre uzmanlık alanları belirlenecek olan bir bilirkişi heyeti kurularak, bilirkişi refakatiyle anılan şirketlerde keşif yapılıp, üç ayrı şirketteki dava konusu hisselerin rayiç değerinin tespitine ilişkin bilirkişi heyetinden rapor alınıp, davacının ihtirazi kayıtla çektiği hisse bedellerinin davacı hesabına yatırılmasına ilişkin banka dekontları ve dayanakları getirtilmek suretiyle ödeme tarihlerinin hisse devir tarihinden sonra olduğunun tespiti halinde noter sözleşmesindeki hisse bedellerinin tamamen ödenip ödenmediği üzerinde de durularak bakiye rayiç bir değer var ise bu miktar tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir.</p>
<p>Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddiyönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.</p>
<p>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br />
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK&#8217;nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,<br />
2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin 08/09/2021 tarih ve 2020/156 Esas 2021/781 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br />
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br />
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br />
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br />
6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br />
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK&#8217;nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/11/2023<br />
Başkan &#8211; &#8230; Üye &#8211; &#8230; Üye &#8211; &#8230; Zabıt Katibi &#8211; &#8230;<br />
&#8230; &#8230; &#8230; &#8230;<br />
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/limited-sirket-hisse-devir-sozlesmesinin-iptali/">Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin İptali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşçinin İşe İade Davası Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/iscinin-ise-iade-davasi-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jun 2024 08:48:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[İşçinin İşe İade Davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2377</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 02/11/2021 KARAR TARİHİ : 30/05/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/iscinin-ise-iade-davasi-emsal-karar/">İşçinin İşe İade Davası Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong><br />
<strong>T.C.</strong><br />
<strong>DİYARBAKIR</strong><br />
<strong>ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</strong><br />
<strong>GEREKÇELİ KARAR</strong><br />
<strong>ESAS NO :</strong><br />
<strong>KARAR NO :</strong></p>
<p><strong>HAKİM :</strong><br />
<strong>KATİP :</strong></p>
<p><strong>DAVACI :</strong><br />
<strong>VEKİLİ :</strong><br />
<strong>DAVALI :</strong><br />
<strong>VEKİLLERİ :</strong></p>
<p><strong>DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)</strong><br />
<strong>DAVA TARİHİ : 02/11/2021</strong><br />
<strong>KARAR TARİHİ : 30/05/2022</strong><br />
<strong>GEREKÇELİ KARARIN</strong><br />
<strong>YAZILDIĞI TARİH :</strong></p>
<p>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı şirket ile aralarında Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi bulunduğunu, davalının dava dışı işçinin iş akdine son verdiğini, anılan işçinin işe iade davası açtığını, anılan davada husumeti hem kendilerine hem de davalıya yönelttiğini, Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin &#8230;.. Esas sayılı dosyasında feshin geçersizliğine, işçinin işe iadesine karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, anılan davada davalı ile birlikte aleyhlerine vekalet ücretine hükmedildiğini, dava dışı işçiye icra kanalıyla vekalet ücretinin tamamının taraflarından ödendiğini, ancak taraflar arasındaki Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesinin 13. maddesine göre işçiye yapılan her türlü ödemeden davalının sorumlu olması gerektiğini iddia ederek, dava dışı işçiye ödenen vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı ile aralarında Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi bulunduğunu, dava dışı işçinin işten çıkarılmasını davacı tarafın istediğini, talep edilen vekalet ücreti hususunda İş Mahkemesi tarafından müşterek ve müteselsil sorumlu vaziyette hüküm kurulduğunu, bu durumda davanın reddi, bu kabul edilmezse yarı yarıya sorumlu olunduğuna dair hüküm kurulması gerektiği savunulmuştur.</p>
<p>DELİLLER:</p>
<p>1-Arabuluculuk Tutanağı,<br />
2-Diyarbakır İcra Müdürlüğünün &#8230; sayılı İcra dosyası,<br />
3-Taraflar arasında akdedilen sözleşme,<br />
4-Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin&#8230;. Esas sayılı kararı ve anılan kararın onama ilamı.<br />
GEREKÇE : Dava; davacının 4734 ve 4735 sayılı yasa hükümlerine göre davalı ile arasında imzaladığı sözleşmeden kaynaklı olarak dava dışı işçinin işe iade talebiyle ikame ettiği davada, dava dışı işçi lehine hükmedilen vekalet ücretinin cebri icra yoluyla dosyamız davacısından tahsili neticesinde yapılan ödemenin davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.</p>
<p>Taraflar arasında&#8230;../2015 tarihinde yürürlüğe girmek üzere &#8230; . Bölge Özel Güvenlik Hizmeti Alımı Sözleşmesinin imzalandığı,</p>
<p>Taraflar arasında yapılan Güvenlik Hizmeti Alım Sözleşmesi’nin, Yüklenicinin Personel İle İlgili Yükümlülükleri başlıklı 13. maddesinde;</p>
<p>&#8221; Personel&#8217;in İş Kanunu, Sosyal Güvenlik Kanunu, Borçlar Kanunu ve ilgili diğer mevzuattan doğacak ücret, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, prim ve vergi borçları gibi hak, borç ve mükellefiyetleri ile Personel l in ve/veya üçüncü bir şahsın uğrayabileceği kaza, yaralanma, mesleki hastalık, maluliyet ve benzeri durumlardan veya bunun neticesi olarak ortaya çıkan zarar ziyandan veya kanunen ödenmesi gereken tazminat ve masraflar ile Bölge Çalışma Müdürlüğü, SGK; Sağlık Bakanlığı Teşkilatı ve şair yetkili kuruluşlarla olan ilişkilerinden ve mevzuattan kaynaklanan hukuki, cezai ve mali yükümlülükleri yerine getirmeyi ve &#8230;&#8217;un talebi halinde ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiğini belgelemeyi,</p>
<p>İşbu Sözleşme süresi boyunca Personel, altyüklenici de dâhil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere üçüncü bir şahsın uğrayabileceği kaza, yaralanma, mesleki hastalık, maluliyet ve benzeri durumlardan veya bunun neticesi olarak ortaya çıkan zarar ziyandan, Personel lin &#8230; personeline, &#8230;&#8217;a ve/veya üçüncü şahıslara verebilecekleri zarar ziyandan veya kanunen ödenmesi gereken tazminat ve masraflardan münhasıran sorumlu olmayı ve &#8230;&#8217;u bu tür sorumluluklardan ari tutmayı, &#8230;&#8217;dan tazminat talebinde bulunulması veya &#8230;&#8217;a rücu edilmesi halinde bir başka ihtara gerek kalmaksızın, talep edilen tutar veya tutarları &#8230; tarafından ödendiği tarihten itibaren faizi ile birlikte aynı para cinsinden nakden ve defaten ödeyeceğini; kabul, beyan ve taahhüt eder.&#8221; hükmünün yer aldığı görülmüştür.</p>
<p>Davalının dava dışı işçinin iş akdine son verdiği, anılan işçinin işe iade davası açtığı, anılan davada dosyamız davacısı ve davalısının davalı konumunda olduğu, Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin &#8230;&#8230;&#8230;.Esas sayılı dosyasında feshin geçersizliğine, işçinin işe iadesine karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği, anılan davada dava dışı işçi lehine hükmedilen vekalet ücretinin tümünün dosyamız davacısından icra kanalıyla tahsil edildiği anlaşılmıştır.<br />
Mahkememizce yapılan değerlendirmede;</p>
<p>Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.</p>
<p>İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer&#8217;ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.</p>
<p>Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin incelenmesinde; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı gibi yapılan işçilik alacağı ödemelerinin ve bunun fer&#8217;i mahiyetinde yapılan ödemelerin de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebileceği anlaşılmıştır.</p>
<p>Somut olayda ise davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen vekalet ücretinin tamamının davalıdan rücuen tahsili talep edilmiş ise de; işe iade ile ilgili mali sorumluluklardan tarafların müteselsilen sorumlu oldukları, vekalet ücreti talebinin kaynağının dosyamız davacısının dava dışı işçinin açtığı işe iade davasında davalı sıfatını haiz olmasından kaynaklandığı, Mahkemece de anılan hususta müşterek ve müteselsil sorumluluk hükmü kurduğu, taraflar arasındaki iç ilişkide de akdedilen sözleşmenin vekalet ücretini kapsadığına dair bir hüküm görülemediği, buna göre işçinin işe iade davası sonucu hükmedilen vekalet ücreti taleplerinin %50&#8217;sinden davacının sorumlu olduğunun kabulü gerektiği (aynı yönde Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2019/777 Esas, 2020/1036 Karar sayılı kararı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2019/1088 Esas, 2020/2054 Karar sayılı kararı) anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.</p>
<p>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br />
1-Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile, ödeme tarihi olan &#8230;.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 1.651,06 TL&#8217;nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,<br />
2-Alınması gereken 112,78 TL harçtan, peşin alınan kısmın mahsubu ile bakiye 53,48 TL&#8217;nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br />
3-Davacı tarafın ödediği 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç ve 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 127,10 TL&#8217;nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br />
4-Davacı tarafından yapılan 26,00 TL posta giderinin kabul red oranına göre belirlenen 13,00 TL&#8217;sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,<br />
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından anılan hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br />
6- Davacı taraf davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.651,06 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,<br />
7- Davalı taraf davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.651,06 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,<br />
8- 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 1.320,00-TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre belirlenen 660,00 TL&#8217;sinin davalıdan, 660,00 TL&#8217;sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br />
9- HMK.&#8217;nın 333. maddesi ve HMKY&#8217;nin 47. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının yazı işleri müdürü tarafından ilgilisi hesap numarası bildirilmiş ise hesabına aktarılmasına, aksi halde masrafın gider avansından karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilerek iadesinin sağlanmasına,<br />
Dair, yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin yüzüne karşı, dava konusu miktar HMK 341/2. maddesindeki sınırın altında kaldığından dolayı KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/iscinin-ise-iade-davasi-emsal-karar/">İşçinin İşe İade Davası Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kötü Niyetli Tazminata Mahkum Edilme Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kotu-niyetli-tazminata-mahkum-edilme-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jun 2024 12:47:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Niyetli Tazminata Mahkum Edilme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2362</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kötü Niyetli Tazminata Mahkum Edilme Emsal Karar içeriğini siteden inceleyin ve benzeri durumlar için Gülsün Hukuk&#8217;a hemen başvurabilirsiniz. T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/341 Esas KARAR NO : 2021/462 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/02/2020 KARAR TARİHİ : 27/05/2021 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kotu-niyetli-tazminata-mahkum-edilme-emsal-karar/">Kötü Niyetli Tazminata Mahkum Edilme Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kötü Niyetli Tazminata Mahkum Edilme Emsal Karar içeriğini siteden inceleyin ve benzeri durumlar için Gülsün Hukuk&#8217;a hemen başvurabilirsiniz.</p>
<p><strong>T.C.</strong><br />
<strong>İZMİR</strong><br />
<strong>2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</strong></p>
<p><strong>ESAS NO : 2021/341 Esas</strong><br />
<strong>KARAR NO : 2021/462</strong></p>
<p><strong>DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)</strong><br />
<strong>DAVA TARİHİ : 14/02/2020</strong><br />
<strong>KARAR TARİHİ : 27/05/2021</strong></p>
<p>Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</p>
<p>DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davalının 25/02/2019 düzenleme tarihli &#8230; numaralı ve 25/02/2019 düzenleme tarihli &#8230; numaralı poliçe bedellerini ödemediği iddiası ile İzmir &#8230; İcra Müdürlüğünün &#8230; esas sayılı icra takibi açıldığını, ödeme emrinin davalıya 25/01/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı borçlunun 30/01/2020 tarihinde borca itiraz ettiğini, davalı borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, davalı borçlunun bilgisi dahilinde olmadığını ileri sürerek borcuna itiraz ettiği poliçelere dayanarak sigorta şirketine müracaat ile hasar bedelinin ödenmesini talep ettiği, ancak gerçekliğe uymayan talebinin reddedildiğini, bu durumun dava-alacak konusu poliçelerin davalının bilgisi dahilinde düzenlendiğinin açık delili olduğunu, çünkü davalının bilgisi olmadan düzenlendiği iddia edilen poliçelerden davalının haberi olmaması ve poliçelere dayanak hasar bedeli talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, haksız ve dayanaksız olan yersiz ve kötü niyetli takibe itirazının iptali ile borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen %9 faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyetli tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE;</p>
<p>1-Dava, davacının sigortacısı olduğu tarım sigortası primlerinin ödenmemesi iddiasına dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır.</p>
<p>2-İzmir &#8230;Tüketici Mahkemesi&#8217;nin 19/01/2021 tarihli &#8230; Esas &#8230; Karar sayılı kararı ile ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yönünde karar verilmesi sonucu dosya mahkememize tevzi edilmiş ise de yapılan inceleme neticesinde yetkili ve görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.</p>
<p>3-Somut olayda taraflar arasında uyuşmazlık konusu poliçe TARSİM olarak bilinen tarım sigortası poliçesi bedeli nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalının çiftçilik faaliyeti kapsamında hareket ettiği ve tacir olmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.</p>
<p>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 114. maddesine göre &#8220;görev&#8221; dava şartlarından olup, mahkemece res&#8217;en ve davanın her aşamasında değerlendirilebilecektir. Davanın dayanağı olan 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların karşılanması amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiş olup, tarım sigortaları ile ilgili sistem normal sigortalara göre farklılıklar göterdiğinden ve davacı çiftçi olup, tacir sıfatı bulunmadığından, taraflar arasındaki ilişki ve uyuşmazlığın TTK&#8217;dan kaynaklanmadığı, uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK&#8217;nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nde görülmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Nitekim benzer uyuşmazlıklarda Yargıtay 20.Hukuk Dairesi&#8217;nin(2016/9125 E. 2016/7945 K.) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi&#8217;nin uygulaması da Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin görevli olduğu yönündedir.(Bkz.:2017/566 E. 2017/388 K.)</p>
<p>4-Açıklanan nedenlerle davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu&#8217;ndan değil 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu&#8217;ndan kaynaklandığı, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesinin gerektiği değerlendirildiğinden mahkememizin görevsizliğine ve İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br />
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;</p>
<p>1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,</p>
<p>2-Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,</p>
<p>3-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br />
4-6100 s. HMK.nın 20. Maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra 2 hafta içinde davacı tarafça dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin istenmesine, bu süre içerisinde müracaat edilmediği taktirde davanın açılmamış sayılacağının İHTARINA,</p>
<p>5-HMK&#8217;nın 331/2. Maddesi gereğince yapılan yargılama giderlerine görevli mahkemece karar verileceğinden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına,<br />
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 27/05/2021</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kotu-niyetli-tazminata-mahkum-edilme-emsal-karar/">Kötü Niyetli Tazminata Mahkum Edilme Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaçak Gaz Kullanımı Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kacak-gaz-kullanimi-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Apr 2024 07:48:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Kaçak Gaz Kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaçak Gaz Kullanımı Emsal Karar içeriğine siteden erişebilirsiniz. Kaçak doğalgaz kullanımı hususunu içeren bu içeriğe benzer bir durum ile karşı karşıya kaldığınızda Gülsün Hukuk avukatlarından hukuki destek talep edebilirsiniz. BAKIRKÖY (3) NO´LU ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR ESAS NO : 2017/377 KARAR NO : 2018/119 DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/04/2017 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kacak-gaz-kullanimi-emsal-karar/">Kaçak Gaz Kullanımı Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaçak Gaz Kullanımı Emsal Karar içeriğine siteden erişebilirsiniz. Kaçak doğalgaz kullanımı hususunu içeren bu içeriğe benzer bir durum ile karşı karşıya kaldığınızda Gülsün Hukuk avukatlarından hukuki destek talep edebilirsiniz.</p>
<p><strong>BAKIRKÖY (3) NO´LU ASLİYE TİCARET</strong><br />
<strong>MAHKEMESİ KARARIDIR</strong></p>
<p><strong>ESAS NO : 2017/377</strong><br />
<strong>KARAR NO : 2018/119</strong></p>
<p><strong>DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)</strong><br />
<strong>DAVA TARİHİ : 18/04/2017</strong><br />
<strong>KARAR TARİHİ : 08/02/2018</strong><br />
<strong>KARAR YAZIM TARİHİ : 02/03/2018</strong></p>
<p>Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</p>
<p>İDDİA:<br />
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi´ne verdiği 18/04/2017 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde; Müvekkilinin&#8230; adlı işyerinin kuru temizleme işi ile uğraştığını, söz konusu iş yerine ait doğal gaz açılış tarihinin 28/03/2016 olduğunu, sözleşme tarihininde 10/03/2016 olduğunu, davalı şirket tarafından kaçak gaz kullanıldığının tespiti iddiası ile tahakkuk edilen ¨530.845,00 tutarlı 20/02/2017 tarih &#8230;.- MÜŞ &#8230; sayılı kaçak kullanım faturası olarak gönderilen faturanın ödenmesi talep edilmişşse de tahakkuk edilen söz konusu borcu kabul etmediklerini, müvekkilinin kaçak kullanımına yönelik bir eyleminin söz konusu olmadığını, davalı kurum bünyesinde de kaçak kullanımı gösteren bir bulgu veya belge bulunmadığını, söz konusu müvekkiline ait &#8230;.tip ve &#8230;. numaralı sayaca ilişkin kurumdan istenilecek kayak kayıt ve fotoğrafları dosya kapsamına sunulduğu takdirde kaçak kullanımına ilişkin bir delillendirme olmadan söz konusu cezanın görevli elamanlarca keyfi bir şekilde kesildiğinin anlaşılacağını, kaçak doğal gaz kullanıldığının tespit edilmesi halinde, dağıtım şirketi tarafından tutanak düzenlenir ve kaçak kullanımın engellenmesi için gereken önlemlerin alındığını, dağıtım şirketi, kaçak doğal gaz kullanıldığı tespit edilenlerin doğal gazını keserek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulabileceğini, müvekkilinin eyleminin kaçak gaz kullanımı kapsamında değerlendirilebilmesi için müvekkilinin dağıtım sistemine, sayaca ya da tesisata tüketimin doğru tespitinin engellenmesi suretiyle bir müdahalesinin söz konusu olması gerektiği açıkça anlaşılacağını, ancak müvekkilinin gerek tüketimin doğru tespitini önlemek olsun gerek başka sebeplerle olsun sayaca ya da tesisata yönelik herhangi bir müdahalesi eylemi söz konusu olmadığını, herhangi bir bulgu veya belgeye dayalı olmaksızın, hangi verilere göre ve nasıl hesaplandığı belirsiz mevzuata aykırı bir şekilde tahakkuk edilen&#8230;. Nolu ¨530.845.00 tutarındaki kaçak kullanım faturası ile Tüketici Haklarının İhlal edildiğini, müvekkiline ait &#8230;sayılı sayaca ilişkin yapılacak inceleme üzerine davalı kurumdan istenecek belge ve faturalarla da sabit olacağını, müvekkilinin kaçak kullanımına ilişkin bir müdahalesi olmadığını ve faturaları zamanında ödediğini, yapılan kontrol sonucu sayacın değiştirilmesinin akabinde faturalar arasında bariz bir tüketim farkının bulunmaması da müvekkilinin kaçak kullanımının söz konusu olmadığını gösterdiğini, sayacın ölçüm yapamaması veya yanlış ölçüm yaptığı hususu bir an düşünüldüğünde ise; söz konusu durumda da müvekkiline herhangi bir kusurun atfedilemeyeceğini, doğal gaz piyasası dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliği´nin 57 ve 60.maddeleri gereği altı aydan kısa periyotlarla bakım, onarım, kaçak kontrolleri davalı kurum personellerince yapılması gerektiğini ve sayacın yanlış ölçüm yapıldığının tespiti halinde gerekli bakım onarım davalı kurum personellerince yapılması gerektiğini, tahakkuk edilen borç tutarı da mevzuata aykırı fahiş bir tutar olduğunu ve iptali gerektiğini,söz konusu mevzuatlara aykırı bir şekilde fahiş bir faturanın müvekkili adına kötü niyetli bir şekilde tahakkuk edildiğini,&#8230; nolu 530.845,00 tutarındaki kaçak kullanım faturası ile sabit olduğunu, kuru temizleme işi ile uğraşan müvekkili açısından söz konusu kesinti durumunda ciddi bir zararının orataya çıkacağını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, sonuç olarak müvekkiline yönelik kesintinin gerçekleşmemesi ve davalı kurumca haksız ve hukuka aykırı olarak tanzim edilen faturanın ödenmemesinden kaynaklı başlatılabilecek icra işlemlerinin önlenmesi adına &#8230;. Nolu ¨530.845,00 tutarındaki faturanın tahsilatının durdurulması için ihtiyati tedbir taleblerinin kabulüne karar verilmesini, yapılacak inceleme neticesinde müvekkilinin borçlu olmadığına dair davalarının kabulü ile &#8230; nolu ¨530.845,00 tutarındaki faturanın iptalini, aksi kanaate varıldığı takdirde tahakkuk edilen fahiş fatura tutarın iptali ile asıl ceza miktarının tespiti ile dosya kapsamında yeniden hesaplanma yapılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı kuruma yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>CEVAP :</p>
<p>Davalı vekili Mahkememize verdiği 22/05/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde; 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu’na göre İstanbul genelinde doğalgaz dağıtım işlerini yürüten, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre faaliyet gösteren, EPDK ve Sayıştay denetimlerine tabi, hisselerinin tamamı &#8230;. Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir ticari şirket olduğunu, davacı &#8230;, &#8230;. nolu tesisatın bağlı olduğu &#8230;. Mah. &#8230; Sk. No:&#8230; &#8230;. adresindeki işyerinde kullanmak üzere doğalgaz abonesi olduğunu, davacı abonenin tesisatında mevcut &#8230; tipi &#8230;seri nolu sayaçta, kaçak kullanım şüphesi üzerine, 18/01/2017 tarihinde kontrol yapılarak, sayacın fotoğrafları çekildiğini, yapılan kontrol ve fotoğrafların teknik uzmanları tarafından detaylı incelenmesi neticesinde sayaç gövde mührünün 17/11/2016 tarihinde yapılan kontolde tespit edilen ve fotoğraflanandan farklı olduğunu, dolayısıyla mühüre müdahale edilmek suretiyle kaçak doğal gaz kullanıldığı tespit edildiğini, anılan tespite istinaden 31/01/2017 tarihinde müdahale tespit edilen sayaç değiştirildiğini, Doğalgaz Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği´nin 52. vd maddesi ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu´nun 06/08/2004 tarih 25545 sayılı Resmi Gazete´de yayımlanan &#8220;Kaçak veya Usulsüz Doğal Gaz Kullanımı Durumunda Uygulanacak Usul ve Esaslar Tebliği&#8221; ´ne göre davacıya, mevzuat gereğince Kıyas Tüketim Tablosu uyarınca hesaplanan 158.068 m3 ´e tekabül eden kıyas tüketim bedeli ve %200 kaçak kullanım bedeli olmak üzere toplam ¨ 530.845,00 fatura tahakkuk ettirildiğini, Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği´nin Sayaç başlıklı 40. maddesinde &#8220;Sayaçların takılması, sökülmesi, değiştirilmesi, kontrolü ve benzeri her türlü işlem, dağıtım şirketince gerçekleştirilir. Müşteri, sayaca hiçbir şekilde müdahale edemez. Sayaçlara dışarıdan yapılan müdahale sonucu oluşacak zarar ve ziyan müşteri tarafından karşılanır.&#8221; hükmü yer aldığını, sayaçların kontrol edilmesi başlıklı 43. maddesinde &#8220;&#8230;Sayacın 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu hükümleri doğrultusunda dağıtım şirketi tarafından, her türlü ayar ve bakımı için periyodik olarak muayene ettirilmesi esastır. Sayaçların arızalanması veya ölçme hassasiyetinden şüphe edilmesi halimde müşteri sayacın muayenesini talep edebilir. Bu talep, dağıtım şirketi tarafından 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu hükümleri çerçevesinde karşılanır. Dağıtım şirketi, sayaçları gerekli gördüğü zamanda müşterinin nezaretinde olsun veya olmasın her zaman kontrol edebilir.&#8221; hükmü yer aldığını, Yönetmeliğin Kaçak Doğal Gaz Kullanımı başlıklı 52. maddesinde ise, dağıtım sistemine veya sayaca ya da tesisata müdahale edilerek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, tüketimin eksik veya hatalı ölçülerek ya da hiç ölçülmeden mevzuata aykırı bir şekilde doğal gaz kullanılması kaçak kullanım olarak tanımlandığını, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarafından yürürlüğe onulan tebliğe göre; kaçak kullanım hesabının bir yılı aşamayacağı ve kaçak olarak kullanılan gaz miktarının Yönetmeliğin 42. maddesi (a) ve (b) bentlerine göre hesaplanacağını ve kaçak doğal gaz kullanım miktarının %200´üne kadar, tekerrürü halinde %300´üne kadar kaçak doğal gaz kullanım bedeli uygulanabileceği hükümlerine yer verildiğini, &#8230;. tarafından yapılan işlemlerin ve tahakkuk ettirilen kaçak kullanım faturasının mevzuata uygun olduğunu, haksız ve mesnetsiz olarak açılan bu davanın reddi gerektiğini,yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br />
DELİLLER ve GEREKÇE:</p>
<p>Dava, kaçak doğalgaz kullanımından kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.</p>
<p>Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re´sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.<br />
Makine Mühendisi bilirkişi &#8230; tarafından düzenlenen 02/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda; &#8230;.´ın 18/01/2017 tarihli Saha Kontrol ve Tespit Tutanağı ve sonrasında dosyaya sunulan belgeler incelemesinde davacı işyerinde tesis edilmiş olan G65 tipi &#8230;seri no.lu sayaca müdahale edildiğine dair İGDAS iddiasının yerinde olduğunu, dosyada mübrez &#8221; Doğalgaz Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği&#8221; Md.40, Md.42, Md.43 ve Md.52 ile &#8220;Kaçak veya Usulsüz Doğalgaz Kullanımı Durumunda Uygulanacak Usul ve Esaslar Tebliği&#8221; nin Md.2, Md.3, Md.4 sayılı amir hükümleri çerçevesinde yukarıda detaylandırılan ve kıyas yöntemiyle hesaplanan davalı &#8230;.´ ın düzenlediği 20/02/2017 tarih &#8230;. sayılı ¨530.845.00 tutarında tahakkuk ettirilen kaçak kullanım faturası değerlerinin doğru olduğunu bildirdiği görülmüştür.</p>
<p>Uyuşmazlık, davacı hakkında tahakkuk ettirilen kaçak doğalgaz tahakkuku nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br />
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayınlanan 06/08/2004 tarihli Kaçak veya Usulsüz Doğalgaz Kullanımı Durumunda Uygulanacak Usul ve Esaslar´a göre;</p>
<p>&#8220;Madde 3 — Kaçak olarak kullanılan doğal gaz tüketim miktarı, Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 42 nci maddesi (a) ve (b) bentleri hükümlerine göre hesaplanır.</p>
<p>Madde 4 — Kaçak olarak kullanılan doğal gaz tüketim bedeli; kaçak doğal gaz kullanım miktarı ve faturalandırmanın yapıldığı tarihteki cari perakende satış fiyatı esas alınarak hesaplanır. Dağıtım şirketi, müşterilerle yapacağı anlaşma ve sözleşmelerde kaçak doğal gaz kullanım miktarının % 200’üne kadar, tekerrürü halinde ise % 300’üne kadar &#8220;kaçak doğal gaz kullanım bedeli&#8221; uygulanabileceğine ilişkin hükümlere yer verebilir.Dağıtım şirketi, usulsüz doğal gaz kullanımının tespit edilmesi durumunda, tespitin yapıldığı tarihte geçerli olan sayaç açma-kapama bedelinin 3 katına kadar &#8220;usulsüz doğal gaz kullanım bedeli&#8221; tahsil edilebileceğine ilişkin hükümlere anlaşma ve sözleşmelerde yer verebilir.Kaçak veya usulsüz doğal gaz kullananların dağıtım şirketinin mülkiyetinde bulunan cihaz ve tesislere verdiği zarar ve ziyan rayiç bedel üzerinden tahsil edilir.&#8221; hükmü yer almaktadır.<br />
Yine Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayınlanan 03/11/2002 tarihli Doğal gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin Sayacın ölçüm yapmaması veya yanlış ölçüm yapması başlıklı 42. maddesine göre<br />
&#8221; Sayacın, müşterinin kusuru dışında herhangi bir nedenle ölçüm yapmadığı veya yanlış ölçüm yaptığı tespit edilirse, doğal gaz tüketim miktarı aşağıdaki şekilde belirlenir:</p>
<p>a) (Değişik:RG-06/08/2004-25545) Mal üretim amaçlı doğal gaz kullanan müşteriler için; tüketim miktarının hesaplanmasında, öncelikle sözleşmelerinde bulunan sayacın ölçüm yapmadığı veya yanlış ölçüm yaptığı döneme denk gelen aylık kullanım miktarları esas alınır. Aylık kullanım miktarının sözleşmelerde belirtilmediği durumlarda ise sayacın test ve kontrol sonucunda belirlenen ölçüm toleransı dışındaki sapma yüzdesi esas alınarak sayacın doğru ölçüm yaptığı en son çeyrek döneme ilişkin tüketim değerleri ve üretim kapasitesindeki değişimler dikkate alınır.<br />
b) Diğer müşteriler için ise; son iki yılın aynı çeyrek dönemlerine rastlayan doğal gaz kullanım miktarlarının ortalaması esas alınır. Bu ortalama, benzer tüketim eğilimine sahip diğer müşteriler emsal alınmak suretiyle hesaplanan aynı dönemdeki tüketimlerin ortalaması ile kıyaslanır. Müşterinin tüketim ortalamasının; emsal alınan müşterilerin ortalamasından fazla olması halinde, emsal alınan müşterilerin tüketim ortalaması, az olması halinde ise, müşterinin kendi tüketim ortalaması esas alınarak sayacın ölçüm yapmadığı veya yanlış ölçüm yaptığı dönem tüketimleri hesaplanır ve tahakkuk ettirilir. Müşteriye ilişkin geçmiş yıla ait veri olmaması durumunda, hesaplamalar, benzer tüketim eğilimine sahip diğer müşterilere ilişkin veriler dikkate alınarak yapılır.<br />
c) Sayacın ölçüm yapamadığı veya yanlış ölçüm yaptığı süre; kontrol, sayaç açma-kapama, mühürleme, (Ek ibare: RG-06/08/2004-25545) pil değiştirme, sayaç değiştirme, sayaç sökme-takma ve abonelik sözleşmesi imzalanması işlemlerinden en son yapılan işlem tarihi ile sayacın ölçüm yapmadığı veya yanlış ölçüm yaptığının tespit edildiği tarih arasındaki süre veya bu süreler (Değişik ibare: RG-06/08/2004-25545) bir yıldan uzun ise son süreler (Değişik ibare: RG-06/08/2004-25545) bir yıllık süredir.</p>
<p>d) (Ek:RG-06/08/2004-25545) Bu madde hükümleri otomatik hacim düzeltici arızası için de uygulanır. Otomatik hacim düzelticisinin, müşterinin kusuru dışında herhangi bir nedenle arızalanması halinde, dağıtım şirketi tarafından yapılacak geriye dönük doğal gaz tüketim hesabında; sayaçtan okunan hacim değerlerinin ilgili mevzuata göre belirlenen K faktörü ile düzeltilmesi esas alınır.</p>
<p>Sayacın ölçüm yapmaması veya yanlış ölçüm yapmasından dolayı oluşan ölçüm farkları, ilgili dönem perakende satış fiyatları esas alınarak hesaplanır ve dağıtım şirketi tarafından 51 inci madde hükümlerine göre işlem yapılır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.</p>
<p>Dosya incelendiğinde; taraflar arasında 10/03/2016 tarihli doğalgaz kullanım sözleşmesi bulunduğu, davacıya ait sayacın gövde mührünün 17/11/2016 tarihinde yapılan kontrolde tespit edilen ve fotoğraflandırılandan farklı olduğu dolayısıyla mühüre müdahale edilmek suretiyle kaçak doğal gaz kullanıldığının tespit edildiği, yapılan tespit üzerine davalı doğalgaz şirketi tarafından kıyas tüketim hesabı esas alınarak kaçak doğalgaz tüketim bedeli, cezai(%200) bedel, ve kdv´sinden oluşan toplam ¨530.845,00 miktarın tahakkuk yapıldığı,bu miktarın davacı tarafından ödenmediği görülmektedir.<br />
Somut olayda;Öncelikle davacının kaçak doğal gaz kullanıp kullanmadığının belirlenmesi kaçak kullanımın varlığı belirlendiği taktirde davalı kurum tarafından düzenlenen faturanın mevcut kanuni düzenlemelere uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br />
Mahkememizce hükme esa alınan bilirkişi raporunda &#8220;mühür üzerindeki yılı gösteren 15 işareti 17/11/2016 tarihinde(yani davacının aboneliğinden sonra) çekilen fotoğrafta öne doğru bakarken 18/01/2017 tarihinde yapılan kontrolde çekilen fotoğraflarda ise arkaya doğru baktığı bu değişikliğin mühür teli kesilmeden yapılamayacağı anlaşılmakla,böylece G65 tipi &#8230;seri no.lu sayaca müdahale edildiğinin&#8221;tespit edildiği buna göre davacının kaçak veya usulsüz doğal gaz kullanım eyleminin sabit olduğu görülmektedir,.</p>
<p>Kaçak veya Usulsüz Doğalgaz Kullanımı Durumunda Uygulanacak Usul ve Esasların 4. maddesinde; % 200 oranında kaçak doğalgaz kullanım bedeli uygulanabileceğine ilişkin hükümlere “yer verebilir” ifadesi yer almakta olup davacı tarafından imzalanan sözleşmenin eki olduğu belirtilen Doğal Gaz Bağlantı ve Abonelik Sözleşmesi Genel Şartları´nın &#8220;C-Kaçak ve Usulsüz Kullanıma İlişkin İşlemler&#8221; başlığının 2.fıkrasının 3 nolu bendinde , % 200 oranında kaçak doğalgaz kullanım bedeline açıkça yer verildiği buna göre davalı kurumun %200 oranında kaçak doğal gaz kullanım bedeli uygulamasının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bunun dışında,kaçak kullanımın tespiti halinde; Doğal gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin Sayacın ölçüm yapmaması veya yanlış ölçüm yapması başlıklı 42. maddesine göre belirlenen tüketim miktarı tespit yöntemine ilişkin değerlendirme ve hesaplama yapılması gereklidir.Bu kapsamda ,davacı şirketin son 2 yıllık gaz kullanım miktarlarının ve davacı firma ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve davacı firmanın üretim kapasitesine yakın veya eş değer bir kaç firmanın aynı dönemdeki tüketim değerleri davalı kurumdan celp edilerek davalı kurum tarafından yapılan hesaplamanın Kaçak veya Usulsüz Doğalgaz Kullanımı Durumunda Uygulanacak Usul ve Esaslar ve Doğal gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olup olmadığı denetlenmiş,yine hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre,davacıya tahakkuk ettirilen faturadaki hesaplamanın doğru olduğu belirlenmiştir.</p>
<p>Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;davacı vekili,davalı ile aralarındaki sözleşme uyarınca müvekkilinin iş yerinde doğal gaz kullanıldığını,davalı kurumca müvekkilinin kaçak doğal gaz kullandığınından bahisle kaçak doğal gaz kullanımından kaynaklanan faturanın ödenmesinin istendiğini ancak müvekkilinin kaçak doğal gaz kullanmadığını,davalı tarafından düzenlenen ¨530.845,00 tutarındaki faturadan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş,davalı vekili de müvekkili şirket tarafından düzenlenen kaçak doğal gaz tahakkuk faturasının mevzuata uygun olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre,davacının eyleminin kaçak veya usulsüz doğal gaz kullanımı olduğu,abonelik sözleşmesinin eki niteliğindeki genel şartlara göre %200 oranında cezai bedel uygulamasının yerinde olduğu ve davalı tarafından yapılan hesaplamanın doğru olduğu anlaşıldığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.</p>
<p>HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br />
1-Davanın REDDİNE,<br />
2-Alınması gerekli ¨35,90 karar ve ilam harcının peşin alınan ¨9.065,51 harçtan mahsubu ile fazla alınan ¨9.029,61 ile harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,<br />
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br />
4-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT´ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen ¨35.183,80 ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,<br />
5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan ¨588,00 yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,<br />
5235 sayılı Kanunun geçici 2´nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri´nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete´de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360´ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 08/02/2018</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kacak-gaz-kullanimi-emsal-karar/">Kaçak Gaz Kullanımı Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şirketin Gizli Ortağı Tespiti Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sirketin-gizli-ortagi-tespiti-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 11:53:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Şirketin Gizli Ortağı Tespiti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şirketin Gizli Ortağı Tespiti Emsal Karar içeriğine siteden göz atabilir ve benzer hususlarda profesyonel hukuki hizmetler alabilmek adına Gülsün Hukuk Bürosu´nu arayabilirsiniz. T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : &#8230;. KARAR NO : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230; T Ü R K M İ L L E T İ [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sirketin-gizli-ortagi-tespiti-emsal-karar/">Şirketin Gizli Ortağı Tespiti Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şirketin Gizli Ortağı Tespiti Emsal Karar içeriğine siteden göz atabilir ve benzer hususlarda profesyonel hukuki hizmetler alabilmek adına Gülsün Hukuk Bürosu´nu arayabilirsiniz.</p>
<p><strong>T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ</strong><br />
<strong>T.C.</strong><br />
<strong>BURSA</strong><br />
<strong>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ</strong><br />
<strong>5. HUKUK DAİRESİ</strong></p>
<p><strong>DOSYA NO : &#8230;.</strong><br />
<strong>KARAR NO : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</strong></p>
<p>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
İ S T İ N A F K A R A R I</p>
<p>BAŞKAN : &#8230; (&#8230;)<br />
ÜYE : &#8230; (&#8230;)<br />
ÜYE : &#8230; (&#8230;)<br />
KATİP : &#8230; (&#8230;)</p>
<p>İNCELENEN KARARIN<br />
MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br />
TARİHİ : 06/07/2021<br />
NUMARASI : 2021/481 ESAS<br />
DAVACI : &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
VEKİLİ : Av. &#8230;<br />
DAVALILAR : 1 -&#8230; &#8211; &#8230;<br />
: 2 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
DAVANIN KONUSU : İHTİYATİ TEDBİR<br />
KARAR TARİHİ : 27/01/2022<br />
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2022</p>
<p>Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/07/2021 tarih, &#8230;&#8230;.esas sayılı ara kararının istinaf incelemesi neticesinde;</p>
<p>TALEP:<br />
Davacı vekili, davalı şirketin vergi müfettişleri tarafından incelenmesinde, şirket müdürünün üç yıl süre ile &#8230; olduğunun, şirketin her türlü işi ile anılan kişinin ilgilendiğinin, personel ücretlerini ödediğinin belirlendiğini ileri sürerek, &#8230;’nın şirketin gizli ortağı olduğunun tespitini, borca yeter kadar 502.858,57 TL için davalıların mallarının devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.<br />
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ;<br />
Mahkemece, davanın eda davası değil tespit davası niteliğinde olduğu, dava konusu yapılmayan alacak hakkında tedbir kararı verilemeyeceği, HMK’nın 389. maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.</p>
<p>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:</p>
<p>Davacı vekili, davalı &#8230;’nın 10.11.2015 tarihinden itibaren üç yıl süre ile şirket müdürü olarak atandığını, resmi ortak &#8230;&#8230;..’ın kendisinin peysaj alanıyla, davalının ise tekstil alanıyla ilgilendiğini belirttiğini, personel ücretlerinin davalı tarafından ödendiğini, sahte fatura düzenleme ve muhasebe hilesi faaliyetlerine bizzat katıldığını, davalıların mallarını ellerinden çıkarmaları halinde telafisi imkansız zararın ortaya çıkacağını belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.</p>
<p><strong>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:</strong></p>
<p>Dava, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.</p>
<p>İnceleme, 6100 sayılı HMK´nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.</p>
<p>Dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkeme gerekçesinde dayanılan deliller ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın tespit davası niteliğinde bulunduğu, alacağın dava konusu yapılmadığı, HMK’nın 389. maddesine göre tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine karar verilmiştir.</p>
<p><strong>HÜKÜM</strong>: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;</p>
<p>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br />
Davacı taraf harçtan muaf olduğu anlaşıldığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br />
Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde davacıya iadesine,<br />
Harç ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br />
HMK. 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/01/2022</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sirketin-gizli-ortagi-tespiti-emsal-karar/">Şirketin Gizli Ortağı Tespiti Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çek İptali Davasının Açık Yargılanması Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/cek-iptali-davasinin-acik-yargilanmasi-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Feb 2024 08:56:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çek İptali Davasının Açık Yargılanması]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çek İptali Davasının Açık Yargılanması Emsal Kararını siteden inceleyebilirsiniz. Benzer hususlar için profesyonel destek almak isterseniz incelediğiniz sitede yer alan mail adreslerimiz aracılığı ile bize ulaşım sağlayın. T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/380 Esas KARAR NO : 2019/542 DAVA : Çek İptali DAVA TARİHİ : 10/07/2019 KARAR TARİHİ : 04/12/2019 Mahkememizde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/cek-iptali-davasinin-acik-yargilanmasi-emsal-karar/">Çek İptali Davasının Açık Yargılanması Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çek İptali Davasının Açık Yargılanması Emsal Kararını siteden inceleyebilirsiniz. Benzer hususlar için profesyonel destek almak isterseniz incelediğiniz sitede yer alan mail adreslerimiz aracılığı ile bize ulaşım sağlayın.</strong></p>
<p>T.C.<br />
İSTANBUL<br />
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</p>
<p>ESAS NO : 2019/380 Esas<br />
KARAR NO : 2019/542</p>
<p>DAVA : Çek İptali<br />
DAVA TARİHİ : 10/07/2019<br />
KARAR TARİHİ : 04/12/2019</p>
<p>Mahkememizde görülmekte olan Çek İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br />
DAVA:</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin toplam 16.500,00 TL tutarında 11 adet çeki hatır çeki olarak müteveffa &#8230;´den teslim aldığını, ancak bu çeklerin kullanmadan kaybolduğunu beyanla; &#8230; A.Ş. &#8230; Şubesi´ne ait keşidecisi &#8230; (TC:&#8230;) olan;<br />
1-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 15.01.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
2-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 15.02.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
3-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 15.03.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
4-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 16.04.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
5-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 01.05.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
6-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 01.06.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
7-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 03.07.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
8-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 01.08.2001 vade tarihli &#8230;numaralı<br />
9-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 03.09.2001 vade tarihli&#8230; numaralı<br />
10-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 02.10.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
11-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 01.11.2001 vade tarihli &#8230; numaralı çekler hakkında ödemeden men yasağı kararı verilerek yapılacak yargılama neticesinde iptalini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>DELİLLER:</p>
<p>Banka müzekkere cevabının ve ilanların dosya arasında olduğu görülmüştür.</p>
<p>GEREKÇE:</p>
<p>Dava, TTK´nın 651. ve izleyen maddeleri uyarınca açılan zayi nedeniyle çek iptali isteminden ibarettir.<br />
TTK´nın 651. maddesi gereğince; Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.<br />
T.T.K.´nın 651. ve izleyen maddeleri uyarınca kambiyo senetlerinin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkı lehtar ve hamile tanınmış bir haktır. Keşidecinin bu hakkı yoktur.<br />
Toplanan deliller çerçevesinde; iptali istenen çekler davacının rızası hilafına elinden çıkarak zayi olduğu, Türk Ticaret Kanununun 761. ve 762. maddeleri gözetilerek 3 ay önelli 3 ilan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yaptırıldığı, usulüne uygun olarak yapılan yasal ilanlara süresinde itiraz edilmediği, çeklerin de bulunamadığı anlaşılmış olmakla talep gibi karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.<br />
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;<br />
1-DAVANIN KABULÜ ile<br />
&#8230;Bankası A.Ş&#8230;Şubesi´ne ait keşidecisi &#8230; (TC:&#8230;) olan;<br />
1-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 15.01.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
2-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 15.02.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
3-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 15.03.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
4-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 16.04.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
5-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 01.05.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
6-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 01.06.2001 vade tarihli&#8230; numaralı<br />
7-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 03.07.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
8-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 01.08.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
9-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 03.09.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
10-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 02.10.2001 vade tarihli &#8230; numaralı<br />
11-1.500 TL (Eski para ile 1.500.000.000 TL ) bedelli 01.11.2001 vade tarihli &#8230; numaralı çeklerin ZAYİ NEDENİYLE İPTALİNE,<br />
2-Yeterince harç alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br />
3-Davacı tarafından bu dava sebebi ile yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br />
6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,<br />
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.<br />
04/12/2019</p>
<p>Daha fazlası için avukatlarımıza TOKAT ilinde danışabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/cek-iptali-davasinin-acik-yargilanmasi-emsal-karar/">Çek İptali Davasının Açık Yargılanması Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Güvenlik Destek Primi Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sosyal-guvenlik-destek-primi-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Feb 2024 12:04:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Güvenlik Destek Primi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Destek Primi Emsal Karar hususunu içeren bu karara sitemizden göz atabilir ve benzer hususlar için Gülsün Hukuk Bürosu´na ulaşabilirsiniz. T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/122 Esas KARAR NO : 2022/183 DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/03/2021 KARAR TARİHİ: 14/03/2022 Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sosyal-guvenlik-destek-primi-emsal-karar/">Sosyal Güvenlik Destek Primi Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Destek Primi Emsal Karar hususunu içeren bu karara sitemizden göz atabilir ve benzer hususlar için <strong>Gülsün Hukuk Bürosu´</strong>na ulaşabilirsiniz.</p>
<p>T.C.<br />
ANTALYA<br />
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</p>
<p>ESAS NO : 2021/122 Esas<br />
KARAR NO : 2022/183<br />
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br />
DAVA TARİHİ : 01/03/2021<br />
KARAR TARİHİ: 14/03/2022</p>
<p>Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,</p>
<p>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı alacaklı tarafından müvekkili hakkında Antalya 9. İcra Müd.nün &#8230; esas sayılı dosyası üzerinden, müvekkilin &#8230;LTD. ŞTİ nin SGK prim borçlarını ödemediği için davalı alacaklı tarafından ödendiği iddiası ile yapılan bu ödemenin iadesine dönük takibe girişildiğini, oysa müvekkilinin bu borçtan sorumlu olmadığını zira müvekkili adına davalı tarafından SGK ya ödendiği belirtilen sosyal güvenlik destek priminin sorumlusunun işveren olduğunu belirterek borçlu olmadığının tespitine ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.</p>
<p>Dava dilekçesi ekine mahkememizin 17/05/2018 tarih ve &#8230; karar sayılı ilamını, bu kararın istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince verilen karar örneğini, 23/07/2013 tarihli ticaret sicil gazetesi örneğini sunmuştur.</p>
<p>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle: Davacı hakkındaki takibe konu alacağın, SGK nın 27/09/2016 tarihli yazısı uyarınca 6736 sayılı kanun kapsamında sunulan yapılandırma ödeme planına ait bir alacak olduğunu, davacının şirket müdürü olduğu dönemde müvekkili davalı için SGK ya vermesi gereken beyannameleri vermemesi sebebi ile bu borcun çıktığını, davacının aidat borçlarını ödemeyerek yetkilisi olduğu şirketin faaliyetlerinin durmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin faaliyetine ara vermesine rağmen bu durumun davacı tarafından şirket yetkilisi olarak SGK ya bildirilmemesi üzerine şirketin faaal olmadığı dönemde de müvekkili yönünden borç çıkarıldığını ve bu borcun müvekkili tarafından ödendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>Mahkememizce takibe konu alacağının kaynağının tespiti için SGK ya müzekkere yazılmış, müvekkere cevabında özetle; kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı halde çalışmaya devam edenlerden çalıştıkları dönem için Sosyal güvenlik Destek primi tahsil edildiğini, 28/01/2004 tarihinden 31/06/2006 tarihine kadarlık dönem için davalı &#8230; ün &#8230;. şirketi ortağı olmasından dolayı ödemesi gereken SGDP tahakkuk ettirildiğini, davalının bu primi 28/12/2016 tarihinde ödediğini belirtmiştir.</p>
<p>Ticaret sicil cevabına göre, davacının 11/02/2000 tarihinde üç yıllığına &#8230; şirketine müdür olarak atandığı, ticaret odasına olan aidat borçlarının ödenmemesi üzerine şirketin 31/08/2004 tarihinde üyeliğinin askıya alındığı, 18/02/2014 tarihinde de terkin edildiği anla- şılmıştır.</p>
<p>Mahkememizce yapılan değerlendirmede: Davalının ödediği SGDP nin kendisinin şirket ortağı olmasına bağlı olarak 28/01/2004 tarihi ile 31/06/2006 dönemi için tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Davacı ise bu şirkete 11/02/2000 tarihinde üç yıllığına şirket müdürü olarak atanmış olup yetkisinin bittiği 11/02/2003 tarihinden sonrası için ise şirketin yeni bir müdür tayininin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu şirketin en geç 11/02/2003 tarihinde faaliyetini son verdiğini gösterir. Şirketin hangi tarihten itibaren ticaret odasına aidatlarını ödemediği yazı cevabından anlaşılamamakta ise de aidatının ödememesi sebebi ile üyeliğinin askıya alınmasının tarihi 31/08/2004 dür. Bu tarih de yukarıdaki davacının yetkisinin bittiği 11/02/2003 tarihinden ve SGDP ödemesinin kesildiği anlaşılan 28/01/2004 tarihinden sonra üyeliğin askıya alınma tarihinden ise öncedir. Şirketin son yetkilisi olan davacının şirketin faaliyetine fiilen son vermesine rağmen bu konuda gerekli bildirimleri yapmadığı, tasfiye işlemlerine girişmediği sonucunu ortaya çıkarır. Şirketin fiilen faaliyette olmadığı dönem için davalının SGDP ödemek durumunda kalmasından davacı sorumlu olduğu için davalının yaptığı ödemeyi davacıdan talep etmesi hukuka aykırı bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.</p>
<p>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,</p>
<p>Davacının davalı tarafından hakkında Antalya 9. İcra Müdürlüğünün &#8230; Esas sayılı dosyası üzerinden girişilen takip sebebiyle borçlu olmadığına ilişkin davasının REDDİNE,<br />
Verilen tedbir kararının mahiyeti ve esas alınan miktar gözetilerek tedbire konu 2.199,48 TL´nin %20´si oranındaki 439.90 TL tazminatın davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE,<br />
Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen 1.320,00.-TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk K.nun 18/a-13 maddesi gereğince davacıdan alınarak hazineye irat KAYDEDİLMESİNE,</p>
<p>Alınması gerekli 80,70.-TL harçtan, peşin olarak alınan 59,30.-TL harcın mahsubu ile kalan 21,40.-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br />
Davacı tarafça yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br />
Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalanının karar kesinleştiğinde talebi halinde DAVACIYA İADE EDİLMESİNE,<br />
Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen 2.981,57.-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,<br />
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.14/03/2022<br />
Katip &#8230;<br />
E İMZA</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sosyal-guvenlik-destek-primi-emsal-karar/">Sosyal Güvenlik Destek Primi Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/ticari-nitelikteki-hizmet-sozlesmesinden-kaynaklanan-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Feb 2024 11:29:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Emsal Karar içeriğini internet sitemizden hemen inceleyin ve aklınıza takılan hususlar için uzmanlarımıza web sitemizdeki telefonlardan ulaşın. T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/514 Esas KARAR NO : 2022/66 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/ticari-nitelikteki-hizmet-sozlesmesinden-kaynaklanan-emsal-karar/">Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Emsal Karar içeriğini internet sitemizden hemen inceleyin ve aklınıza takılan hususlar için uzmanlarımıza web sitemizdeki telefonlardan ulaşın.</p>
<p><strong>T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</strong><br />
<strong>TÜRK MİLLETİ ADINA</strong><br />
<strong>T.C.</strong><br />
<strong>ANKARA</strong><br />
<strong>9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR</strong></p>
<p><strong>ESAS NO : 2020/514 Esas</strong><br />
<strong>KARAR NO : 2022/66</strong></p>
<p>DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br />
DAVA TARİHİ : 09/10/2020<br />
KARAR TARİHİ : 03/02/2022<br />
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/02/2022</p>
<p>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br />
DAVA:</p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ile Davalı Şirket arasında “Parampos Hesap Sözleşmesi” imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden müvekkili Şirket Davalı Şirkete Sanal Pos tahsis ettiğini, Müvekkili Şirketten aldığı sanal pos hizmeti kapsamında Davalı Şirketin gerçekleştirdiği işlemler ile ilgili olarak Kredi Kart Hamillerinin Bankalarınca harcama itirazı (ChargeBack) müvekkili Şirkete iletildiğini, müvekkil Şirket Üye İşyeri Davalı Şirketten harcama itirazı gelen işlemler hakkında bilgi / belge (harcama itirazını geçersiz hale getirecek) talep ettiğini, Taraflar arasında imzalanan Parampos Hesap Sözleşmesinin 4.5. maddesine göre; “KULLANICI´nın HARCAMA İTİRAZI nedeniyle TURK, bankanın kendi hesabından mahsup ettiği tutarı HİZMET ALAN HESABI´ndan mahsup etme, doğmuş ve doğacak her türlü teminat ve alacak üzerinden rehin, takas, ve hapis hakkına sahiptir.” Davalı Şirketin bu kapsamda müvekkili Şirketin sanal pos sistemi (Parampos) aracılığı ile gerçekleştirdiği tahsilatlar ile ilgili harcama itirazlarının sayısının artış göstermesi nedeniyle nezdindeki Davalı Şirketin Sanal Pos hesabına bloke koyduğunu, davalı Şirket müvekkili Şirketin pos sistemini kullanarak aldığı tahsilatlar karşılığı müşterilerine ürün/hizmet sağlamaması ve kredi kartı sahiplerinin harcama itirazlarına ilişkin olarak Bankaların müvekkili Şirketten tahsil edilen tutarlara git dekont bilgileri aşağıdaki gibi<br />
olduğunu,</p>
<p>1. 04.05.2020 tarihli 5.460,00 TL tutarlı TÜRK. Elektronik Pare e-dekont,<br />
2. 12.05.2020 tarihli 5.300,00 TL tutarlı TÜRK Elektronik Para e-dekont<br />
3. 15.05.2020 tarihli 2.876,00 TL tutarlı TÜRK Elektronik Pura e-dekont<br />
4. 15.05.2020 tarihli 4.450,00 TL tutarlı TÜRK, Elektronik Para e-dekont<br />
5. 29.05,2020 tarihli 4.720,00 TL tutarlı TÜRK Elektronik Para e-dekont<br />
6. 05.06.2020 tarihli 4.900,00 TL tularlı TÜRK Elektronik Para e-dekont<br />
7. 13.06.2020 tarihli 9.210,00 TL tutarlı TÜRK Elektronik Para e-dekont<br />
8. 14.06.2020 tarihli 6.000,00 TL tetarlı TÜRK Elektronik Para e-dekont<br />
9. 14.06.2020 tarihli 5.000,00 TE. tutarlı TÜRK Elektronik Para e-dekont<br />
10. 14.06.2020 tarihli 1.312,00 TL tutarlı TÜRK Elektronik Para e-dekont<br />
11. 14.06.2020 tarihli 1.312,00 TL tutarlı TÜRK Elektronik Para e-dekont<br />
12, 14.06.2020 tarihli 1.312,00 TL tutarlı TÜRK, Elektronik Para e-dekont<br />
13, 14.06.2020 tarihli 1.312,00 TL tutarlı TÜRK Elektronik Pata e-dekont<br />
14. 15.06.2020 tarihli 3.524,00 TL tutarlı TÜRK Elektronik Para e-dekont</p>
<p>Müvekkili Şirket Ankara &#8230; Müdürlüğü &#8230; E. sayılı Dosyasındam başlattığı takibe Davalının 25.06.2020 tarihinde itirazı üzerine icra dairesince 02.07.2020 terihinde takibin durdurulmasına karar verdiğini, İmzalanan “Parampos Hesap Sözleşmesi”nin “Yetkili Mahkeme ve Damga Vergisi” başlıklı 14. maddesine göre: “Taraflar işbu sözleşmenin tatbik ve tefsirinden doğacak her türlü uyuşmazlıklarda Türk Hukuku ´nun uyguülanacağım ve Ankara Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri´nin münhasıran yetkili olduğunu kabul ve beyan ederler.” denildiğini, Müvekkilinin Dava şartı Atabuluculuğa yapılan başvurusu ile ilgili Ankara Arabuluculuk Bürosu´nun &#8230; arabuluculuk nolu dosyasında yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanmadığını, davalının borca itfrazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, İleri sürerek, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla itirazının imtaline, ticari avans faiziyle birlikte takibin devamına ve takip tutarının Y020´sinden az olmamak Üzere inkâr tazminatına hükmolunmasını talep etmektedir.<br />
CEVAP:</p>
<p>Davalı davaya cevap vermemiştir.</p>
<p>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:</p>
<p>Dava, hizmet sözleşmesine istinaden yapılan takibe itirazın iptali isteminden ibarettir.<br />
Davacı taraf, davalı şirket ile aralarında &#8220;Parampos Hesap Sözleşmesi&#8221; imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden müvekkili şirketin davalıya sanal pos tahsis ettiğini, davalı şirketin pos sistemini kullanarak dava dışı müşterilerden aldığı tahsilatlara karşılık müşterilerine ürün/hizmet sağlayamaması nedeniyle kredi kartı sahiplerinin harcama itirazlarına ilişkin ilgili bankaların bu tutarları müvekkili şirketten tahsil ettiğini, bu nedenle tahsil edilen bu tutarların davalı şirketten alınabilmesi amacıyla Ankara &#8230; Müd.´nün &#8230; esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibine başlandığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürmektedir.</p>
<p>Davalının davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.</p>
<p>Mahkememizce davacı vekilinin dilekçeleri ekinde sunduğu delillere nazaran davacı şirketten sanal pos sistemine ilişkin kayıtlar, sözleşme örneği, davacı firmanın bankalarla yaptığı yazışmalar ile bankalar tarafından tahsil edilen tutarlara ilişkin dekontlar ve davacı nezdinde tutulan chargeback kayıtları celbedilerek dosyaya konulmuş, tüm delillerin toplanmasından sonra bankacı hukukçu bilirkişi &#8230;´dan rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi &#8230; tarafından dosyaya sunulan 23/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı Şirketin Davalı üye işyeri &#8230; Turizm Taşımacılık San, ve Tic, Ltd. Şti´nden takip tarihi 17.06.2020 itibariyle 56.688,00 TL alacaklı olduğunu, ancak talebiyle bağlı olarak 54.521,56 TL talep edebileceğinin bildirildiği görülmüştür.<br />
Tüm dosya kapsamı ve deliller, taraflar arasındaki sözleşme kapsamı, bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı Şirketin Sanal Pos´u üzerinden kredi kartıyla ödeme ile Davalı Şirketin paket tur satışı yaptığı, Covid 19 Virüsü sebebiyle turun iptal olması sebebiyle hizmet alamamaları veya Covid 19 Virüsü nedeniyle tur iptal taleplerinin yerine getirilmemesi üzerine kredi kartı hamillerinin kredi kartını aldıkları bankalara başvurarak kredi kartıyla ödeme yaptıkları turun iptali sebebiyle hizmet alamadıklarını veya aldıkları turu iptal ettikleri yönünde itirazda bulundukları, bu itirazlar üzerine kredi kartını çıkaran bankaların Sanal Pos sahibi Davacı Şirketten kredi kartıyla yapılan paket tur satışı ile satışın ifa edildiğini gösteren belgeleri talep ettiği, bu taleplere istinaden gönderilen satın alınan turun ifa edildiğini gösteren belgelerin sunulamaması üzerine kart sahibi bankaların takibe ve davaya konu kart satışlarını iptal ederek kart hamillerinin kartlarına bu bedelleri iade ettikleri, bu iade işlemlerinin gerçekleştirildiği Sanal Pos´tun sahibi Davacı Şirketin Ankara &#8230; Müdürlüğünün &#8230; sayılı dosyasında icra takibine geçerek davaya konu ettiği iptal edilen 14 adet toplam 56.688,00 TL tutarlı kart işleminden ötürü başlattığı 54.521,56 TL´lik takibe davalı şirketin itiraz ederek takibi durduğu, dosyaya sunulan belgelere göre; Davacı Şirketin parampos hesap sözleşmesine istinaden davalı &#8230; Turizm Taşımacılık San. ve Tic. A.Ş.´ye 14318 numarasından tahsis edilen Sanal POS´tan gerçekleştirilen işlemler için kredi kartı hamillerinin bankaları nezdindeki itirazları ile davacı şirketin bu işlem tutarlarını davalının üye işyeri olması nedeniyle kart hamillerinin geri ödemek zorunda kaldığı, dava dışı bankaların kredi kartı işlemlerine konu malın teslimine dayanak belgeleri davalı şirketin sunmaması nedeniyle kart hamillerinin itirazı ile iptal ederek ödedikleri tutarı üye işyeri kuruluşu olan davacı &#8230; borçlandırmak suretiyle kart hamillerine ödediği bu nedenlerle kapsamlı ve denetime olanaklı hazırlanan uzman bilirkişi raporu kapsamına göre davacının söz konusu ödeme tutarlarını uhdesinde bulunduran davalı üye işyerinden talep hakkının bulunduğu, davacı şirketin davalıdan takip tarihi itibariyle talebi bağlı olarak 54.521,56 TL talep edebileceği açıkça anlaşılarak bu miktar üzerinden davanın kabulü ile takibin aynen ferileri ile birlikte devamına yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiş, alacak likit kabul edilmekle, davalı icra inkar tazminatına mahkum edilmiştir.<br />
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;</p>
<p>1-Davanın KABULÜNE,</p>
<p>Davalının Ankara &#8230; Müd.´nün &#8230; esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile, takibin; 54.521,46 TL asıl alacak üzerinden ferileri ile birlikte aynen devamına,<br />
Asıl alacağa (54.521,46 TL) takip tarihinden geçerli değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine,<br />
Hükmolunan alacağın (54.521,46 TL) %20´si oranında takdir edilen icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br />
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 3.705,23 TL harçtan peşin alınan 658,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.525,52 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br />
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br />
Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 7.851,39 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br />
Davacı tarafından yapılan 3.662,18 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br />
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,<br />
Dair, Davacı Vekili Av. &#8230;´nın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/02/2022</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/ticari-nitelikteki-hizmet-sozlesmesinden-kaynaklanan-emsal-karar/">Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sigorta-mal-sigortasi-kaynakli-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2023 09:42:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) Emsal Karar içeriğini Gülsün Hukuk Bürosu&#8217;nun kurumsal sitesinde sizlere sunduk, inceleyebilir ve anında hukuki destek alabilirsiniz. T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/989 Esas KARAR NO : 2021/198 DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 30/12/2020 KARAR TARİHİ : 15/03/2021 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/03/2021 Mahkememizde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sigorta-mal-sigortasi-kaynakli-emsal-karar/">Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) Emsal Karar içeriğini Gülsün Hukuk Bürosu&#8217;nun kurumsal sitesinde sizlere sunduk, inceleyebilir ve anında hukuki destek alabilirsiniz.</p>
<p>T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</p>
<p>ESAS NO : 2020/989 Esas<br />
KARAR NO : 2021/198</p>
<p>DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)<br />
DAVA TARİHİ : 30/12/2020<br />
KARAR TARİHİ : 15/03/2021<br />
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/03/2021<br />
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br />
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br />
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkile ait &#8230;&#8230;.. ilçesi, &#8230;.. Mahallesi &#8230;&#8230;. Sokak No:&#8230;&#8230;. pafta, &#8230;&#8230; ada, &#8230;&#8230;. parselde bulunan binada gayrımenkulleri bulunduğunu, 26.09.2019 tarihinde meydana gelen depremde ağır hasar aldığını,<br />
deprem sonrası binanın durumunun tespiti amacıyla &#8230;&#8230;.. Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından 07.10.2019 tarihinde yapılan inceleme sonucunda; bina hakkında ağır hasar tespiti yapılmış olup tahliyesine karar verilerek mühürlenmiş ve &#8230;&#8230;.. Belediye Başkanlığı tarafından bina tahliye edilmiş akabinde de bina yıktırıldığını, müvekkil bu bina ile ilgili 6305 sayılı kanun kapsamında zorunlu olarak DASK Sigortası yaptırdığını, meydana gelen deprem dolayısıyla bina ağır hasara uğramış olup yukarıda açıklandığı üzere bina tahliye edilmiş olup yıkım aşamasındadır. Ancak müvekkil DASK Sigortası kapsamında Sigorta Şirketlerine müracaat ettiklerinde hasar bedellerinin ödenmesi ile ilgili olumsuz cevaplar aldıklarını, bu nedenle açılacak davaya delil olması açısından ve de binanın yıkım aşamasında olduğundan delillerin yok olması ihtimali kuvvetle muhtemel bulunduğundan müvekkillerin sigorta poliçesi kapsamında talep edebilecek oldukları hasar tutarının uzman bilirkişi vasıtasıyla tespitinin Bakırköy &#8230;&#8230; Sulh Hukuk Mahkemesi &#8230;&#8230; Değişik İş dosyası ile davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan her dairenin Dask Sigortası poliçe kapsamında talep edilebilecek olan hasar bedelinin ayrı ayrı tespiti yapıldığını, tespit için 1.957,90-TL masraf yapıldığını belirterek, Dask Poliçesi Kapsamında 26.09.2019 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle müvekkilin uğramış olduğu zararın, ve tespit masraflarının fazlaya dair her türlü hakkımız saklı kalmak kaydıyla; HMK 107. Maddesi uyarınca nihai bedel tespit edildiğinde bedel artırım dilekçesi verilmek üzere şimdilik 10.000,00 TL nin hasar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tüm davalılardan (sigorta şirketlerinden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesini, Konut Poliçesi kaspsamında 26.09.2019 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle müvekkilin uğramış olduğu ve DASK poliçesi kapsamında olmayan kira kaybından doğan zararının 16.560,00 TL nın davalı &#8230;&#8217;nden hasar tarihinden işleyecek avans faiziyle tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yerleşim yeri itibariyle yetkili mahkemeler ise İstanbul Anadolu Adliyesi Tüketici Mahkemeleri olduğundan davanın görev ve yetki yönünden reddine kadar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>Dava, zorunlu deprem sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.</p>
<p>HMK&#8217;nın 114 ve 115. maddelerinde dava şartları düzenlenmiş olup, açılan bir davada öncelikle dava şartlarının kanundaki düzenleme sırasına göre incelenip, değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK&#8217;nun 4. maddesinde yapılmıştır. TTK&#8217;nun 4/1 maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.</p>
<p>6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun&#8217;nun &#8220;Amaç&#8221; başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra &#8220;Kapsam&#8221; başlıklı ikinci maddesinde: &#8220;Bu kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.&#8221; hükmüne yer verilmiştir.</p>
<p>Anılan Kanun&#8217;un 3. maddesinde &#8220;Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, mal; alışverişe konu olan taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü vb. her türlü gayri maddi malları, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.&#8221; şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<p>6502 Sayılı Kanun&#8217;un 73. maddesinde, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı öngörmüştür. Bir hukuki işlemin 6502 Sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması ve işlemin tüketici işlemi sayılması gereklidir.</p>
<p>Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında mesken niteliğindeki taşınmaz nedeniyle düzenlenen zorunlu deprem sigortası poliçesinden kaynaklı hukuki ilişki bulunduğu, bu hukuki ilişki uyarınca davacının tüketici, taraflar arasındaki sigorta ilişkisinin de tüketici işlemi sayılacağı ve davacı tarafça zorunlu deprem sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat talebinde bulunulduğu gözetildiğinde, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu&#8217;nun 73. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu nedenle, somut uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemeleri görevli olduğu anlaşılmakla davanın görev şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.<br />
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;</p>
<p>1-HMK 4/1-a maddesi uyarınca Mahkememizin görevsizliği ve yetkisizlik nedeniyle HMK 114/1-c ve 115 maddeleri uyarınca göreve ve yetkiye ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,</p>
<p>2-HMK 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,</p>
<p>3-HMK 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemece hüküm altına alınmasına,<br />
4-Süresinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde ve talep halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına,</p>
<p>Dair davacı vekilinin ve davalı &#8230;.. vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.<br />
15/03/2021</p>
<p>Katip &#8230;<br />
¸e-imzalıdır</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sigorta-mal-sigortasi-kaynakli-emsal-karar/">Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/olum-ve-cismani-zarar-sebebiyle-acilan-tazminat-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 10:35:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Emsal Karar içeriği Gülsün Hukuk ile sizlere sunuldu. T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2019/586 Esas KARAR NO:2020/297 DAVA:TAZMİNAT (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:19/09/2014 KARAR TARİHİ:03/07/2020 Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının mahkememizde yapılan açık [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/olum-ve-cismani-zarar-sebebiyle-acilan-tazminat-emsal-karar/">Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Emsal Karar içeriği Gülsün Hukuk ile sizlere sunuldu.</p>
<p>T.C.<br />
İSTANBUL<br />
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</p>
<p>ESAS NO:2019/586 Esas<br />
KARAR NO:2020/297</p>
<p>DAVA:TAZMİNAT (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br />
DAVA TARİHİ:19/09/2014<br />
KARAR TARİHİ:03/07/2020</p>
<p>Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.</p>
<p>D A V A /</p>
<p>Davacı vekilinin 14/08/2013 harç ikmal tarihli dilekçesinde özetle; 21/03/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkillerin oğlu &#8230;&#8217;nın vefat ettiği, davalılardan &#8230; Sigorta A.Ş. kazaya karışan &#8230;&#8217;ün maliki ve sürücüsü olduğu &#8230; plakalı aracın trafik sigortacısı olduğu, kaza tespit tutanağına göre davalı &#8230; Sigorta A.Ş.&#8217;ne sigortalı &#8230; plakalı araç sürücüsü asli kusurlu olduğu, davadan önce davalı &#8230; Sigorta A.Ş.&#8217;ne başvurulduğu ve &#8230; no lu hasar dosyası açıldığı, müvekkillerine bu dosyadan halen ödeme yapılmadığı, meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkillerinin uğramış olduğu destekten yoksun kalma zararı, cenaze giderleri, defin giderleri ve diğer maddi zararlarının müştereken ve müteselsilen davalı sigorta şirketinden tazminini için &#8230;&#8217;nın vefatı nedeniyle babası &#8230; için 500,00 TL, annesi &#8230; için 500,00 TL harca esas değerle açılan belirsiz alacak davasının kabulü ile, davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>S A V U N M A /</p>
<p>Davalı vekilinin 07/11/2013 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından aynı dava konusu talepli, &#8230;. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin &#8230; esas sayılı dosyası ile dava açıldığı ve müvekkil şirkete bu davanın da ihbar edildiği, bu nedenle iş bu davanın &#8230;. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin &#8230; esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ettiği, müvekkil şirketin sigortalısının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun ispat edilmesi halinde, sigortalısı araç sürücünün kusuru oranında müvekkil şirketin sorumluluğunun söz konusu olacağı, müvekkil şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına sebebiyet vermediği, davacıların faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere uygulanması gereken faiz yasal faiz olduğu, Adli Tıp Kurumundan kusur yönünden rapor alınması gerektiği, davacıların murisinin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespiti ve tazminattan düşülmesi gerektiği, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.</p>
<p>G E R E K Ç E /</p>
<p>Dava, çocukları &#8230;&#8217;nın trafik kazası sonucu vefatı nedeniyle davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.</p>
<p>Davacı vekilinin 13/04/2016 tarihli dilekçesi ile; davacı &#8230; yönünden taleplerini 500,00 TL&#8217;den 40.263,71 TL&#8217;ye yükselttiklerini, davacı &#8230; yönünden de taleplerini 500,00 TL&#8217;den 40.263,71 TL&#8217;ne yükselttikleri beyan edilerek talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla kazaya karışan tüm araçlar için toplamda 80.527,42 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketlerine ilk hasar ihbarının yapıldığı tarihten 8 gün sonrasından başlayacak avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir.</p>
<p>Mahkememizce dava dosyasına ilişkin 03/05/2016 tarih ve 2014/920- 2016/366 Esas- Karar numarasıyla; &#8220;21/03/2013 tarihinde saat 15:10 sıralarında sürücü &#8230; yönetimindeki &#8230; plakalı kamyonet ile &#8230; istikametinde Şehren köyü istikametine seyir halinde iken şerit ihlali yaparak, karşı istikamete geçmesi sonucunda karşı istikametten gelmekte olan, &#8230; plakalı ve &#8230;&#8217;nın sürücüsü olduğu motosiklete çarpmak suretiyle adı geçenin vefatı ile sonuçlanan kaza da, olay mahallinin meskul mahal dışı olduğu, 4,5 m genişliğinde asfalt kaplama köy yolu olup, olay yerinin virajlı ve eğimi zeminin duru olduğu motosikletin 4,5 m fren izinin bulunduğu sürücü &#8230;&#8217;ün dikkatini yola vermeyerek ve yukarıda belirtilen yol özelliğini de dikkate almaksızın yolun sağını takiben seyretmeyip, virajda şerit ihlali yaparak, karşı yönden gelen aracın istikamet şeridini kapatmak suretiyle olaydan %80 oranında kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü &#8230;&#8217;nın da seyri sırasında can güvenliği sebebiyle koruyucu kask takması gerekirken bu hususa özen göstermediği, ayrıca etkin direksiyon ve fren tedbirine başvurmadığı anlaşılmakla, %20 oranında kusurlu olduklarına ilişkin gerek &#8230; Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nin &#8230; esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ve gerekse aynı yönde &#8230;. Asliye Ticaret Mahkemesi&#8217;nin &#8230; esas sayılı dosyasına ibraz olunan Adli Tıp Kurumu&#8217;nun 26/06/2015 tarihli raporu mahkememizce de benimsenmiş ve müteveffa sürücünün olayda %20, karşı araç sürücüsünün %80 oranında kusurlu oldukları kabul edilmiştir. &#8230; plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından &#8230; no&#8217;lu ve 20/05/2012-2013 vadeli trafik poliçesi ile sigortalandığı anlaşılmaktadır. &#8230;&#8217;nın 1993 doğumlu olup, 21/03/2013 tarihli kaza sırasında 19 yıl 7 ay-20 yaşında olduğu, PMF &#8211; 1931 yaşam tablosuna göre bakiye ömür süresinin 45 yıl olacağı, adı geçenini asgari ücret üzerinde bir gelire sahip olduğu yönünde bir delil de sunulmadığından tazminat hesabında net asgari ücretin esas alınması gerektiği benimsenmiştir. Müteveffanın henüz asgari hizmetini yapmadığı ve bekar olup, yaşasa idi gerek evlilik hazırlıklarının ve gerekse de Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ilk evlilik yaşı olarak 27 yaş kabul edilmek suretiyle, 3 yıl bilinen dönem, 38 yıl aktif ve 5 yıl pasif dönem olmak üzere, birimi dönemi evlenme ve çocukların varlığı ile buna göre destek tutarları da azaltılmak suretiyle yapılan hesaplama da davacı baba &#8230; ve &#8230; için ayrı ayrı destekten yoksunluk talep miktarının 40.263,71 TL&#8217;şer olduğu saptanmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim olunan 17/11/2015 tarihli rapor ile 14/03/2016 tarihli ek raporda bu yönde yapılan tespitler ve hesaplama, mahkememizce de dosya kapsamına da uygun bulunmuş olup, davacılar vekilinin 13/04/2016 harç tarihli ve dava değerinin arttırılmasına ilişkin dilekçesi de dikkate alınarak, davacıların destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin, davalı sigorta şirketi tarafından, gerekli tüm belgelerin toplanması sonrasında tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin 02/06/2013 tarihli tesbiti temerrüt tarihi kabul edilmek suretiyle&#8221; şeklindeki gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>Mahkememiz hükmüne karşı davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30/04/2019 tarih ve 2016/13470 E &#8211; 2019/5339 Sayılı kararı ile &#8220;Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi&#8217;nin 26.06.2015 tarihli raporunda; desteğin koruyucu kask takmaması ile etkin fren ve direksiyon tedbirinde bulunmaması sebebi ile %20 oranında kusurlu bulunduğu tespit edilmiştir. Desteğin koruyucu başlık takmayarak nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde seyretmesi sürüş kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilecek hususlardan olup destek sürücünün koruyucu başlık takmaması gibi hususlar bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlar değildir.</p>
<p>Mahkemece; öncelikle desteğin koruyucu başlık takmaması ile direksiyon ve fren tedbiri uygulamaması sebebi ile %20 oranında kusurlu olduğuna ilişkin tespitten % kaçlık oranın trafik akışına ilişkin olarak kural ihlali olduğunun tespiti ile belirlenen tazminattan bu kusur oranının indirilmesi, ondan sonra desteğin koruyucu kask olmaksızın motosiklet kullanması nedeniyle Dairenin yerleşik uygulamasına göre %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.<br />
2- Davalıya sigortalı aracın trafik kaydında kullanım amacının ticari olduğuna ilişkin ibare bulunmadığı ve dava dışı gerçek kişi adına kayıtlı olduğu görülmekle hükmedilecek tazminata yasal faiz yürütülmesi gerekirken ticari faiz yürütülmesi doğru görülmemiştir.&#8221; şeklindeki nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.<br />
Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmuş, bozma nedenleri kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, kusur bilirkişi tarafından sunulan raporda özetle ve neticeten; davalı şirkete sigortalı &#8230; plaka numaralı kamyonetin dava dışı sürücüsü &#8230;&#8217;ün dar olan yolun virajlı kesiminde yolun ortasında seyrederek kontrolsüz şekilde sol (karşı) şeride geçip, karşı yönden gelen motosikletin yolunu kesmesi, motosikletin şeridine tecavüz ederek kamyonetin sol yanı ile motosikletin ön kısmı arasında motosikletin nizami seyir şeridi içinde çarpışması şeklinde gerçekleşen trafik kazasının oluşumunda tedbirsiz, dikkatsiz, trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili özen yükümlülüğüne, karayollarında trafiğin akışı ve şerit izleme kurallarına aykırı hatalı sevk ve idaresinin birinci derecede ve takdiren %80 oranında kusurlu bulunduğu; &#8230; plaka numaralı motosikletin sürücüsü davacıların murisi &#8230;&#8217;nın yolun sağ şeridinde karşı yönden gelen sürücülere nazaran ilk geçiş hakkına sahip olmasına rağmen banketsiz yolun virajlı kesiminde hızını düşürmesi ve karşı istikametten gelmekte olan kamyonetin tehlike yaratan seyrini fark edince derhal fren yaparak kontrollü bir şekilde sağa gidon yapması gerekirken bu hususlara riayet etmemesi sebebiyle kazanın oluşumunda ikinci derecede ve takdiren %20 oranında kusurlu bulunduğu; motosiklet sürücüsü &#8230;&#8217;nın başında kask bulunmamasının sürüş kusurlarından olmadığı, çarpışma olayında etkili bulunmadığı tespitlerinde bulunulmuştur. Bilirkişi raporu taraflara usulünce tebliğ edilmiş, taraflarca süresinde rapora karşı beyan ve itirazda bulunulmamıştır.</p>
<p>Meydana gelen trafik kazasında &#8230; plakalı kamyonetin dava dışı sürücüsü &#8230;&#8217;ün %80 ve &#8230; plakalı motosikletin sürücüsü davacıların murisi &#8230;&#8217;nın %20 kusuru dikkate alınarak tanzim edilen 18/03/2016 tarihli bilirkişi ek raporunda 06/08/1993 doğumlu olan &#8230;&#8217;nın 21/03/2013 tarihli kaza sırasında 19 yıl 7 ay 15 gün olduğunun, PMF &#8211; 1931 yaşam tablosuna göre bakiye ömür süresinin 45 yıl olacağının, adı geçenin asgari ücret üzerinde bir gelire sahip olduğu yönünde bir delil de sunulmadığından tazminat hesabında net asgari ücretin esas alınması ve müteveffanın henüz askerlik hizmetini yapmadığı ve bekar olduğu, yaşasa idi gerek evlilik hazırlıklarının ve gerekse de Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ilk evlilik yaşının 27 olacağının kabulüyle 3 yıl bilinen dönem, 38 yıl aktif ve 5 yıl pasif dönem olmak üzere, birim dönemi evlenme ve çocukların varlığı ile buna göre destek tutarları da azaltılmak suretiyle yapılan hesaplamada davacı baba &#8230; ve &#8230; için ayrı ayrı destekten yoksunluk tazminatı talep miktarının 40.263,71 TL&#8217;şer olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p>Yargıtay bozma ilamında belirtilen nedenlerin değerlendirilmesi suretiyle kusur durumunun tespiti noktasında tanzim edilen 08/01/2020 tarihli bilirkişi raporundaki kusur oranları ile 17/11/2015 tarihli kök ve 18/03/2016 ek bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan kusur oranları uyumlu olduğundan ve aksi yönde dosyaya yansımış bir talep bulunmadığından yeniden tazminat hesabı yaptırılmamıştır. Diğer yandan uyulan bozma ilamında belirtildiği şekilde &#8230; plakalı motosikletin sürücüsü olan davacıların desteği &#8230;&#8217;nın koruyucu kask olmaksızın motosiklet kullanması nedeniyle 18/03/2016 tarihli bilirkişi raporuyla hesap edilen tazminat tutarlarından %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılmış, davacılar &#8230; ve &#8230;&#8217;nın talep etmekte haklı olduğu destekten yoksunluk tazminatı miktarının her biri için 32.210,97 TL olmak üzere toplam 64.421,94 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından gerekli tüm belgelerin toplanması sonrasında tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin 02/06/2013 tarihli tesbitinin temerrüt tarihi olduğu, davalıya sigortalı aracın trafik kaydında kullanım amacının ticari olduğuna ilişkin ibare bulunmaması ve dava dışı gerçek kişi adına kayıtlı bulunması karşısında uygulanacak temerrüt faizinin yasal faiz olduğu sonuç ve kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, müterafık kusur nedeniyle yapılan indirim sonucu kısmen red kararı verildiğinden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmeksizin aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası olşturulmuştur.</p>
<p>H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;</p>
<p>1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacı &#8230; için 32.210,97 TL ve davacı &#8230; için 32.210,97 TL olmak üzere toplam 64.421,94 TL destekten yoksun kalma tazminatının 02/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle (davalının sorumluluğu sigorta limiti ile sınırlı tutularak) davalıdan alınıp davacılara VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin yerinde görülmeyen istemin REDDİNE,</p>
<p>2-Alınması gereken 4.400,66-TL nisbi ilam harcından peşin ve ıslah harcı olarak alınan 279,91-TL &#8216;nın mahsubu ile eksik kalan 4.120,75-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,(bozma öncesi verilen kararla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla)</p>
<p>Davacıların peşin ve ıslah harcı olarak yatırdığı 279,91-TL &#8216;nın davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,<br />
4-Davacıların yaptığı ilk masraf 28,05-TL, 1.100,00- TL bilirkişi ücreti, 270,60- TL posta gideri ücreti olmak üzere toplam 1.398,65-TL&#8217;nin red ve kabul oranına göre 1.118,92- TL &#8216;nın davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, arta kalan kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,</p>
<p>5-Davalının posta masrafı olarak yaptığı 79,80-TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre 15,96-TL &#8216;nın davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE, arta kalan kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,</p>
<p>6-Davacı &#8230; kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 4.831,65-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak adı geçen davacıya VERİLMESİNE,</p>
<p>7-Davacı &#8230; kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 4.831,65-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak adı geçen davacıya VERİLMESİNE,</p>
<p>8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,<br />
9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe ÇIKARTILMASINA,</p>
<p>Dair;davacı vekili yüzüne karşı, davalı taraf yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2020</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/olum-ve-cismani-zarar-sebebiyle-acilan-tazminat-emsal-karar/">Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
