<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yargıtay kararı arşivleri - Gülsün Hukuk Bürosu</title>
	<atom:link href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/tag/yargitay-karari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/tag/yargitay-karari/</link>
	<description>Av. Ertuğrul Safa G&#220;LS&#220;N</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Jan 2024 12:50:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>İşçilik Alacağı Davası Yargıtay Kararı</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/iscilik-alacagi-davasi-yargitay-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jan 2024 12:50:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[İşçilik Alacağı Davası]]></category>
		<category><![CDATA[İşçilik Alacağı Davası Yargıtay Kararı]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2228</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşçilik Alacağı Davası Yargıtay Kararı içeriğine kurumsal sitemizden hemen erişebilir ve benzer bir husus için anında hukuk büromuzdan destek ve hizmet alabilirsiniz. Hukuk Genel Kurulu 2014/1700 E. , 2016/2123 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy (Kapatılan) 3. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.11.2011 gün ve 2010/190 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/iscilik-alacagi-davasi-yargitay-karari/">İşçilik Alacağı Davası Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İşçilik Alacağı Davası <strong>Yargıtay Kararı</strong> içeriğine kurumsal sitemizden hemen erişebilir ve benzer bir husus için anında hukuk büromuzdan destek ve hizmet alabilirsiniz.</p>
<p><strong>Hukuk Genel Kurulu 2014/1700 E. , 2016/2123 K.</strong></p>
<p><strong>MAHKEMESİ :İş Mahkemesi</strong></p>
<p>Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy (Kapatılan) 3. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.11.2011 gün ve 2010/190 E., 2011/866 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 03.02.2014 gün ve 2011/53643 E., 2014/2922 K. sayılı ilamı ile;</p>
<p>“… A) Davacı İsteminin Özeti:</p>
<p>Davacı vekili; davacının davalıya ait işyerinde 01.10.2006 &#8211; 25.03.2009 tarihleri arasında pompacı olarak çalıştığını, aylık net 695,00 TL ücret aldığını, gerekçesiz işten çıkarıldığını, alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve prim alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>B) Davalı Cevabının Özeti:<br />
Davalı vekili; davacının davalı şirketin Bostancı´daki akaryakıt istasyonunda Datasist A.Ş. işçisi olarak çalıştığını, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının hiç bir zaman gerekli performansı göstermediğini, kurallara ve talimatlara uymadığını, kasada açık verdiğini, davacının son olarak 21.03.2009 tarihinde 7-15 vardiyasında çalışırken 152,02 TL´lik bir satışta satış fişine aracın plakasını yazması gerektiği halde müşteri tarafından beyan edilen şirket adını yazdığını, davacının konuyla ilgili yazılı savunmasında davranışını kabul ettiğini, bunun üzerine iş sözleşmesinin feshedildiğini, ödenmemiş ücret alacağının olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.</p>
<p>C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:</p>
<p>Mahkemece, davacının imzasını taşıyan Akaryakıt Satış, Kredi Kartı ve Smart Kart Prosedürü başlıklı belgede yanlış plakaya fiş kesen ya da yazarkasa uygulamalarında prosedür dışına çıkan personelin haklı nedenle tazminatsız olarak derhal iş sözleşmesinin feshedileceği ifadesinin yer aldığı, davacının yazılı savunmasında 21.03.2009 tarihinde yaptığı bir satışta satış fişine plaka yerine Roti yazdığını kabul ettiği, davacının bu eyleminin vergi kaçakçılığına sebebiyet verdiği gibi davalı şirketi de zarara uğratma tehlikesi oluşturduğu, dolayısıyla iş akdinin davalı işveren tarafından haklı nedene dayanılarak feshedildiği, alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.<br />
D) Temyiz:</p>
<p>Kararı davacı temyiz etmiştir.</p>
<p>E) Gerekçe:<br />
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.<br />
2-Davacının hizmet akdi satış fişine akaryakıt satışı yaptığı aracın plakası yerine şirketin adını yazdığı gerekçesiyle feshedilmiş ve mahkemece de bu husus işveren yönünden haklı fesih nedeni kabul edilerek davacının kıdem ve ihbar tazminat talepleri reddedilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.</p>
<p>Şöyle ki; davacının eylemi yapmakla ödevli olduğu görevi talimatlara uygun olarak yapmamaktır. Bu eylemin haklı fesih sebebi oluşturabilmesi için &#8220;işçinin yapmakla ödevli olduğu görevi kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi&#8221; gerekir.<br />
Feshe konu eylem bir kere meydana gelmiş olup, davacının bu konuda daha önce usulüne uygun şekilde uyarıldığı ve görevini yapmamakta ısrarcı olduğu usulüne uygun şekilde kanıtlanamadığı gibi, eylem nedeniyle işverenin herhangi bir zararı oluşmadığından feshin haklı nedene dayandığının kabulü mümkün değildir. Bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir&#8230;”<br />
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p><strong>HUKUK GENEL KURULU KARARI</strong></p>
<p>Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:<br />
Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.</p>
<p>Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde ön saha satış elemanı olarak çalıştığını,iş akdinin hiçbir sebep gösterilmeksizin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalı şirketten tahsilini istemiştir.</p>
<p>Davalı işveren vekili, davacı işçinin çalışma süresi boyunca hiçbir zaman gereken performansı gösteremediğini, kurallara ve talimatlara uymadığı gibi sürekli kasa açığına sebebiyet verdiğini, son olarak 21.03.2009 tarihinde 07.00-15.00 vardiyasında çalışırken 152,02 TL’lik bir satışta satış fişine aracın plakasını yazması gerektiği halde müşteri tarafından beyan edilen şirket adını yazdığını, konuyla ilgili alınan savunmasında ise durumu kabul ettiğini bu kabul beyanı üzerine iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ve davacı işçinin herhangi bir hak ve alacağının da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>
<p>Yerel Mahkemece, akaryakıt istasyonundaki satışlarda satış fişine ilgili aracın plakasının yazılması gerektiği, aksine bir uygulamanın idari para cezası yaptırımına tabi tutulduğu, davacının imzasını taşıyan “Akaryakıt Satış, Kredi Kartı ve Smart Kart Prosedürü” başlıklı belgede yanlış plakaya fiş kesen ya da yazarkasa uygulamalarında prosedür dışına çıkan personelin haklı nedenle tazminatsız olarak derhal iş sözleşmesinin feshedileceği ifadesinin yer aldığı, feshe konu eylemin vergi kaçakcılığına sebebiyet verdiği gibi davalı şirketi de zarara uğratma tehlikesi oluşturduğu bu nedenle iş sözleşmesi davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</p>
<p>Hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.<br />
Yerel Mahkemece, feshe konu olayın bazı şirketler ile benzin pompacılarının anlaşmasına ilişkin olduğu, bu şekilde ilgili şirketlere vergiden düşme sağlandığı, dolayısıyla söz konusu eylemin &#8220;yapmak ile ödevli olduğu görevlerin kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar edilmesi&#8221; olarak değerlendirilemeyeceği, davacının benzin doldurulan araç yerine anlaşma sağlanan şirket araçlarına yakıt alım fişi düzenleyerek ilgili şirkete menfaat sağlanmasının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar olarak değerlendirildiği ve iş sözleşmesinin bu nedenle davalı işveren tarafından 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesi gereğince doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar sebebiyle feshedildiği belirtilerek, önceki kararın gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.</p>
<p>Direnme hükmü, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.<br />
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, buradan varılacak sonuca göre de davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.<br />
İş sözleşmesi kural olarak, feshi ihbar sonucu veya belirli bir süre için yapılmışsa, bu sürenin dolmasıyla ortadan kalkar. Ancak İş Kanunu ve Borçlar Kanunu işçi ve işverene belirli veya belirsiz süreli bir iş sözleşmesini derhal ortadan kaldırma olanağını da tanımıştır. Bu nedenle işveren, işçiyi hemen işyerinden uzaklaştırabileceği gibi; işçi de derhal işi bırakma yetkisine sahiptir. Buna karşılık, işçinin veya işverenin iş sözleşmesini hemen bozabilmesi için ortada haklı bir nedenin bulunmasına gerek vardır. İşte, bu tür feshe haklı nedenle fesih (derhal fesih veya süresiz fesih) adı verilir (Tunçomağ, Kenan-Centel, Tankut, İş Hukukunun Esasları, İstanbul 2008, 5. Bası, s. 204).<br />
Haklı nedenle fesih hakkı, dürüstlük kuralları gereği iş ilişkisini sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek tarafa belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmesini derhal feshetme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. Sürekli borç ilişkileri yaratan iş akdinde ortaya çıkan bir durum nedeniyle bu ilişkiye devam edilmesi taraflardan biri için çekilmez hale gelmişse haklı nedenle derhal fesih hakkı ortaya çıkar. Akdi ilişkiye devamın çekilmez (katlanılmaz) hale gelip gelmediğinin ölçüsünü objektif iyi niyet, yani dürüstlük kuralları oluşturur.<br />
Haklı nedenle fesih hakkı da süreli fesih gibi bozucu yenilik doğuran bir hak olup, bu hakların tüm özelliklerini taşır. Haklı nedenle fesih karşı tarafın kabulüne gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanıyla iş akdini derhal sona erdirir (Süzek, Sarper, Ankara, İş Hukuku, 2005 2. Bası, s. 500).<br />
4857 sayılı İş Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri, iş akdinin işçi ve işveren tarafından haklı nedenle derhal fesih hallerini düzenlemektedir.<br />
4857 sayılı Kanun´un “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 25. maddesi:<br />
“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:<br />
II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:<br />
a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.<br />
b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.<br />
c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.<br />
d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.<br />
e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.<br />
f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.<br />
g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.<br />
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.<br />
ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.<br />
İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.”şeklinde düzenlenmiştir.<br />
4857 sayılı İş Kanunu´nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih imkânının olduğu açıklanmıştır.<br />
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi davalıya ait akaryakıt istasyonunda satış elemanı olarak çalışmaktayken, iş sözleşmesi yaptığı bir satış nedeniyle, imzasını taşıyan “Akaryakıt Satış, Kredi Kartı ve Smart Kart Prosedürü”ne aykırı olarak satış fişine araç plakasını yazması gerekirken, müşteri tarafından beyan edilen şirket ismini yazdığı gerekçesiyle, 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e ve h maddeleri gereğince feshedilmiştir.<br />
Bilindiği üzere; davacı işçi, iş görme edimini işverenin emir ve talimatlarına uygun olarak yerine getirmekle mükelleftir. Ne var ki,işverenin talimatları işçinin eğitimi,yeteneği,fiziksel yeterliliği ile bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile getirtilen sınırlamalara da aykırılık oluşturmamalıdır. 1475 sayılı Kanun’un aksine 4857 sayılı Kanun’da işçinin “görevi yapmamakta ısrar etmesi” koşulu aranmaktadır.Bu nedenle de işçinin görevi hatırlatıldığı halde sadece bir kez yapmaması yeterli görülmemiş, görevin hatırlatılmasının ardından devamlılık arz etmesi şartı aranmıştır.<br />
Yine sadakat borcu, iş ilişkisinin karşılıklı borç doğuran kişisel bir ilişki olmasının doğal bir sonucudur. Sadakat borcunu ihlal eden işçi davranışlarının neler olabileceğinin önceden belirlenmesi ve tek tek sayılması mümkün değildir. İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinin “e” fıkrasına göre işçinin “işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” işverene haklı nedenle derhal fesih hakkı vermekte ise de; hükümde belirtilen doğruluk ve bağlılığa uymayan bazı durumlar örnek olarak sayılmış ve benzeri fiillerin de borcun ihlalini oluşturacağı kabul edilmiştir. Bu durumda, işçinin hangi eyleminin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış olarak kabul edilmesi gerektiği hususunda hakim, iş ve çalışma hayatının gerekleri ile toplumsal ilişki ve gelenekleri göz önüne alarak somut olayın özelliklerine göre bir sonuca varmalıdır.<br />
Hal böyle olunca; feshe konu eylemin sadece bir kez meydana geldiği, davacı işçinin aynı eylem nedeniyle çalışma süresi boyunca almış olduğu bir uyarının da bulunmadığı, dolayısıyla görevini yapmamakta ısrar ettiği usulünce ispatlanamadığı gibi, dosya kapsamı itibariyle davacının menfaat elde etme saikiyle hareket ettiğine ve davalı şirketin de bu eylem nedeniyle zarara uğradığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, bir kez gerçekleşen eylem nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesinin ağır sonuçlar ortaya çıkardığı da dikkate alındığında, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği gerekçe gösterilerek davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br />
Hukuk Genel Kurulu görüşmeleri sırasında, davacı işçiye işin nasıl yapılması gerektiği hususunda yazılı talimat verildiği ,davacı işçinin çalışma süresi boyunca değişik eylemler nedeniyle birçok kez uyarı aldığı dolayısıyla davalı işveren feshinin haklı nedene dayandığı, bu itibarla direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.</p>
<p>Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.</p>
<p><strong>S O N U Ç</strong> : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu´nun 8/son maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 14.12.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/iscilik-alacagi-davasi-yargitay-karari/">İşçilik Alacağı Davası Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mal Rejimi Tasarrufundan Kaynaklanan Alacak Yargıtay Kararı</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/mal-rejimi-tasarrufundan-kaynaklanan-alacak-yargitay-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2024 08:03:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mal Rejimi Tasarrufundan Kaynaklanan Alacak]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mal Rejimi Tasarrufundan Kaynaklanan Alacak Yargıtay Kararı ile ilgili tüm detaylara siteden göz atabilir ve bu emsal kararı inceleyebilirsiniz, benzer hususlar için sitemizdeki numaralarımızı aramaktan asla çekinmeyiniz. 8. Hukuk Dairesi 2020/3703 E. , 2021/3796 K. MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Mal Rejimi Tasarrufundan Kaynaklanan Alacak İLK DERECE MAHKEMESİ [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/mal-rejimi-tasarrufundan-kaynaklanan-alacak-yargitay-karari/">Mal Rejimi Tasarrufundan Kaynaklanan Alacak Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mal Rejimi Tasarrufundan Kaynaklanan Alacak Yargıtay Kararı ile ilgili tüm detaylara siteden göz atabilir ve bu emsal kararı inceleyebilirsiniz, benzer hususlar için sitemizdeki numaralarımızı aramaktan asla çekinmeyiniz.</p>
<p><strong>8. Hukuk Dairesi 2020/3703 E. , 2021/3796 K.</strong><br />
<strong>MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi</strong><br />
<strong>DAVA TÜRÜ : Mal Rejimi Tasarrufundan Kaynaklanan Alacak</strong><br />
<strong>İLK DERECE</strong><br />
<strong>MAHKEMESİ : Kayseri 1. Aile Mahkemesi</strong></p>
<p>Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kayseri 1 Aile Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 2019/245 Esas, 2020/35 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:</p>
<p>K A R A R</p>
<p>Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK´nin 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4,90 TL´nin temyiz edenden alınmasına, 22.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>
<p>Tokat ilinin önde gelen hukuk bürolarından olan Gülsün Hukuk&#8217;ta sizler için işinde uzman avukatlarımız görev yapmaktadır. Benzeri durumlar için ekiplerimize sitemizdeki numaramızdan ulaşabilir ve dilerseniz whatsapp hattından hukuki destek için danışmanlık talep edebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/mal-rejimi-tasarrufundan-kaynaklanan-alacak-yargitay-karari/">Mal Rejimi Tasarrufundan Kaynaklanan Alacak Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Nedeniyle Hasara Uğrayan Bina Yargıtay Kararı</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/deprem-nedeniyle-hasara-ugrayan-bina-yargitay-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2023 08:02:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Nedeniyle Hasara Uğrayan Bina]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2097</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem Nedeniyle Hasara Uğrayan Bina Yargıtay Kararı içeriğine Gülsün Hukuk Bürosu&#8217;nun kurumsal sitesinden hemen erişebilirsiniz. T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/874 Esas KARAR NO : 2021/483DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 08/12/2020 KARAR TARİHİ : 26/04/2021 KARARIN YAZIM TARİHİ : 26/05/2021 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/deprem-nedeniyle-hasara-ugrayan-bina-yargitay-karari/">Deprem Nedeniyle Hasara Uğrayan Bina Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deprem Nedeniyle Hasara Uğrayan Bina Yargıtay Kararı içeriğine Gülsün Hukuk Bürosu&#8217;nun kurumsal sitesinden hemen erişebilirsiniz.</p>
<p><strong>T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</strong></p>
<p><strong>ESAS NO : 2020/874 Esas</strong><br />
<strong>KARAR NO : 2021/483DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)</strong><br />
<strong>DAVA TARİHİ : 08/12/2020</strong><br />
<strong>KARAR TARİHİ : 26/04/2021</strong><br />
<strong>KARARIN YAZIM TARİHİ : 26/05/2021</strong><br />
<strong>Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,</strong><br />
<strong>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:</strong></p>
<p>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait tapuda &#8230;.. İlçesi, &#8230;.. pafta, &#8230;.. parselde kayıtlı, &#8230;. Mah. &#8230;.. Cad. No:&#8230;. de bulunan binanın ( Yapı Kimlik No:&#8230;..) 26/09/2019 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle hasara uğradığını, müvekkilinin söz konusu binada 7 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, deprem nedeniyle oluşan hasarın ilgili birimlere bildirildiğini, &#8230;&#8230; Belediyesi&#8217;nce riskli yapı araştırılması yapıldığını ve taşınmazın 26/09/2019 tarihli deprem nedeniyle ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle 01/11/2019 tarihinde riskli yapı tespit raporu düzenlendiğini, işbu rapora göre söz konusu binanın riskli yapı olduğunun belirlendiğini, riskli yapı tespit raporunun kesinleşmesi üzerine &#8230;&#8230; Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü&#8217;nün 06/03/2020 tarihli &#8230;&#8230; sayılı yazısı ile söz konusu taşınmaz ile ilgili aboneliklerin sonlandırılması ve binanın tahliyesinin sağlandığını, bunun üzerine Belediye tarafından verilen yıkım kararına istinaden 2020 Mart ayında binanın yıkım işlemine geçildiğini ve bina yıkım masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, DASK zorunlu deprem sigortası kapsamında müvekkiline ait &#8230;.. Mah. &#8230;. Cad. No:7&#8217;de yer alan ve yıkılan binada yer alan 7 numaralı bağımsız bölümde kain daire için 30/06/2019 başlangıç ve 30/06/2020 bitiş tarihli 30/06/2020 tanzim tarihli &#8230;&#8230;numaralı DASK sigorta poliçesi düzenlendiğini, düzenlenen bu poliçe hükümlerine göre sigortalanan daire için 62.300,00-TL sigorta teminat bedeli belirlendiğini, Belediyenin yıkım kararında da binanın yıkım sebebi olarak da 26/09/2019 tarihli deprem nedeniyle uğradığı ağır hasar olarak belirtildiğini, bu nedenlere davanın kabulüne karar verilerek &#8230;&#8230; sayılı DASK Poliçesi kapsamında sigorta teminat bedeli olan 62.300,00-TL&#8217;nin hasarın meydana geldiği 26/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; DASK, önemli bir sosyal işlevi olan, kâr etme amacı bulunmayan, deprem ve diğer doğal afetlerin Devlete getirdiği mali yükü önemli ölçüde azaltacak olan ve esas gelirlerini sigorta primleri ile bunlardan elde edilen mali gelirlerin oluşturduğu bir kurum olduğunu, binada meydana gelen hasarın deprem sebebiyle meydana gelip gelmediğinin nasıl ve kimlerce yapılacağının ise yasal düzenlemelerle (Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği) açıkça belirlendiğini, somut olayda binanın yıkılmasına karar veren kamu otoritesinin yalnızca yıkıma karar verdiğini, binanın deprem öncesi durumu ile deprem sonrası durumu arasındaki deprem güvenliği farklılığına ilişkin bir değerlendirme içermediğini, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarının A.3.6 maddesi “Belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle zamanla oluşan zararlar”ın teminat dışında kalacağı hükmüne havi olduğunu, meydana gelen depremde taşıyıcı kolonları hasarlanmadığını ve rizikodan önceki haline onarımla getirilmesi mümkün olduğunun teknik açıdan belirlendiğini hasarların bulunduğu bir binada, binanın yapısal durumu da dikkate alınarak yeni mevzuat gereği afet dönüşüm kapsamına alınarak verilmiş yıkım kararı sonucu oluşan zarar ile deprem sonucu doğrudan meydana gelen hasarlar arasında nedensellik ilişkisi olmadığını, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılması yasal olarak iyileştirme olduğunu Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında olmadığını zorunlu deprem sigortası poliçeleri sigortalıların beyanlarına göre oluşturulduğunu, poliçedeki teminat miktarının DASK&#8217;ın sorumluluğunun üst sınırını teşkil etmekte ve zararın meydana geldiği tarihteki serbest piyasa rayiç birim fiyatlarına göre hasar bedelinin (davacıya ait konutun yeniden yapım maliyetinin) belirlenmesi gerektiğini, sigorta poliçesindeki deprem rizikosunun amacının deprem nedeniyle meydana gelen hasarın yani riziko nedeniyle oluşan gerçek zararın giderilmesi olup, rizikonun yapının yapım eksikliğinden mi yoksa depremden mi meydana gelip gelmediği, zararın Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğini, taraflar arasındaki ilişki her iki taraf için ticari iş niteliğinde olmadığından avans faizi talebi de yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :</p>
<p>28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren ve işbu dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2.maddesinde kanunun kapsamı; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Aynı kanunun “tanımlar” başlıklı 3/ı) bendinde sağlayıcı; &#8220;Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,&#8221; 3/k bendinde tüketici; &#8220;Ticari ya da mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,&#8221; 3/l bendinde ise tüketici işlemi; “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.</p>
<p>Ayrıca, 6502 sayılı kanunun 73. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.</p>
<p>Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re&#8217;sen gözetilir.</p>
<p>Somut uyuşmazlık, davacı ile davalı kurum arasında gerçekleştirilen sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davaya konu poliçede daire kullanım şeklinin mesken olarak belirtilmiş olması ve açıklanan yasal düzenlemer kapsamında, davacının tüketici olduğu, uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığından davaya bakmakta görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle görevli mahkemenin Tüketici mahkemeleri olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br />
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;</p>
<p>1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK&#8217;nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,<br />
2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi OLDUĞUNA,<br />
3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,<br />
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK&#8217;nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,<br />
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,</p>
<p>Dair, 6100 sayılı HMK&#8217;nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzünde davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/04/2021</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/deprem-nedeniyle-hasara-ugrayan-bina-yargitay-karari/">Deprem Nedeniyle Hasara Uğrayan Bina Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trafik Kazası Destekten Yoksun Bırakma Emsal Karar</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/trafik-kazasi-destekten-yoksun-birakma-emsal-karar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2023 19:07:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[trafik kazası]]></category>
		<category><![CDATA[Trafik Kazası Destekten Yoksun Bırakma Emsal Karar]]></category>
		<category><![CDATA[trafik kazası tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2066</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trafik Kazası Destekten Yoksun Bırakma Emsal Karar içeriğinin yer aldığı bu karara hemen Gülsün Hukuk Bürosu&#8217;nun web sitesinden göz atabilir ve aklınıza takılan tüm hususlar için bize ulaşabilirsiniz. T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/trafik-kazasi-destekten-yoksun-birakma-emsal-karar/">Trafik Kazası Destekten Yoksun Bırakma Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trafik Kazası Destekten Yoksun Bırakma Emsal Karar içeriğinin yer aldığı bu karara hemen Gülsün Hukuk Bürosu&#8217;nun web sitesinden göz atabilir ve aklınıza takılan tüm hususlar için bize ulaşabilirsiniz.</p>
<p>T.C.<br />
ANTALYA<br />
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br />
5. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br />
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I</p>
<p><strong>İNCELENEN KARARIN</strong><br />
<strong>MAHKEMESİ :ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</strong><br />
<strong>TARİHİ :07/10/2022</strong><br />
<strong>DAVANIN KONUSU :Tazminat</strong><br />
<strong>MAHKEMESİ :KUMLUCA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ</strong><br />
<strong>TARİHİ :01/11/2021</strong><br />
<strong>DAVANIN KONUSU :Tazminat</strong><br />
<strong>KARAR TARİHİ :08/11/2022</strong><br />
<strong>KARAR YAZIM TARİHİ :08/11/2022</strong></p>
<p>Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti: Davacılar vekili 01/07/2016 havale tarihli dava dilekçesi ile özetle; davacı müvekkillerinin murisi &#8230;&#8217;nin 11/04/2016 günü &#8230; ili, &#8230; ilçesinde kendisinin kullanmış olduğu &#8230; plakalı &#8230;- &#8230; marka otomobil ile sürücüsü &#8230;&#8217;in &#8230; plakalı mercedes-benz marka minibüs arasında meydana gelen elim trafik kazası sonucu vefat ettiğini, müteveffa ile eşi &#8230;&#8217;ın diğer davacı çocuklarını arkasında desteğinden yoksun bıraktığını, müvekkillerinin murisi &#8230;&#8217;nin kullandığı otomobilin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı davalı &#8230; A.Ş olduğunu, davalılardan &#8230; ve &#8230;&#8217;in aracın işletmesi olması sebebiyle müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarını müştereken ve müteselsilen karşılamak zorunda olduğunu, 2.000,00 TL&#8217;nin destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen , 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avansı faizi ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalılar &#8230;, araç sürücüsü &#8230;&#8217;den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkili &#8230;&#8217;a ödenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren, &#8230; ve &#8230;&#8217;in müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkiline &#8230;&#8217;ya, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile &#8230; ve &#8230;&#8217;in müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkili &#8230;&#8217;a ödenmesine, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte hesaplanarak davalılardan &#8230; ve &#8230;&#8217;in alınarak müvekkili &#8230;&#8217;ye verilmesine, dava harç ve masraflarının, vekalet ücretinin davalı tarafa müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.</p>
<p>Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 01/11/2021 tarih ve &#8230; Esas &#8230; Karar ilamı ile; Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu&#8217;nun 07/07/2021 tarihli 608 sayılı kararı gereğince mahkemenin ticaret mahkemesi sıfatının kalmaması nedeni ile dosyanın görevli ve yetkili Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.</p>
<p>Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07/10/2022 tarih ve &#8230; Esas &#8230; Karar sayılı ilamı ile mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli ve yetkili Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.</p>
<p>Bu durumda sorunun merci tayini yoluyla çözülebileceği tespit edilmiştir<br />
Delillerin Değerlendirilmesi İle Hukuki Sebepler ve Gerekçe:<br />
Dava Tazminat istemine ilişkindir.</p>
<p>Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu&#8217;nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararında; Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Alanya ve Manavgat Ağır Ceza Mahkemeleri yargı çevresi olarak belirlenmesine işbu kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildiği, Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 01/11/2021 tarih ve &#8230; Esas &#8230; Karar ilamında ise yukarıda açıklanan karar uyarınca görevsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>6100 sayılı HMK’nın 1. Maddesinde mahkemelerin görevlerinin ancak kanunla düzenleneceği, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde ise ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6335 sayılı Kanun&#8217;un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde ise, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyeceği düzenlendiğinden yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin esasının görülmesi gerektiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Dava açmanın maddi hukuk ve yargılama hukuku bakımından birtakım sonuçları vardır. Dava açmanın yargılama hukukuna ilişkin en önemli sonuçlarından biri davanın açılması anında görevli ve yetkili olan mahkemenin artık sabit hale gelmesidir (perpetuatio fori). Bu ilkeye göre sonradan ortaya çıkan değişiklikler görevi ve yetkiyi etkilemez. Bu çerçevede ortaya çıkan ikinci önemli sonuç da mahkemenin davayı inceleme zorunluluğunun doğmasıdır. Nitekim yasa değişikliklerinde dahi ayrı ve açık bir geçiş hükmü yoksa mahkemeler görevsizlik kararı vererek ellerinde derdest bulunan dosyaları yeni kurulan mahkemeye gönderemezler; bunlara bakıp sonuçlandırmak zorundadırlar.</p>
<p>Yukarıda açıklanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında, yargı çevresinin belirlenmesine ilişkin kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verildiği, görülmekte olan davaların devri ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, söz konusu genel kurul kararının görülmekte olan davaların da devredilmesi gerektiği şeklinde yorumlanarak kapsamının genişletilemeyeceği, 01/09/2021 tarihinden önce açılan eldeki davada görevli ve yetkili mahkemenin (asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla) Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.</p>
<p>Açıklanan nedenlerle davaya Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) bakılması gerekirken Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden görevsizlik kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.</p>
<p>H Ü K Ü M/: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere</p>
<p>1-Davaya Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) bakılması gerekirken Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, HMK.nın 353/1-a, 353/3 maddeleri gereğince Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 01/11/2021 tarih ve &#8230; Esas &#8230; Karar sayılı görevsizlik kararının KALDIRILMASINA,</p>
<p>2-Yargı yeri olarak Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin belirlenmesine,<br />
Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne iadesine dosya üzerinden oy birliği ile KESİN olmak üzere karar verildi.08/11/2022</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/trafik-kazasi-destekten-yoksun-birakma-emsal-karar/">Trafik Kazası Destekten Yoksun Bırakma Emsal Karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet Tespiti İstemine İlişkin Yargıtay Kararı</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/hizmet-tespiti-istemine-iliskin-yargitay-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2023 11:14:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet Tespiti İstemine İlişkin]]></category>
		<category><![CDATA[iş hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[iş hukuku avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmet Tespiti İstemine İlişkin Yargıtay Kararı detaylarına kurumsal web sitemiz aracılığıyla erişebilir ve en iyi bilgileri Tokat ilinde bulunan uzman iş hukuku avukatları ile calısabilirsiniz. 10. Hukuk Dairesi 2020/11083 E. , 2021/3321 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma sonrası ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı şirket [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/hizmet-tespiti-istemine-iliskin-yargitay-karari/">Hizmet Tespiti İstemine İlişkin Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmet Tespiti İstemine İlişkin Yargıtay Kararı detaylarına kurumsal web sitemiz aracılığıyla erişebilir ve en iyi bilgileri Tokat ilinde bulunan uzman iş hukuku avukatları ile calısabilirsiniz.</p>
<p><strong>10. Hukuk Dairesi 2020/11083 E. , 2021/3321 K.</strong></p>
<p><strong>Mahkemesi :İş Mahkemesi</strong></p>
<p>Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.<br />
Mahkemece, bozma sonrası ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br />
Hükmün, davalı şirket ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.</p>
<p>Davacının, davalı &#8230; nezdinde, “2003/Mayıs ayından, 14.08.2011 tarihine kadar sigortalı hizmetinin tespitini talep ettiği davada, Mahkemece bozma sonrası ilamında; davacı &#8230; ’in, davalı &#8230; 011119953.35 işyeri sicil nolu Restoran işyerinde; 01.05.2003 &#8211; 30.09.2003 tarihleri arası hizmet süresinin tespiti talebinin hak düşürücü süreye uğraması nedeniyle reddine, 01.10.2003 &#8211; 20.04.2005 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücret ile sürekli olarak 560 gün çalıştığı, 560 günlük hizmetinin tamamının Kuruma bildirildiği, 10.02.2006 &#8211; 14.08.2011 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücret ile sürekli olarak 2060 gün çalıştığı, 1199 günlük hizmetinin Kuruma bildirildiği, 861 günlük hizmetinin Kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.</p>
<p>Dosyadaki kayıtların incelenmesinde, davacının davalı &#8230;’nde 10.02.2006-31.10.2011 tarihleri arasındaki çalışma süresinin 2060 gün olduğunun tespit edilmesine karşın, davacının hizmet tespitine konu sürelerden, 10.02.2006 tarihi ile talep sonu tarihi olan 14.08.2011 tarihleri arasındaki toplam gün sayısının 1984 gün oluşu ve yine anılan dönem bazında Kuruma bildirilen toplam sigortalı hizmet süresinin 1123 gün olması karşısında, davacı yanın talep sonu tarihi dikkate alınmadan, davacının hizmetinin tespitine konu 10.02.2006 &#8211; 14.08.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden, toplam gün sayılarının ve Kuruma bildirilen gün sayılarının yanlış belirlenerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.</p>
<p>Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.</p>
<p>SONUÇ: Mahkeme kararının hüküm bölümünün 3 nolu bendinde yer alan “&#8230; 10.02.2006 &#8211; 14.08.2011 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücret ile sürekli olarak 2060 gün çalıştığı,1199 günlük hizmetinin Kuruma bildirildiği, 861 günlük hizmetinin Kuruma bildirilmediğinin tespitine” ifadesininin silinmesine, yerine “&#8230; 10.02.2006 &#8211; 14.08.2011 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücret ile sürekli olarak 1984 gün çalıştığı, 1123 günlük hizmetinin Kuruma bildirildiği, 861 günlük hizmetinin Kuruma bildirilmediğinin TESPİTİNE” yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı &#8230;&#8217;ne iadesine, 15/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/hizmet-tespiti-istemine-iliskin-yargitay-karari/">Hizmet Tespiti İstemine İlişkin Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendiliğinden Velayetin Babaya Kalması Yargıtay Kararı</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kendiliginden-velayetin-babaya-kalmasi-yargitay-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2022 12:13:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[baba velayet hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[babaya velayet]]></category>
		<category><![CDATA[Kendiliğinden Velayetin Babaya Kalması]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendiliğinden Velayetin Babaya Kalması Yargıtay Kararı konusu içeren bu içeriğimize Gülsün Hukuk Bürosu&#8217;nun kurumsal sitesinden hemen erişebilir ve merak ettikleriniz için alanında uzman avukatlarımızdan anında destek alabilirsiniz. 2. Hukuk Dairesi 2010/10892 E. , 2011/1175 K. MAHKEMESİ :Sincan 2. Aile Mahkemesi TARİHİ :08.03.2010 NUMARASI :Esas no: 2009/649 Karar no:2010/230 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kendiliginden-velayetin-babaya-kalmasi-yargitay-karari/">Kendiliğinden Velayetin Babaya Kalması Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendiliğinden Velayetin Babaya Kalması Yargıtay Kararı konusu içeren bu içeriğimize Gülsün Hukuk Bürosu&#8217;nun kurumsal sitesinden hemen erişebilir ve merak ettikleriniz için alanında uzman avukatlarımızdan anında destek alabilirsiniz.</p>
<p><strong>2. Hukuk Dairesi 2010/10892 E. , 2011/1175 K.</strong></p>
<p><strong>MAHKEMESİ :Sincan 2. Aile Mahkemesi</strong><br />
<strong>TARİHİ :08.03.2010</strong><br />
<strong>NUMARASI :Esas no: 2009/649 Karar no:2010/230</strong></p>
<p>Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.</p>
<p>1-Velayet, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar (TMK.Md.337-340-342-346). Velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, ana ve babanın velayet görevlerine müdahale olunamaz. Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana aittir (TMK.md.336/3). Evlilik devam ederken annenin vefat ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda velayet kendiliğinden yasa gereği tek başına babaya kalmıştır. Babanın velayetinin kaldırıldığına ilişkin bir mahkeme hükmü bulunmamaktadır. Babanın velayetin kaldırılmasını gerektirecek olumsuz bir durumu da tespit edilememiştir.</p>
<p>Velayet babada olduğu halde, Türk Medeni Kanununun 346&#8217;ıncı maddesi koşulları da gerçekleşmemişken; küçüğün davacı babaya teslimine karar verilecek yerde; babanın velayeti fiilen kullanamaması sonucunu doğuracak şekilde küçük Halil E.davalılara teslimine dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.<br />
2-Kabule göre de; davalılar tarafından küçükle kendileri arasında kişisel ilişki kurulmasına yönelik (TMK.md.325) bir dava bulunmadığı halde; yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.</p>
<p>SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1.bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.26.01.2011 (Çrş.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kendiliginden-velayetin-babaya-kalmasi-yargitay-karari/">Kendiliğinden Velayetin Babaya Kalması Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçüğün Velayet Durumunun Açık Olması Yargıtay Kararı</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kucugun-velayet-durumunun-acik-olmasi-yargitay-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2022 12:11:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[Küçüğün Velayet Durumunun Açık Olması]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçüğün Velayet Durumunun Açık Olması Yargıtay Kararı konulu bu içeriğe kurumsal sitemizden hemen erişebilir ve aklınıza takılan hususlar için uzman avukatlarımızdan anında destek alabilirsiniz. Hukuk Büromuz Tokat ilinde bulunmaktadır. 20. Hukuk Dairesi 2016/12670 E. , 2016/10134 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Kısıtlı adayı hakkında vesayet hukukuna ilişkin olarak açılan davada &#8230; Aile ve &#8230; Sulh [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kucugun-velayet-durumunun-acik-olmasi-yargitay-karari/">Küçüğün Velayet Durumunun Açık Olması Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçüğün Velayet Durumunun Açık Olması <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Yargıtay Kararı</a> konulu bu içeriğe kurumsal sitemizden hemen erişebilir ve aklınıza takılan hususlar için uzman avukatlarımızdan anında destek alabilirsiniz. Hukuk Büromuz Tokat ilinde bulunmaktadır.</p>
<p><strong>20. Hukuk Dairesi 2016/12670 E. , 2016/10134 K.</strong></p>
<p><strong>MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi</strong></p>
<p>Kısıtlı adayı hakkında vesayet hukukuna ilişkin olarak açılan davada &#8230; Aile ve &#8230; Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:</p>
<p>K A R A R</p>
<p>Sincan İlçe Nüfus Müdürlüğünce küçük &#8230;&#8217;ın anne ve babasının boşanma tarihinden sonra nüfusa tescil edildiği belirtilerek küçüğün velayet durumunun açık olduğu gerekçesiyle aile mahkemesine ihbarda bulunulmuştur.<br />
&#8230; Aile Mahkemesince, velayet altında bulunmayan her küçüğün vesayet altına alınacağından bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.</p>
<p>&#8230; Sulh Hukuk Mahkemesince, TMK&#8217;nın 335. maddesinde yer alan &#8221;Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. Hakim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velayeti altında kalırlar&#8221; hükmü gereğince asıl olanın küçüğün velayet altında bulundurulması olduğu, velayeti askıda olan küçüğün anne ve babasının sağ ve ergin oldukları, velayet hakkının kullanılmasına dair yasal bir engelin olmadığı gerekçesiyle öncelikle velayetin düzenlenmesinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.<br />
Türk Medeni Kanununun 335. maddesine göre, &#8221;Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz. Hakim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.&#8221;</p>
<p>Dosya kapsamından, 04.08.2014 tarihinde doğan &#8230;&#8217;ın anne ve babasının 17.06.2014 tarihinde boşandıkları ve küçüğün boşanmadan sonra 07.08.2014 tarihinde nüfusa tescil edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; velayet hükümlerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğinden uyuşmazlığın çözümünde &#8230; Aile Mahkemesi görevlidir.</p>
<p>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK&#8217;nın 21. ve 22. maddeleri gereğince &#8230; Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 07.11.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/kucugun-velayet-durumunun-acik-olmasi-yargitay-karari/">Küçüğün Velayet Durumunun Açık Olması Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigortalının Başlangıcının Tespiti Yargıtay Kararı</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sigortalinin-baslangicinin-tespiti-yargitay-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2022 10:59:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[iş avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[sgk avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[Sigortalının Başlangıcının Tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2024</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigortalının Başlangıcının Tespiti Yargıtay Kararı detaylarına kurumsal sitemizden hemen erişebilir ve alanında uzman kadromuzdan teklif alabilirsiniz. İş hukuku alanında tecrübe sahibi avukatlarımız ile Türkiye&#8217;nin her yerinde hizmetteyiz. Sigortalılığın oluşumu için çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Yöntemince düzenlenerek süresi içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe gidiğini göstermekte ise de, fiili çalışmanın kanıtlanması açısından tek başına [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sigortalinin-baslangicinin-tespiti-yargitay-karari/">Sigortalının Başlangıcının Tespiti Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sigortalının Başlangıcının Tespiti Yargıtay Kararı detaylarına kurumsal sitemizden hemen erişebilir ve alanında uzman kadromuzdan teklif alabilirsiniz. İş hukuku alanında tecrübe sahibi avukatlarımız ile Türkiye&#8217;nin her yerinde hizmetteyiz.</p>
<p>Sigortalılığın oluşumu için çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Yöntemince düzenlenerek süresi içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe gidiğini göstermekte ise de, fiili çalışmanın kanıtlanması açısından tek başına yeterli kabul edilemez.</p>
<p>Fiili çalışmanın varlığı, sigortalılığın tespiti davalarında uygulanan ilkelere göre belirlenmelidir.</p>
<p><strong>YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E: 2003/21-634 K: 2003/572 T: 15/10/03</strong></p>
<p>Taraflar arasındaki &#8220;tesbit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 1. İş Mahkemesi&#8217;nce davanın kabulüne dair verilen 18.06.2002 gün ve 2002/59 E., 268 K. sayılı kararın incelenmesi davalı SSK vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi&#8217;nin 12.12.2002 gün ve 2002/7261-10558 sayılı ilamı ile; “Bir.kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin 506 sayılı Yasa&#8217;nın 2. maddesinin belirlediği biçimde eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön özellikle Sosyal Sigortalar Kanunu&#8217;nun 6. maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 30.06.1999 gün ve 1999/21-549 Esas, 1999/555 sayılı Kararında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.</p>
<p>Yapılacak iş, davacının çalıştığı işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamında bulunup bulunmadığı araştırılmak ve kendisi ile aynı dönemde birlikte çalışan ve SSK dönem bordrolarında gösterilen kişilerin, bunlar olmadığı takdirde komşu işyerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin bilgilerine başvurulmalı, doğum tarihine göre tesbit döneminde asker olup olmadığı araştırılmalı, tanık C.Ç., Müfettiş Raporuna göre davacının bildirildiğini belirttiğinden varsa tespit dönemine ait müfettiş raporunun da araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.</p>
<p>O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır&#8230;” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p><strong>TEMYİZ EDEN: Davalı SSK vekili</strong></p>
<p><strong>HUKUK GENEL KURULU KARARI</strong></p>
<p>Hukuk Genel Kurulu&#8217;nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan (&#8230;) sonra gereği görüşüldü:</p>
<p>Dava, sigortalılık başlangıcının 01.07.1976 olarak tespiti isteğine ilişkindir.</p>
<p>Davacı, davalılardan (&#8230;) Şirketi&#8217;nde 01.07.1976 tarihinde hizmet akdi ile çalışmaya başladığım, işe giriş bildirgesinin süresinde Kuruma verildiğini, ancak işveren tarafından aylık sigorta prim bildirgesi ve dönem bordrosunun Kuruma verilmemesi nedeniyle bu tarihin sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmediğini ileri sürerek sigortalılık başlangıcının 01.07.1976 olduğunun tespitini talep etmiştir.</p>
<p>Davalı (&#8230;) Şirketi ortaklarından H.D.T. davacının çalışıp çalışmadığını bilmediğini beyan etmiş, diğer ortaklar tebligata rağmen davaya cevap vermemişlerdir.</p>
<p>Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu vekili, salt işe giriş bildirgesinin varlığının fiili çalışmayı kanıtlamadığını, davacı için 1976 yılında Kuruma aylık bildirge verilmediğini ileri sürerek davarım reddini savunmuştur.</p>
<p>Mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği karar yukarıda belirtilen nedenle Özel Dairece bozulmuş, Mahkemece, “01.07.1976 tarihli işe giriş bildirgesinin süresinde Kuruma veı ildiği, davacı için 1976 yılında bordro verilmediğinin Kuramca bildirildiği, işyeri numarası verildiğinden işyerinin yasa kapsamında olduğu, aynı işyerinde ve komşu işyerinde çalışan işçilerin çalışmayı doğruladığı, yaşı itibariyle davacının 1976 yılında asker olamayacağı, işyerinden bordro verilmediğinden bordro tanıklarının tespit edilip dinlenemeyeceği, müfettiş raporunu davalı Kurumun ibraz etmesi gerektiği, toplanan delillerin yeterli olduğu gerekçesiyle davacının, 209469 no.lu davalı işyerinde 01.07.1976 yılında çalışmaya başladığına ve 1 gün süreyle asgari ücretli çalıştığına ilişkin” önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p>Davacıya ait 01.07.1976 tarihli işe giriş bildirgesi Kurama 08.07.1976 tarihinde verilmiş, 1976 yılı III ve IV dönem bordroları Kuruma verilmemiş, davacı için 01.01.1977 tarihinden sonra sigortaya bildirim yapılmıştır.</p>
<p>Uyuşmazlık; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesinin verilmiş olmasının yeterli olup olmadığı, ayrıca Kanunun 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmanın da aranmasının gerekip gerekmediği noktasındadır.</p>
<p>Gerçekten; 506 sayılı Kanun&#8217;un 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirtildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemi veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça; hizmet aktine dayanılarak dahi, sigortalılıktan söz edilemez.</p>
<p>Öncelikle fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği üzerinde durulmalıdır.</p>
<p>Hemen belirtilmelidir ki, fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Kanun&#8217;un 79. maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği&#8217;nin 17. maddesinde belirtilen dört aylık dönem bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe girdiğini göstermekte ise de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açsından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmanın varlığı, Yargıtay&#8217;ın 79/8 maddeye dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul ettiği ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, sigortalılığın tespiti istemini de içermektedir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle; işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve kamu düzenine dayalı bu tür davalarda, hakim, görevi gereği, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığım belirlemelidir. Bu davalarda da işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, aynı dönemde işyerinde çalışanlar saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı açıklanmalı, gerektiğinde komşu işyeri çalışanlarının da bilgilerine başvurularak gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır.</p>
<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 16.06.1999 gün ve 1999/21-510-527; 30.06.1999 gün ve 1999/21-549-555; 05.02.2003 gün ve 2003/21-35-64 sayılı kararlan da aynı doğrultuda olup Mahkemenin direnme kararında belirttiği Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 05.12.2002 gün ve 2001-21-1057-1094 Esas, Karar sayılı onama karan o davadaki somut olayın özelliği gözönünde tutularak verilmiştir.</p>
<p>Yerel Mahkemece bu gerekçeye dayalı bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme karan bu nedenle bozulmalıdır.</p>
<p>SONUÇ: Davalı SSK Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.1 0.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.</p>
<p>2004/3 2004/3</p>
<p>Karar detayı İstanbul Barosu Bilgi Havuzundan alınmıştır.</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/sigortalinin-baslangicinin-tespiti-yargitay-karari/">Sigortalının Başlangıcının Tespiti Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/banka-disindaki-diger-kredi-kuruluslarina-iliskin-duzenlemelerden-kaynaklanan-alacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 08:19:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[(Alacak)]]></category>
		<category><![CDATA[Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan]]></category>
		<category><![CDATA[kripto para]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=2005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) detaylarına kurumsal web sitemizden hemen erişebilir ve benzer hususlar için Tokat ilinde bulunan avukatlık büromuzdan destek alabilirsiniz. T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2021/672 Esas KARAR NO :2022/190 DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ:27/10/2021 KARAR TARİHİ:22/03/2022 Taraflar arasında görülen davanın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/banka-disindaki-diger-kredi-kuruluslarina-iliskin-duzenlemelerden-kaynaklanan-alacak/">Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) detaylarına kurumsal web sitemizden hemen erişebilir ve benzer hususlar için Tokat ilinde bulunan avukatlık büromuzdan destek alabilirsiniz.</p>
<p>T.C.<br />
İSTANBUL<br />
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ</p>
<p>ESAS NO:2021/672 Esas<br />
KARAR NO :2022/190</p>
<p>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br />
DAVA TARİHİ:27/10/2021<br />
KARAR TARİHİ:22/03/2022</p>
<p>Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:<br />
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br />
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/05/2021 tarihinde saat 17:00 civarlarında müvekkilinin &#8230; telefon numaralı ile kullandığı &#8230; marka &#8230; &#8230; model cep telefonuna 3.kişiler tarafından gönderilen bir yazılım neticesinde cep telefonun bloke edilerek kullanılmaz hale geldiğini, müvekkilinin davalı bankaya ait &#8230; Şubesi nezdinde &#8230; hesap numaralı banka hesabından bulunan 1.565 doların Türk lirasına çevrildiğini, aynı hesaba ait kredili mevduat hesabında bulunan 265 doların da Türk Lirasına çevrildiğini, müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan 3.kişiler tarafından müvekkilinin banka hesabında toplanan 15.000 TL kripto para alım satım platformu olan &#8230; Teknoloji A.Ş nezdinde bulunan müvekkiline ait &#8230; numaralı hesaba aktarıldığını, müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın gerçekleştirilen işlemler sadece davalı banka nezdinde bulunan hesabında değil, &#8230; A.Ş nezdinde bulunan banka hesabında da gerçekleştirildiğini belirterek müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın 14/05/2021 tarihinde gerçekleşen işlem ve eşlemler neticesinde müvekkilinin uğradığı toplam zarar olan 15.000 TL nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı.<br />
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı tarafından iddia edilen vakıada taraf olmayıp davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafından davaya konu işlemler nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafından yapılan işlemlerin gerçekleştirilmesi için kendisine banka tarafından doğrulama ve onay kodu gönderilmediğini iddia ettiğini, fakat dava konusu işlemlerin davacının onayı ile gerçekleştiğini, işlemler sistem üzerinden davacıya ait bilgilerin doğru girilmesiyle tamamlandığını, müvekkili tarafından davacıya bilgilendirme smslerinin atıldığını, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğini belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile cevap verdikleri anlaşıldı.</p>
<p>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br />
Dava; kusurlu bankacılık hizmetlerinden kaynaklı zararın tazmini davasıdır.<br />
28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.<br />
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73.maddesinde de Tüketici Mahkemeleri düzenlenmiş ve &#8221; Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir&#8221; denilmiştir.<br />
Somut davada; dosyaya sunulan bankacılık hizmetleri sözleşmesinin gerçek kişiler için düzenlenen sözleşme olduğu, işlem yapılan hesapların mevduat hesapları olduğu, ticari sözleşme ve ticari hesaplar olmadığı, davacının gerçek kişi olduğu bu nedenle görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.<br />
Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re&#8217;sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde, TTK 4. ve 5. Maddesi ve 6502 sayılı yasanın ilgili maddeleri gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Tüketici Mahkemesi&#8217;nde görülmesi gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br />
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br />
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden REDDİNE,<br />
2- Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,<br />
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK&#8217;nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,<br />
4-HMK&#8217; nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,<br />
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 22/03/2022</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/banka-disindaki-diger-kredi-kuruluslarina-iliskin-duzenlemelerden-kaynaklanan-alacak/">Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meslek Hastalığına Dayalı Rücuan Tazminat Yargıtay Kararı</title>
		<link>https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/meslek-hastaligina-dayali-rucuan-tazminat-yargitay-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsün Hukuk Bürosu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2022 10:31:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emsal Kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[işçi avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hastalığına Dayalı Rücuan Tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[tokat avukatları]]></category>
		<category><![CDATA[tokat iş davaları]]></category>
		<category><![CDATA[yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/?p=1997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meslek Hastalığına Dayalı Rücuan Tazminat Yargıtay Kararı içeriği Gülsün Hukuk Bürosu&#8216;nun kurumsal web sitesinde sizler için yayımlanmıştır. Kurumsal sitemizden hemen bu içeriği inceleyebilir ve benzer hususlar için alanında uzman avukatlarımızdan destek alabilirsiniz. 10. Hukuk Dairesi 2019/2212 E. , 2019/4234 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, meslek hastalığına dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/meslek-hastaligina-dayali-rucuan-tazminat-yargitay-karari/">Meslek Hastalığına Dayalı Rücuan Tazminat Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meslek Hastalığına Dayalı Rücuan Tazminat Yargıtay Kararı içeriği <strong>Gülsün Hukuk Bürosu</strong>&#8216;nun kurumsal web sitesinde sizler için yayımlanmıştır. Kurumsal sitemizden hemen bu içeriği inceleyebilir ve benzer hususlar için alanında uzman avukatlarımızdan destek alabilirsiniz.</p>
<p><strong>10. Hukuk Dairesi 2019/2212 E. , 2019/4234 K.</strong></p>
<p><strong>Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi</strong></p>
<p>Dava, meslek hastalığına dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.<br />
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.<br />
Hükmün, davacı Kurum ve davalı &#8230; vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi &#8230; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.</p>
<p>Davacı Kurum, 01.05.1974-21.03.1975 tarihleri arasında davalıya ait kireç ocağında tabancacı/barutçu olarak çalışırken yakalandığı iddia edilen meslek hastalığı (Mesleki Pnömokonyoz) sonucu %51 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı işçi &#8230;’e bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi uyarınca, davalı işverenden rücuan tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>5510 sayılı Kanun&#8217;un 14. maddesinde, “meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.” 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun “Tanımlar” başlıkla 3/1-1 bendinde “Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık” olarak tanımlanmıştır.<br />
Sigortalının mesleğini icrası sırasında sürekli tekrarladığı faaliyetlerden dolayı ya da icra edilen işin niteliği veya işin şartları nedeniyle mesleği ile bağlantılı olarak meydana gelen hastalıklar da sosyal güvenlik sistemi içerisinde bir sosyal risk olarak kabul edilmekte ve bu hastalıklar meslek hastalığı olarak nitelendirilmektedir.<br />
İş kazası ani bir olay olmasına karşın meslek hastalığı, belirli bir zaman dilimi içerisinde tekrarlanan bir sebeple oluşmaktadır. Meslek hastalığı, işin nitelik ve yürütüm şartlarından dolayı ya da işyerinin durumu dolayısıyla yavaş yavaş ortaya çıkan bir sağlık sorunudur.</p>
<p>Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine göre tespit ve tayin edilir.</p>
<p>506 sayılı Yasanın 18. maddesi (5510 sayılı Kanun m.14), “Meslek hastalığı; sigortalı olarak çalıştığı ve böyle bir hastalığa sebep olacak işten veya iş yerinden ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ise sigortalının bu Kanunla sağlanan yardımlardan yararlanabilmesi için; eski işinden veya iş yerinden fiilen ayrılması ile hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için; yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması gerekir.</p>
<p>Ancak, meslek hastalığının klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, iş yeri incelemesi ile kanıtlandığı hallerde, yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.” Düzenlemesini içermektedir.<br />
Gerek 506 sayılı Kanun’un 18 ve gerekse 5510 sayılı Kanun’un 14’üncü maddeleri uyarınca; işverenlerin meslek hastalığından sorumlu tutulabilmesi için, sigortalının bu işverenlerin hizmetinde çalışırken meslek hastalığına tutulduğunun ve meslekte kazanma güç kaybının bu hastalıktan kaynaklandığının tespiti, eski işinden fiilen ayrılma zamanı ile hastalığın meydana çıkması arasında, hastalık için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nde (Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) belirlenen süreçten (yükümlülük süresinden) daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır.</p>
<p>Yönetmeliğe göre, Yükümlülük süresi, sigortalının meslek hastalığına sebep olan işinden fiilen ayrıldığı tarih ile meslek hastalığının meydana çıktığı tarih arasında geçen en uzun süreyi ifade eder. Ancak meslek hastalığının klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelemesi ile kanıtlandığı hallerde, yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir. Burada önemli olan hastalığı belirleyen rapor tarihi değil, tıbbi verilere göre hastalığın ortaya çıktığı tarihtir.</p>
<p>Davaya konu somut olayda; Sigortalının 1994 tarihinde göğsünde ağrı hissederek hastaneye gitmesi ile akciğerlerinden rahatsız olduğunun anlaşıldığı, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi&#8217;nin 08.08.2003 tarihli Sağlık Kurulu Raporu ile sigortalıya pnömokonyoz meslek hastalığı teşhisi konulduğu, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu&#8217;nun 13.10.2006 tarih 18/1807 sayılı kararı ile sigortalının yakalandığı meslek hastalığı nedeni ile sürekli iş göremezlik oranının %51 olduğunun tespit edildiği, yargılama sırasında alınan raporda Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu&#8217;nun 15.05.2015 tarihli raporu ile sürekli iş göremezlik oranının E cetveline göre %60 olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır. Anılan meslek hastalığı içim yükümlülük süresi 10 yıldır. Bu nedenle, hastalık için öngörülen yükümlülük süresi ve yükümlülük süresi yönünden Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu karar ve onayı ile meslek hastalığının tespiti yönünden davalı Kurum tarafından yapılan işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmeli, sigortalının davalı şirkete ait işyerinden ayrıldığı 21.03.1975 tarihindeki sürekli iş göremezlik derecesi belirlenmeli, davalı işverenin kusur oranı 32 yıl formülü olarak adlandırılan yöntem uyarınca saptanmalıdır.<br />
Uygulamada 32 yıl formülü olarak adlandırılan ve yer altı kömür madeni işyerlerindeki toz oranının mevcut teknolojik olanaklarla belirli bir oranın altına indirilmesinin mümkün olmadığı ve yer altı çalışma koşulları tümüyle kontrol altına alınamayacağı için, 32 yıllık bir çalışma süresi sonunda meslek hastalığı üzerinde belirli oranda kaçınılmazlığın etkili olacağı kabulünden hareket eden yaklaşımın, yer altı kömür madeni işyeri dışındaki çalışmalardan kaynaklanan meslek hastalıklarına ilişkin kusur incelemesinde esas alınma olanağı bulunmamaktadır. Aksine yaklaşım, her tür meslek hastalığının oluşumunda belirli oranda kaçınılmazlığın etkili olacağı kabulüne yol açacaktır.</p>
<p>Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.<br />
O hâlde, davacı Kurum ve davalı &#8230; vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.</p>
<p>SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan &#8230;&#8217;a iadesine, 13.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p><a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr/meslek-hastaligina-dayali-rucuan-tazminat-yargitay-karari/">Meslek Hastalığına Dayalı Rücuan Tazminat Yargıtay Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ertugrulsafagulsun.av.tr">Gülsün Hukuk Bürosu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
